17 Ocak 2015 Cumartesi

FUTBOLDA ALT YAPIYA BİLİMSEL BAKIŞ

 ALT YAPIYA BİLİMSEL BAKIŞ

    Tütkiye'den niye  iyi, kaliteli, vizyonlu, üst düzey ve donanımlı  futbolcu çıkmıyor VE NASIL ÇIKAR sorusunun bilimsel tek cevabını Antrenör İsa Özbilir veriyor.            

     Genç bir nüfusa sahip 80 milyonluk bir ülke milli takımının yarısı yabancı ülke altyapılarından yetişmiş gençlerden oluşuyorsa , burda biraz durmak lazım. Futbolda ülkemizde özellikle altyapı konusuna daha ciddi eğilmek gerekiyor. Uzmanların çoğu bir çok altyapı sorunundan bahsediyor. Söylenen sorunları artık herkes biliyor. Söylemler birbirinin tekrarı niteliğinde. Türk futbolunun altyapısı adına daha önce hiç bir yerde duymadığınız bir kaç konudan bahsedeceğiz. Türk futbol altyapıları adına 2006-2010 yılları arasında yapılmış olan bu çalışma bir araştırmanın ötesinde bir projedir. Bu proje alt yapılardaki yetenek seçimi ve seçilen futbolcu adaylarının yetiştirilme evrelerini bizzat yerinde incelemiştir. Bilimsel temellere dayanan bu akademik çalışma bir proje halini almıştır. Medyada konuşulan altyapı sorunlarının da altyapısını oluşturan bu sorunlar popülizm çok uzağındadır. Bunun sebebi ise anatomi, antropometri, fizyoloji, kinesyoloji, hereket gelişimi, spor biyomekaniğini bilen spor bilimcilerinin ve bu tarz bilimsel çalışmalar yapan ( çok az sayıda insan) akademisyen-antrenörlerin medyada yer alamamalarıdır. Yukarıda yazdığımız gibi 2006-2010 yılı yapılan bir çalışması olduğu için isimler güncel değildir. Okurken bu konuyu dikkate alarak döneme göre değerlendirmekte fayda vardır. Projenin içeriğinden detaylara girmeden dergimize yazan Antrenör İsa Özbilir, konuyu iki sayfalık şöyle özetliyor:

    Futbol gibi çok yönlü ve stratejik bir oyunda şüphesiz en önemli etken yetenek seçimidir. Yetenek seçimi esnasında bilimsel bir yardım alınmayan seçim eksik olur. Yetenek seçimi yaparken ve yeteneği geliştirirken motorik özellik testini , antropometrik testleri inceleme konusunda uzman olan eğitimci ve antrenörlerden yardım alınmalıdır. Başarılı futbolcuların yetişmesi sadece seçimle yani gözlem metodu ile yapılamaz . Seçilen yıldız adaylarının motorik özelliklerinin (hız,sürat,beceri,vs.) tamamı ölçülmeli . Seçimden sonraki sürelerde verimlilik analizi yapılmalı . Gelişim hızı ve hangi motorik özelliğin ne kadar geliştiği titizlikle takip edilmeli . Psikomotor özellikleri ayrı ayrı incelenerek ve çalıştırılarak altyapıdan üstyapıya daha donanımlı bir şekilde geçmesi amaçlanmalıdır . Futbolcularımızın saman alevi gibi birden parlayıp sönmemesi ; Avrupalılar gibi futbolu bırakana kadar formunu koruması ve üst düzey kalabilmesi ancak ancak doğru bir seçim ve gelişimle mümkündür. Futbolda yetenek seçimi yapılırken göze çarpan en büyük üç hatayı şöyle sıralayabiliriz :

Hata 1) Seçim geç yapılmakta.

ÇÖZÜM 1 ) Türkiye’de futbola başlama yaşı fazla olduğundan seçim yapılana kadar psikomotor özelliklerin gelişim hızı yavaşlamaktadır . Yedi yaşına kadar seçim tamamlanmalıdır . Çok yetenekli ise bu sayı artabilir .

Hata 2) İyi top oynuyor mu , yetenekli mi? Kriteri aranmakta.

Çözüm 2) Altyapılara sadece iyi top oynayanlar alınmamalıdır.İyi top oynayanın yanında fiziki ve anropometrik uygunluk  da aranmalıdır. İyi top oynamayabilir, lakin seçiminin zamanında ve bilimsel yapılmasıyla bu beceri geliştirilebilir. İyi top oynayan ise iyi bir eğitimden geçmez ise kaybolabilir.

Hata 3) Yetenek seçimi yapan altyapı antrenörlerinin yetenek seçimi konusunda bilgi düzeylerinin düşük olması .

Çözüm 3) Yetenek seçimi yapan altyapı antrenörlerinin sadece gözlem yaparak yetenekleri keşfetmeleri mümkün değildir. Yetenekleri seçerken daha kapsamlı testlerden geçirilmesi gerekmektedir. Bu sayede sporcunun yeteneklerinin yanında zaaflarını da görme fırsatı buluruz. Yeteneği antrenör değil sistem seçmelidir.

  Ülkemizde genelde altyapı seçmeleri şöyle yapılmaktadır: 15-20 dk (en fazla) futbolcu adayları futbol oynamaktadır. Dört, beş antrenör tarafından yüzlerce sporcu izlenmektedir. Sporcular kendilerini göstermek için takım arkadaşlarına bile (çünkü rakibi) pas vermemektedir. Bazı sporcuların ayağına birkaç kerenin dışında top bile değmeden seçim tamamlanmaktadır. Bu şartlarda altyapı antrenörlerinin doğru bir seçim yapması mümkün değildir. En yetenekli sporcu bile böyle bir ortamda yeteneklerini ortaya koyamayabilir. Bazı kulüpler ise kontenjan gereği seçimi üç etapta yapmaktadır.
Mecburen acele bir şekilde eleye eleye sporcunun en yeteneklisi seçilmektedir. Üzerinde durulmadan yapılan bir yeteneğe altı-yedi sene emek (para) verilir, hoca tahsis (para) edilir, zaman kaybı(para) yaşanır. Üstyapıya geldiğinde ise ‘’bu çocuk yetersiz’’ denilir. Peki bu çocuk mu yetersiz yoksa bu çocuğu seçip yetiştirenler mi (yetiştiremeyenler mi ) yetersiz . Sonunda sporcuya bir ton para harcanır ve A takıma dışarıdan transfer yapılır . Yani yeteneği doğru seçip yetiştirememekle para kaybı olurken, A takımına transferle ikinci kez para kaybı yaşanmaktadır. Kısacası altyapılar üstyapıların bir parçasıdır. Ayrı ayrı düşünülemez . Biz ‘’ sadece A takımının şampiyonluğu ile ilgileniyoruz’’ denemez.

    Altyapılar çok önemli kurumlardır. Uzman kişiler tarafından adam kayırmadan profesyonelce yönetilmelidir aksi ; takdirde başarı beklemek hayalcilik olur. Altyapılarda tesisleşmeye, antrenörlere, sporculara, doktorlara, masörlere, teknik heyetin ve futbolcuların sportif malzemelerine, deplasman giderlerine , diğer tesis çalışanlarına , elektirik - su – doğalgaz – iletişim ( telefon ,internet vs. ) gibi alanlara fazla gündeme gelmese bile büyük rakamlar harcandığını biliyoruz . Bu kadar büyük bütçelere mal olan altyapıların realizm ve rasyonalizmden uzak  amatörce  yönetilmesi bizleri son derece üzmektedir . Hem altyapılara bu kadar bütçe ayıracaksınız hem de bir tane futbolcu çıkartmak için dört- beş yıl uğraşacaksınız . Başarısızlıkta büyük pay sahibi şüphesiz bilgi eksikliğinden dolayı altyapı çalışanlarının fakat yönetim mekanizması da başarısızlıkta pay sahibidir. Çünkü : Altyapılara bu denli büyük bütçelere ayrılırken neden bu başarısızlığın hesabı sorgulanmıyor, A takım başarısızlığı niye görmezlikten geliniyor.

  Fenerbahçe Spor Kulübü altyapıya çok önem vermesine rağmen , kulübe uzun yıllar faydalı olacak veya büyük paralar karşığında Avrupa kulüplerine satacağı futbolcular çıkartamamıştır.
Başkan Aziz Yıldırım da bu sıkıntının farkındadır ki haziran  2008 yılında İstanbul Erken Lisesi’ni ziyareti sırasında şu önemli açıklamayı yapmıştır: Altyapılara önem vermiyoruz . Her sene İKİ TRİLYONA yakın bir bedel ödüyoruz . Maalesef altyapıda iyi eğitimci olmamasından dolayı yukarıya futbolcu çıkartmıyoruz. Bu nedenle mecburen yurtdışından transfer yapıyoruz. Türk futbolunda en büyük eksiklik eğitimcinin olması. Hep kazanmayı düşünüyoruz. Sistem kazanmak üzerine kurulmuş. Halbuki altyapılarda oyuncuları iyi birer sporcu olarak yetiştirerek iyi bir gelecek hazırlamak lazım . Ama maalesef biz hep yarışmacı olarak yetiştiriyoruz . Yurtdışından hocalar getirttik ama tutturamadık . Fazla maaş aldı , söz oldu . Bunların başarısız olması için her yönde çalışma yapıldı . Bizde bunları göndermek zorunda kaldık. Belki uzun yıllar kalsalardı başarılı olurlardı ve iyi değişimler olurdu . Yani sıkıntı şu ; Altyapılardan iyi oyuncu alıyoruz  Başkan Yıldırım açık sözlülükle çok yalın bir dille kendi somut tahlilini yapmıştır. Soruna farklı perspektiften bakarak sıkıntının nereden kaynaklandığını görmüştür. Fenerbahçe yönetimi yurtdışından antrenörler getirterek sorunu çözmeye çalışmış fakat sorunu çözüme kavuşturamamıştır .

    Fenerbahçe futbol takımının son on yılına bakıldığında altyapıdan şu isimler göze çarpmaktadır: Semih Şentürk ,Mert Gönok, Gökay İravul, Okan Alkan , Can Arat , Volkan Babacan, Oğuz Dağlaroğlu , Ömer Karabacak . Bu isimler Fenerbahçe altyapısından büyük umutlarla yetiştirilen sporculardır. Semih’in dışında kulübe uzun süre faydalı olan futbolcu yetiştirememişlerdir. Semih’in dışında yetişen futbolcular Fenerbahçe A takımı kalitesine uygun görülmediği için tam verim alınması gereken yaşta Anadolu kulüplerine veya bir alt kategoriye ( 2.lig ) bedavaya yakın bir bedele gönderilmektedir. Hatta kulüplerimiz bu göndermeleri zorunlu olarak yapmaktadır. Neden mi? Çünkü iyi yada kötü bir çok futbolcu altyapıdan üstyapıya zorunlu olarak çıkmakta ve üstyapıda bir yığılma olmaktadır . Kadroların şişkinliği engellemek için zorunlu gönderme yapılmaktadır. Bu yüzden gönderilen kulüpten bedel bile talep edilemeyebiliyor. Semih’in 1999 yılında 16 yaşında İzmir takımlarından Özçamdibispor’dan genç takıma alındığını hatırlatarak Türkiye’deki altyapılara paranın dışında önem vermediğimizi gösteriyoruz. Burada sadece Fenerbahçe Spor Kulübü’ nü  itham etmek istemiyoruz. Diğer takımlarımız da çok farklı değiller. Beşiktaş Futbol Takımı son altı yılda 50 futbolcu transfer etmiştir. Taşıma su ile değirmenin dönmeyeceğini kulüplerimiz maalesef görmemektedirler. Yönetimler her yıl iki-üç yıldız transfer sözü vermekte, keşke her yıl altyapıdan iki-üç yıldız çıkartma sözü verseler. Bedelsiz yıldız oyuncu aldık diye seviniyorlar . Sanki bonservis ücreti ödemeyince bu yıldızlar bedava oynuyor . Yine bir ton para veriliyor güzelim ülkemize getirilmek için . Yönetimler yıldız oyuncu transfer ettiği zaman başarı sayılıyor.

  Aslında altyapıdan sporcu çıkartamadıkları için başarısızlıkları yıldız transferlerinden dolayı konuşulmuyor. Türk gençleri bir çok sporu başarılı bir şekilde yaparken, futbolda dünya yıldızı çıkartamıyoruz. Tabir-i caizse Türk gençlerinin futbola fazla yeteneklerinin olmadığı gibi bir intiba oluşmuş olsa da ; bizler yetenek ve bilgi eksikliğinin altyapı eğitimcilerinde olduğunu bilmekteyiz.

 Altyapı denince akla gelen ilk takım Ajax olsa gerek. Peki nasıl oluyor da Portakallar bu işi senelerdir başarı ile yapıyor. Nasıl oluyor da her yıl birkaç yıldızı dünya futboluna sunuyorlar. Çok basit: Sistemsizliğin sistem olduğu altyapılara SİSTEM getirerek. DE Toekomst . Türkçesi gelecek anlamına tekabül etmekte. Ajax 1994-1995 yılında kazandığı Şampiyonlar Ligi kupasından aldığı paralarla bu sistemi kurmuş. Daha profosyenel olmadan yetiştirdiği gençleri Avrupa kulüplerine satıyorlar. 10 antrenör 8-18 yaşları arası çocuklarla ilgileniyor. E kategorisinden A kategorisine küçükten  büyüğe doğru sıralanıyor. Ve EN ÖNEMLİSİ F kategorisi açarak yetenek seçimini 6 yaşına indirmeyi amaçlıyor. Antrenörlerin dışında altyapılarda doktor, 6 masör , üç kişilik sağlık ekibi , fizyoterapist , günlük besin ve vitamin ihtiyacını karşılayan uzmandan oluşuyor. Yıllık bütçesi 50-55 milyon dolar. Bunun büyük bir kısmının altyapıya ayrıldığı kulüp tarafından söylenmekte. Yılda 3-4 kes 1500-2000 kişinin katıldığı seçmeler yapılıyor. 15 kişilik bir ekiple yıldız arıyorlar. Yıldız avcıları ülkeleri şehirleri, mahalle aralarını gezerek bakalım Ajax’a son on yılda hangi isimleri kazandırmış: Clarence Seedorf , Edwın Van Der Sar , Wesley Sneijder , Rafael Van Der Vaart, Klas Jon Huntelar , Ryan Babel , Nigel De Jong , Maarten Stekelenburg , Thomas Vermealen, Stekelenburg, Thomas Vermealen, Steven Piennaar . Edgar Davids ise uzun süreli yaralanmaların ardından C.Palace takımı ile bu sezon başı 37 yaşında olmasına rağmen futbola geri dönmüştür. Bu isimler hem Ajax’ta uzun yıllar ter dökmüş hem de Avrupa’nın zirvesinde olan kulüpleri ile anlaşmışlardır.

    Hiyerarşik yapının kusursuz işlediği, kimsenin başkasının işine karışmadığı, herkesin en iyi yaptığı işi yaptığı bir sistemde hata yapma olasılığı çok düşük.
 Bizler –genç eğitimciler –biliyoruz ki : Bilimsellikle, profesyonelce düşünülüp hareket edildiğinde Ajax’ın gölgesinde kalmayacağımızın farkındayız. Yeter ki yönetimler ‘’ yönetimler ‘’ cambaza bak ‘’ oyununu oynamaktan vazgeçsinler. Cambaz ise Ricardo Quaresma …

                                    Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa ÖZBİLİR

Kaynak: Vakıf Rize Dergisi (Rize kültür ve sosyal yardımlaşma vakfı yayınıdır.)
Yıl: 2011     Dönem: Sonbahar

2 yorum: