18 Ocak 2015 Pazar

FUTBOLDA KANAYAN YARA: ALTYAPI

Türk Futboluna altyapıdan oyuncu yetişmiyor. Bir çok futbol adamı bu durumun kritiğini yapmakta: Düşük fiyata çalışan altyapı antrenörleri, yaşı büyültülmüş altyapı oyuncuları, hocaların ligi kazanma hırsı, rekabetin eğitimin önüne geçmesi, tek tip antrenman modelleri, yetersiz tesis gibi bir çok çözülmeyi bekleyen problem var. Spor Danışmanı ve Antrenör İsa Özbilir bu problemlerin dışında akademik olarak değerlendirilmesi gereken iki problemden bahsediyor.

             FUTBOLDA KANAYAN YARA: ALTYAPI

  Altyapılar şüphesiz Türk Futbolunun kanayan yarasıdır. Milli takımımız dâhil bütün takımlar bu olumsuzluğun getirmiş olduğu eksikliği fazlasıyla hissediyor. Takımlar bunun faturasını ise, altyapıdan düzenli olarak kaliteli oyuncu çıkartamamakla ödüyor. Altyapıların bu kadar başarısız olmasında bir çok etken var. En önemli etken ise yetenek seçimi. Yetenek seçiminde iki durumun altını kalın bir çizgiyle çizmek gerekir:

1) Yeteneği seçen ekibin bilgi düzeyi 
2) Seçilen bireyin yetenek düzeyi

İyi bir yetenek seçiminde seçimin zamanında, kapsamlı ve bilimsel yapılması futbolda baskın rol oynayan motor özelliklerin gelişimindeki artışın belirlenmesi, yetenek seçimi ve branşa hazırlık arasında bir paralellik olması gerekmektedir. Burada amaç sadece yeteneği keşfetmek olmamalıdır. Sporcunun antrenman ve eğitim sırasında gösterdiği performansla birlikte değerlendirilmesi fevkalade önemlidir. Keza seçilen yetenekten verim alınabilmesi bedensel, fonksiyonel ve psikolojik açıdan iyi gelişmiş ya da gelişmeye müsait çocukların keşfiyle mümkün olabilir. Seçilen yetenekli birey iyi bir eğitim sürecinden geçmez ise kaybolabilir. Ülkemizde futbolcu adayı seçimi geçtikten sonraki senelerde; beklenen gelişimin altında bir performans sergiliyor. Futbolcu adaylarının seçimden sonra gelişim süreci verimlilik analizine tabi tutulmalıdır. Gereken aşamayı kaydedemeyen futbolcularla yollar ayrılmalıdır. Seçilen futbolcular motorik gelişim süresince her yıl eğitimcilerin tamamının katıldığı toplantılar yapılarak tekrar seçilmelidir. Bu felsefe ile mevcut sporcularda kaygı duygusu uyandırılıp; beraberinde ciddiyet hissi aşılanmış olacaktır. Bu sayede hem kadro şişkinliği hem de kaynak kaybı engellenmiş olur. Bizce yetenek seçimi, içinde bulunan durum ve vaziyetler (günün koşulları değerlendirilmeli) çerçevesinde olmalıdır. Tek tip yetenek seçimi yoktur. Tek kaynaklı seçim kılavuzu bizi yeteneğe götürmeyebilir. Yüzlerce kaynaktan yararlanılması halinde de mutlak başarı gelecektir diyemeyiz. Nasıl bilim kendini her geçen gün yeniliyorsa, yetenek seçimi de bundan nasibini alıyor. İspanya bu yıllarda hem futbolda mutlak söz sahibi hem de diğer branşlarda birçok dünya yıldızı yetiştiriyor. Hollandalılar her yıl 3-5 tane yıldız futbolcu adayı yetiştiriyor. Veya Almanlar çoğu spor branşında dikkatleri üzerine çekiyor. Biz bu ülkelerin yetenek seçimi kılavuzundan faydalansak veya birebir uygulasak mutlak faydası olur. Lakin yinede tam anlamıyla muvaffak olamayabiliriz. Bizim bu alanda başarılı olabilmemiz için kendi insanımızın özelliklerine, standartlarına uygun; en önemlisi ise ekonomik ve uygulanabilir olan bir sistem yaratmamız gerekir. Mükemmel olmasa da vasat bir sistemimizin olması hiçbir sistemimizin olmamasından çok daha iyidir. İyi bir altyapı sisteminiz yoksa uzun süreli sportif başarıların bulunduğunuz yere uğramayacağını düşünüyoruz.

    Geçmişte ve günümüzde uygulanan altyapı çalışmalarının çoğunu gerçekçilikten, bilimsellikten, usçuluktan, yaratıcılıktan fevkalade uzak görüyoruz. Bir makinenin seri üretim yapması gibi; altyapıdan sürekli iyi oyuncu çıkartabilmeliyiz. Bu oyuncular dünyanın tanınan kulüplerinde, senelerce üst düzey futbol oynayarak kalabilmeliler. Bu ise altyapılara seçilmiş olan futbolcu adaylarının sistematik bir şekilde antrene edilmesiyle mümkündür. Altyapıların ilk durağı olan yetenek seçimine, ülkemizde gereken hassasiyet gösterilmiyor. Çocuklar üstün körü, belirli kıstasları olmayan seçimlere tabi tutuluyor. Kontenjan gereği rastgele oyuncular alınıyor. Bu oyuncular bilimsel ve akademik antrenmanlardan uzak şekilde eğitiliyorlar. A takım seviyesine geldiğinde ise motorik gelişim açısından çok eksik yetişmiş oluyor. Antrenör yaptırdığı birim antrenmanın, sporcunun hangi özelliğini geliştirdiğini, fizyolojik olarak vücuttaki etkileşimini bilmeden yaptırıyor. Altyapı çalışanlarının antrenman bilimindeki bilgi düzeyi son derece düşük. Eğer mevcut şekilde devam edersek yeteneği bulsak dahi yıldızlaştıramayız. Bu sistem yeteneği bayağı, bayağı olanı da yetenekli gösteriyor. Donanımsız, tek yönlü, vasat oyuncular yetiştiriyoruz. Bu da ortalama takımlara sahip olmamıza neden oluyor. Bizim ülkemizde yıldız diye nitelendirdiğimiz oyuncular, Avrupa'nın sıradan takımlarında ancak forma giyebiliyorlar. Dünya ya da Avrupa çapında yıldız oyuncu çı-kar-ta-ma-yız. Sadece iyi oyuncu çıkartabiliriz; o da ya tesadüfen ya da çok çalışarak. Arpa eken buğday biçemez.

    Altyapılarda uygulanması gerektiğini düşündüğümüz sistemin, bir bölümünü (2006-2010 arası yapılan akademik bir çalışmanın çok minik bir bölümü) değerli okurlarımız için paylaşıyoruz: Altyapıda yeteneğin seçilmesi, yeteneğin geliştirilmesi, yeteneğin değerlendirilmesi, yeteneğin sunulması. Bu dört aşama çok önemlidir. Ve her biri ayrı uzmanlık alanıdır. 1. Evre olan yeteneğin seçilmesi, sadece gözlem yoluyla yapılmamalıdır. Antropometrik uygunluk ölçümleri yapılmalıdır. Motorik özelliklerin tamamını ölçebilecek testler yapılmalıdır. Test sonuçlarının değerlendirilebileceği skalalar hazırlanmalı. Son olarak seçim boyunca göstermiş olduğu performans puanları, en iyiden en kötüye kadar kayıt altına alınmalıdır. Futbolcu adayının futbol yeteneğine en son bakılmalıdır. Biz de ise ilk önce en son yapılması gereken yapılıyor. 8-10 sene futbolcu adayı için emek harcanıyor. Sonra bu oyuncu yeteri kadar hızlı değil, şu oyuncu çok zayıf ve kuvvetsiz, o oyuncunun boyu kısa ve patlayıcılığı kötü, çevik değil, çabuk değil... 2. Evre olan yeteneğin geliştirilmesi bambaşka ve en zor olan etaptır. Burada büyük oyuncuların yaptıkları antrenmanların,  küçük oyunculara mikrosunun uygulanması eksik verim alınması açısından yanlıştır. Yaşla ilerledikçe antropometrik, anatomik ve fizyolojik değişimlerin, performansın gelişimi olarak görülmesi gibi bir çok hata yapılıyor. Bu evrede motorik gelişim hızları belirlenmeli, her motorik özelliğin geliştirileceği antrenmanlar yapılmalı, antropometrik gelişim sürecinde bazı motorik özelliklerin çalışma hızı azaltılmalı, beceriler birçok metotla anlatılmalıdır. Bu iki evre akademisyenlerin daha etkin rol alması gereken evredir. Çünkü ilk iki evrede akademik çalışmalar fazlasıyla yer tutar. Futbolcu adayları, bu yaşlarda her mevkide oynamalıdır. Erken branşlaşmaya kesinlikle izin verilmemelidir. İkinci ve üçüncü evrede ise tam tersi bir durum söz konusudur. Bu evrelerde ise alaylı antrenörler daha çok devreye girmelidir. Bu evreler futbolcu adaylarının genel eğitimlerini tamamlayıp, özel eğitimlere geçiş evreleridir. Yani branşlaşma evresidir. Bu evredeki çalışmalarda mevkinin gereklilikleri, pozisyonlara göre yer ve şekil alma, tek -tak v.s. gibi başka bir uzmanlık alanı söz konusudur.

Altyapı olarak Avrupa kulüplerinin altyapılarından bir hayli geriyiz. Farkı kapatmak için de  gereken mesaiyi ayırdığımızı net olarak söyleyemeyiz. Net olarak şunu söyleyebiliriz: Altyapıdan gerekli eğitimi almayan bir sporcu, üstyapıda dünyanın en iyi teknik ekibiyle çalışsa dahi, altyapı eksikliğini kesinlikle gideremez. Sebebi ise motorik becerilerin gelişim özelliklerine ve yaşlarına göre sınıflandırma yapılmaması. 6-8 ile 13-14 yaş arası motorik özelliklerin en fazla geliştirilebilen yaş aralığı olduğu için bu evrede geliştirilemeyen özellik (dayanıklılık motoriği hariç ) ileriki yaşlarda üzerinde ne kadar durulursa durulsun katiyen gelişmez, geliştirilemez. Ülkemizde hem spora hemde futbola başlama yaşı büyük olduğu için motor özelliklerin tamamına yakınının gelişim süreleri tamamlanmış oluyor. İşte bu nedenden ötürü futbolcularımız büyük kulüplerde oynayamıyorlar, senelerce üst düzey kalamıyorlar, futbolu çok yönlü beceremiyorlar. Biz bütün bu sorunları aşabilecek potansiyele sahibiz. Ülkemizde  altyapı konusunda uzman olan eğitimciler yok değil. Sorunları bildiğimiz gibi çözüm önerilerimiz de hazır. Hiç zaman kaybetmeden gençlerin yeteneklerini seçebilecek yetenek seçimi klavuzu hazırlanmalı.  Antrenman metodlaması hazırlanmalı. Futbolcu adaylarının ileride karşılaşabileceği sorunları öngörüp, onları geleceğe daha donanımlı bir şekilde hazırlamalıyız. Ülkemizde futbol sporu profesyonel ama çoğu yönetimin futbola olan perspektifi amatör seviyede. Özellikle altyapıları, altyapı konusunda uzman olan kişilere bırakmalıyız. Aksi takdirde altyapıdan amatörce yetiştirilen futbolculardan, A takımda profesyonellik beklemek çok lüks olur.
                                                               
                           Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa ÖZBİLİR

Kaynak: Vakıf Rize Dergisi ( Rize kültür ve sosyal yardımlaşma vakfı yayınıdır.)
Yıl: 2012     Dönem: Kış

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder