30 Ocak 2015 Cuma

Genç Sporculara Aşırı ve Gereksiz Yüklenme

Genç Sporculara Aşırı ve Gereksiz Yüklenme

    Genç sporcuların fizik performansı geliştirme üzerine odaklanmaya gerek duymadığı kanıtlanmıştır. Genç oyuncular, düzenli driller ve oyunlarla yeterli fizik antrenmanı yaparlar. Danimarka’daki bir çalışmada, 15 yaşın altındaki oyunculardan, dayanıklılık antrenmanı yaptırılmayan futbol kulüplerindeki 132 genç oyuncuya özel bir futbol dayanıklılık testi uygulandı. Bu sonuçlar Danimarka liginde oynayan 82 yetişkin oyuncunun sonuçları ile karşılaştırıldı.15 yaşından küçük oyuncular, özel dayanıklılık antrenmanı yapmamalarına rağmen, yaş ile performansta bir artış vardır.

     18 yaşındaki oyuncuların sonuçları, yetişkin lig oyuncuları kadar yüksektir. Bir oyuncunun, genç yaşlarda dayanıklılık antrenmanı yapmaksızın, yetişkin oyuncular gibi üst düzey bir seviyeye ulaşabileceği görülmektedir. Dayanıklılık antrenmanı yapmayıp, zamandan tasarruf eden bu yaş grubunda, teknik becerileri ve motorik özellikleri geliştiren antrenmanlara zaman ayrılmalıdır. Çünkü oyuncular yetişkin olduklarında, bu çeşit antrenmanları fazlasıyla yapmaktadır.

                                      Bütün Spor Branşları İçin Geçerli

    Altyapı oyuncularına gereğinden fazla ve yanlış yüklenme sonucunda birçok önlenemez olumsuzlukla karşılaşılıyor. Bu sebeple; pubis, repatetif stres (aşırı yüklenme sendromu), romatizmal hastalıklar, diz ve ayak bileği sakatlıkları, kas imbalanzı sağlayamama (ortak kasların çekiş yönündeki dengesizlik), tendirit(alışkanlık dışı hareket) gibi yaralanma ve sakatlıklar olmaktadır. Oyunculara altyapılarda kas, bağ, tendon, ligament esnekliklerini ve eklem hareket genişliğini yeteri kadar geliştirilmeden yükleniliyor. Bu aşırı yüklemeler genelde tek tip ve dengesiz yapılmaktadır. Oyuncular aynı antrenmanları senelerce yapmaktalar.

    Antrenörler bu antrenmanları yaptırırken vücudu önarka (anterior-posteriör), alt-üst(horizantal), sağ-sol (frontal) diye planlara ayırmadan ve agonist-antagonist ayrımı yapmadan yükleniyor. Bu antrenmanlara maruz kalan oyuncularda pubis gibi kalıcı sakatlıklar, uzun süreli yaralanmalar, sürantrene olarak formdan düşme veya futbolu bırakma gibi birçok olumsuzlukla karşılaşılıyor. Bu tip sakatlık ve yaralanmalar ülkemiz oyuncularında fazlasıyla görülmektedir. Ayrıca futbolcuların antrenmanda hiçbir müdahale yokken sakatlanma ve yaralanma olayları ülkemizde Avrupa’ya oranla çok daha fazla.

    Avrupa liglerinde mücadele eden takımlar oyuncularına bizlere göre çok farklı, bilinmeyen metotlarla antrenman yaptırmamakta. Sadece hangi yaş gurubuna ne yapılması, ne kadar yapılması, hangi antrenmanı hangi antrenmandan önce veya sonra yapılması ve ne zamana kadar yapılması gerektiğini biliyorlar. Avrupa’da bize göre daha zorlu ve mücadeleci ligler var. Bu liglerde oynayan oyuncular 12 km gibi ciddi mesafe kat ediyorlar. Bu oyuncuların her yönden en üst düzeyde olması ve formunu da mümkün oldukça koruması gerekmektedir. Bu zorlu şartlarda antrenman yapan Avrupalı oyuncularda bu tip olumsuzluklar ülkemizdeki kadar görülmemekte.

                                                                         Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı      
                                                                                                           İsa ÖZBİLİR

Kaynak:Bangsbo Jens ( 1994 ) Futbolda Fizik Kondisyon Antrenmanı  
Yayınevi: HO+Storm,Bagsvaerd _ Danimarka 
2010 Özbilir isa Yetenek seçimi projesi
                       


Bir Futbolcu Ne Zaman Neyi Yemeli

Bir Futbolcu Ne Zaman Neyi Yemeli

    Futbolda performansa olumlu etki yapanların en önemlilerinin başında kuşkusuz sporcu beslenmesi geliyor. Peki, sporcular olarak beslenme hakkında ne kadar bilgimiz var. Neyi, ne zaman, neyle beraber, neyden önce ve neyden sonra yemeliyiz. Bir futbol maçında karbonhidrat enerji üretimi için kullanılır.

    Müsabakanın devre arasında ve sonrasında kas glikojeni düzeyindeki düşüklük, büyük miktarda karbonhidratın kullanıldığını gösterir. Yapılan bir test sonucunda oyunculardan 4’ünde kas glikojen depoları, birinci devreden sonra hemen hemen boşaldı. Video film analizinden bu 4 oyuncunun ikinci devrede, diğer oyunculardan oldukça az mesafe kat ettikleri bulundu.

    Bu suretle onların fizik performans düzeylerini düşük kas glikojeniyle azaldığı belirlendi. Eğer oyuncuların kas glikojen depoları maçtan önce arttırılmış olsaydı, ikinci devrede daha iyi performans sergileyecekleri kabul edilir. Kaslarda glikojen depolanmasının en yüksek potansiyeli, egzersizden hemen sonradır. Bu nedenle, müsabakadan veya bir antrenmandan sonra ilk 30 dk en geç 40 dk içinde hem katı hem de sıvı şekilde karbonhidrat tüketilmesi önerilir. Bu, özellikle günde çift idman yapan oyuncular için çok çok önemlidir. Karbonhidratlar, basit ve kompleks olarak iki gruba ayrılır. Basit bir örnek:

 Basit                                                                         Kompleks

: Düşük yağlı şekerlemeler                                        Patates
: Ttatlılar /Şeker                                                         Sebzeler
: Kekler                                                                      Hububat (yulaf)
: Kesme şeker                                                            Ekmek
: Reçel ( marmelât )                                                   Makarna / Pilav
: Hafif içecekler

    Her iki çeşit karbonhidrat, kas glikojen depolarının tekrar yerine getirilmesi için kullanılabilir. Egzersizi izleyen ilk birkaç saatte, basit karbonhidratların tüketimi; kompleks karbonhidratların alımından daha çabuk glikojenin depo edilmesine neden olur. Ancak 24 saatten sonra basit ve kompleks karbonhidratlar arasında bir fark yoktur. Kompleks karbonhidrat kaynakları, daha yüksek bir besleyici değere sahiptir. Çünkü vitamin, mineral ve lif ihtiva ederler. Bu yüzden tercih edilmelidirler.

    Altyapılardaki geleceğimiz olan sporculara daha küçük yaşlarda beslenme alışkanlığını kazandırılmalıdır. Günlük, haftalık, antrenman öncesi, sonrası, müsabaka öncesi, sonrası;yapılan aktivite esnasında (kuvvet, sürat, dayanıklılık) kullanılan enerji sistemleri belirlenmelidir. Ve sporcunun o aktivite sırasında hangi enerji depoları azaldıysa ilk 30 dk içinde o besinleri alması elzemdir.

                                                               Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı      
   
                                                                                                          İsa ÖZBİLİR

Kaynak:Bangsbo Jens ( 1994 ) Futbolda Fizik Kondisyon Antrenmanı  
Yayınevi: HO+Storm,Bagsvaerd _ Danimarka 
2010 Özbilir isa Yetenek seçimi projesi
                                                                                                                       

Aktif Ve Pasif Dinlenme İle Laktat İlişkisi

Aktif Ve Pasif Dinlenme İle Laktat İlişkisi

    Bir maç veya yoğun antrenman bölümünde laktat aktif olan, kaslarda birikir. Hafif normale dönme egzersizi, laktatın daha çabuk uzaklaştırılmasına yardımcı olacaktır. Düşük yoğunluktaki koşuda kan laktatının, dinlenik durumdan en az üç kat daha çacuk azalacağı sabittir. Laktatın daha çabuk uzaklaşması için, bir antrenmanın veya müsabakanın ardından en azından 10 dk jogging yada dar alanda pasif küçük oyun gibi düşük aktiviteler yapılmalıdır. Bu aktivitelerin ardından ise germe egzersizleri muhakkak yapılmalıdır.

    Ülkemizde dahil olmak üzere bir çok futbol liginde, müsabaka sonrası toparlanma egzersizi yapılmamaktadır. Toparlanma için müsabaka ertesi gün beklenir. Hatta bir gün ara verip, iki gün sonra toparlanma antrenmanı planlayan bir çok antrenör var. Müsabakanın sonunda tesisden ayrılmadan takımına toparlanma egzersizi yaptılan antrenörlerin sayısı az değil. Bu antrenörlerin % 90'ı akademisyen futbol adamlarından oluşuyor.

    Futbol branşında toparlanmayla ilintili, yıllardan beri gördüğüm en büyük hatalardan bir tanesi ise oyuncu değişiklikleridir. Dünyanın heryerinde ne sporu yaparsanız yapın antrenman metodolijisinde değişmeyen tek kural vardır. O kural ısınma (ön hazırlık) - antrenman ( ana bölüm) ve soğumadır. Bir futbolcu oyuna başlarken ısınıyor, oyununu oynuyor ama soğumasını yapmıyor. Örnek vermek gerekirse şöyle:
    Müsabakanın 70. Dakikasından çıkan bir oyuncu yedek kulübesine gidiyor ve müsabakanın sonlanmasını orada bekliyor. Futbolcu oyundan çıkarken; yüksek nabız , kas tonularında gerilme ve kasılma, kılcal damar patlamaları, yüksek laktik asit oranı başta olmak üzere birçok anatomik ve fizyolojik değişiklikler içindedir. Organizma sayısız yüklenmeye maruz kalmıştır. Futbolcu toparlanma egzersizi yapmak için müsabaka sonunu dahi beklememelidir. Isınma yerlerine gidilip nabzın dinlenik seviyelere yaklaşması, kasılan kasların esnetme veya strechıng hareketleri ile normal haline yaklaşması, joggıng koşusu yaparak laktik asidin kısmen de olsa bir kısmının organizmadan uzaklaştırılması başta olmak üzere; toparlanmayla ilgili metotların kesinlikle uygulanması gerekmektedir.  

    Toparlanma antrenmanı yapmak için ertesi gün beklenmemelidir. Çünkü, kasların müsabaka anında kasılmanın getirmiş olduğu reaksiyonlarla kısaldığı gözlenmiştir. Müsabakayı veya antrenmanı bu tip aktivitelerle bitirmezsek kas boyu kısa kalır. Hem laktik asit birikmesi hem de kas boyunun normal boyuna getirilmemesinden dolayı, organizmada olması gerekenden daha fazla yorgunluk olur. Böylelikle bir sonraki antrenmanın kalitesi düşebilir.

    Futbolculara her antrenman ve müsabaka sonlarında toparlanma olarak, germe veya streching egzersizi yapılmalıdır. Çünkü, kısıtlı hareket genişliliği sonraki brim antrenmanın performansına olumsuz etki içinde olacaktır. Aşırı ve ani zorlanmalarda kas kopmalarına yol açabilir. Bacaklardaki belirli kasların uzunluğunun, devem eden bir futbol maçında oldukça kısaldığı gözlenmiştir ve normal uzunluğun tekrar yerine gelmesi 2 günden daha fazla zaman alabilir. Maç oynayarak, düzenli streching ve açma germe yapmaksısın sık antrenman yapmak, kasların sürekli olarak kasılmasına neden olur. Futbolda çok kullanılan temel kas grupları, antrenman veya müsabakadan sonra eski haline getirilmelidir.

                                           Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa ÖZBİLİR

Kaynak: Yetenek seçimi projesi
Yıl: 2010                                                                                                 


Futbolda Fiziksel ve Taktiksel Açıdan Mevkilere Yönlendirme

Futbolda Fiziksel ve Taktiksel Açıdan Mevkilere Yönlendirme 

    Futbolda mevkilere yönlendirme yaparken oyuncunun motorik ve fiziki yeterliliklerinin yanında, yönlendirilen mevkiye göre özgüven, sportif zekâ, soğukkanlılık gibi parametreleri de göz önünde bulundurmak gerekir. Sinirli, telaşlı veya bireysel (bencil) oynamayı seven bir oyuncuyu mevkiye yönlendirirken bu özellikleri gözönüne alınmalıdır.
 
    Futbolcu, fiziki ve fizyolojik yeterliliğinin yanında, oynayacağı mevkinin sorumluluğuna sahip, mental olarak bu mevkide görev almaya hazır olmalıdır. Bu nedenle uzmanlar tarafından, futbolcunun özelliklerine göre hangi mevkilere yönlendirileceği belirlenmiştir. Uzmanların yapmış olduğu oyuncu kriterleri, her mevki için mevcuttur. Uluslararası geçerliliği olan bu kriterlere, kanımca olması gereken özellikleri de ekledim. Ön libero ve hücum oyuncularında olması gereken özellikler nelermiş bakalım. Sonra da  takımımızdaki bu iki mevkide oynayan oyunculara bakalım. Bu özelliklerden kaçına sahip yada kaçından mahrum.  

İyi Bir Ön Libero

: Üst düzeyde savunma
: Oyun kuruculuğu
: İyi oyun tekniği
: Üst düzeyde taktik bilgi
: Zeka
: Yüksek sorumluluk duygusu
: İyi bir oyun alanı görüşü
: Takım liderliği
: Strese karşı dayanıklılık
: Özgüven gibi özelliklere sahip olmalıdır.

    Hücum oyuncularının çok çabuk olarak oyun pozisyonlarındaki değişiklilerle uyum göstermeleri gerekmektedir. Bunu yapabilmek için oyunun gerektirdiği teknik, taktik ve kondisyonel özelliklere sahip olmalıdırlar. Bu mevkide oynayan oyuncuların hücum davranış şekilleri geliştirilmelidir. Hücum sırasında düşünmek için fazla zaman yoktur, anlık kararlar vermek gerekir. Çünkü hücum oyuncuları kendilerine atılan pasları ve yapılan ortaları golle sonuçlandırabilecek becerilere sahip olmalıdırlar (hedefe yönelik vuruşlar yapabilme, algılama, reaksiyon gösterme, karar verme, çabukluk vepatlayıcı kuvvet özellikleri gibi).

İyi Bir hücum Oyuncusu

: Israrlı, sabırlı ve inatçı
: Baskı altında topa sahip olabilme
: İkili mücadelelerde üstünlük sağlayabilme
: Süratlilik
: Dar alanda çabuk hareket edebilme
: Her iki ayağını da iyi kullanabilme
: Top sürme ve çalım atabilme
: Kafa toplarında etkili olabilme
: Algılama, zamanlama ve hızlı karar verebilme
: Savunmayı aldatabilme
: Yer değiştirebilme
: Baskılı savunma yapabilme
: Yaratıcılık yeteneğini kullanabilme
: Devamlı atak yapma ve yıpratıcı olabilme
: Diğer oyuncularla iletişim kurabilme
: Pozisyonları sezebilme
: Art arda koşular yapabilme
: Hücumda oyun kurabilme
: İyi bir oyun tekniği
: Geniş bir beceri dağarcığına sahip olma
: Farklı pozisyon ve açılardan şut atabilme
: Yüksek çıkış sürati gibi özelliklere sahip olması gerekmektedir.

                                      Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa ÖZBİLİR

Kaynak: Küçük Veysel Futbolda Yetenek Seçimi
Yayınevi:TFF -FGM Futbol Eğitim Yayınları Mayıs 2009 İstanbul                                                          2010 Özbilir isa Yetenek seçimi projesi
                                                          

29 Ocak 2015 Perşembe

MaxO2 Neden Mi Önemli?

MaxO2 Neden Mi Önemli?
 
    Her spor branşı için MaxO2 nin önemi büyüktür. Özellikle aerobik olan spor branşları için hayati önem arz eder. Kişinin fizyolojik ( eritrosit - hemoglobin ) ve anatomik yapısı ( boy - kilo - BMI ) bu parametreyi direk etkiler. Bir çok ergojenik yardım ( subliment - irtifa ) ise MaxO2 yi en direk etkiler.
     
    Futbol aerobik bir spor branşıdır. Uzun süreli oksijen kullanılarak yapılır. Fakat bir futbolcunun organizmasındaki fizyolojik etkileşimler detaylı incelendiğinde anaerobik bir yanı olduğunu da net bir şekilde görürüz. Örneğin MaxO2 nin futbol branşı açısından ne kadar elzem olduğun açıklayayım.    
    Üst düzey bir futbolcunun maksimum oksijen miktarı 57 – 69 ml/dk/kg dır. Sistemli ve bilinçli
antrenmanlarla bu 76 ml/dk/kg ye kadar çıkartılabiliyor. Fizik olarak zayıf olan oyuncular bu
özellikleri sayesinde rakibe oranla daha dayanıklı olur. Müsabaka ilerledikçe bu özelliklerini kullanır ve takımı için büyük avantaj sağlamış olur. Antrenörler ise takımda bu tip oyuncular yaratmalı ve bu oyunculara yönelik sistem geliştirilmeli. Günümüzde özellikle üst düzey karşılaşmalarda, tempolu geçen müsabakalarda takımların toplam kat ettikleri mesafe 98 -105 km arasındadır. Bu nedenle bu tip oyuncular bu müsabakalarda takımları için büyük önem taşır.

                                                                           
                                             Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa ÖZBİLİR

Kaynak: Yetenek seçimi projesi
Yıl: 2010

19 Ocak 2015 Pazartesi

TÜRKIYE'DE SPORUNUN GELİŞMESİ

TÜRKIYE'DE SPORUNUN GELİŞMESİ                                                                                 
     Türk sporu uluslararası başarı açısından sıkıntılı dönemler geçiriyor. Uluslararası arenada saman alevi misali de olsa çıkış yapıyoruz derken ; sonrasında yine başa dönüyoruz. Türk sporunda irtifa kaybı veya dibe vurma söz konusu olamaz. Çünkü yükselişe geçemediğimiz için düşüş mümkün değil. Başarılı olduğumuz yıllarda, başarısız olduğumuz yıllara göre bir çaba içinde olmadık. Başarılarımız ya yakalanan  bir hava, ya bireysel çabalar yada şans yardımıyla gelen tesadüfi başarılardı. Ne mütemadiyen yükselen bir grafik, ne de standart bir çizgi yakalayabildik.

    Kendimizle yüzleşme zamanımız geldi de  geçiyor. Türk Sporunun bu aşamadan daha da geriye gideceğini düşünemiyorum. Sporda başarı kimilerine göre soyut kimilerine göre ise göreceli bir kavram olarak gelebilir. Bu yorumları yapan insanlar ya halkı cahil yerine koyuyor ya da akıl tutulması yaşıyorlar.

    Sporda başarı  % 100 somuttur. Çünkü sporsal başarı 1.lik kupası, 2.lik madalyası  gibi fiziken hacim kaplayan bir ögedir. Yani başarının elle tutulup gözle görülen bir temsili cismi vardır.
Türk Sporunun gelişmesi için seçilen ve görevlendirilen insanların bir an önce harekete geçmeleri gerekir. Sporsal başarıyı yakalamış ülkelerin sistemleri kopya edilebilir; Yeni sistemler geliştirilebilir. Ama bu güzel ülke ve potansiyel yetenek olduğunu düşündüğüm gençlerimiz, daha fazla sistemsizliğin sistem olarak uygulanan işleyişe mahkum edilmemelidir.

    Türkiye'de sporunun gelişimi adına yapılması gerekenleri, detaya girmeden anlatmak isterim. 

1) Ilkokullarda beden eğitimi derslerine branş öğretmenleri girmelidir. İngilizce, din kültürü ve müzik gibi derslere branş öğretmenleri giriyor. Çünkü beden eğitimi dersi eşittir boş ders algısı var.

2) Beden eğitimi dersleri haftada en az 4 ders olmalı. Fiziksel aktivitenin ve egzersizin beyin gelişimine olan etkilerini bilmekteyiz.

3) Ilkokullarda yetenek seçimi taramaları yapılmalıdır.

4) Her okula spor salonu yapılmalı, pek çok branşın uygulaması için, sportif malzemeler temin edilmeli. Öğrencilerin gelişim raporları tutulmalı.

5) Dernekler kanunundan bağımsız olarak, Okul Spor kulüpleri kurulmalı. Hatta yerel okul Spor kulüpleri federasyonu kurulmalı. Bu kulüp ve yerel federasyonlar, ülke federasyonlarına bağlı olmalı. Federasyonlarda bu okul kulüplerinin delegeleri olmalı. Spor bakanlığı da bu yapıları denetlemeli. 

6) Spor liseleri gibi spor ortaokulları açılmalıdır. Sporcu öğrencilere liselere girişte ek puan avantajı sağlanmalıdır.

7) Başarılı öğrenci sporculara okul yönetiminin  veya federasyonun maddi teşviki olmalı. Ve bu teşvikler belirgin ve standart olmalı. Öğrenci sporcular gibi öğrenenler de ödüllendirilmeli.

8) Öğrenci sporculara bir başarı kriteri getirilmelidir. Okul devamsızlığı öğrenci sporcuların gelişimini engellememelidir.

9) ilk ve orta dereceli okullarda beden eğitimi öğretmenlerinin yanında branş antrenörlerinin de atanması gerekmektedir. Özellikle atletizm ve jimnastik antrenörlerinin.

10) Üniversitelerin riyakat esas alınarak, gelişime açık, donanımlı ve rüşdünü ispat etmiş akademisyenlerce kadrolaşması gerekmektedir.                                                                                         
11) B.E.S.Y.O. larda bilimsel yetenek seçimi kılavuzu hazırlanmalı ve zorunlu ders haline getirilip antrenör adaylarına okutulmalıdır. Hatta yetenek seçiminin yan dal veya seçmeli uzmanlık dalı haline getirilmesi gerekmektedir.                                                                                                  
12) Yurt dışından başarılı akademisyenler, antrenörler getirtilip, antrenör ve spor adamlarımıza  egitim seminerleri verilmesi sağlanmalıdır.                                                                                                                                           
13) Antrenörlüğünün ek iş olarak yapılmaması gerekmektedir. Antrenörlüğün bir hobi değil bir meslek olarak görülmesi gerekmektedir. Antrenörlerin ücretleri kat'iyen gözden geçirilmelidir.

14) Beden eğitimi derslerinin müfredatının değişmesi gerekmektedir. 

15)  Spor kulüplerinin sayıları acilen arttırılmalı. Bölgesel lig yapılanmasına gidilmelidir. Yöresel müsabakalar arttırılıp sporunun her il ve ilçeye girişi teşvik edilmelidir. Katılımlar arttırılmalı ve daha çok sporcu adayına ulaşılması gerekmektedir.        
                                              
16) Tarım, tıp, endüstri, eğitim alanlarında düşünüldüğü gibi, spor için pilot bölge uygulamasına geçilmelidir. Kamp eğitim merkezleri, sporcu sağlığı araştırma merkezleri, laboratuvar deney merkezleri, profesyonel sporcu performans ölçme ve değerlendirme merkezleri, genetik araştırma (DNA profilleri) merkezleri gibi, daha birçok merkezler ve birimler kurulmalıdır.    

17) Sporun özelden genele yayılması sağlanmalıdır. Büyük-küçük demeden herkese spor sevgisi aşılanmalıdır. Böylelikle küçük çocukların önlerinde, rol model alacağı ebeveynler oluşturulmuş olacaktır.

18) Spora devletin ve özel sektörün desteği artmalıdır. İnsanların danışarak (antrenör) ücretsiz spor yapabileceği tesisler yapılmalıdır.                                                                                            
19) Aileler spor eğitiminin bir parçası olmalıdır. Kesinlikle bilinçlendirilmeli. Ailelere, sporun para ve statü kazandıran bir meslek olduğu fikri anlatılmalıdır.


Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa ÖZBİLİR

Kaynak: Vakıf Rize Dergisi ( Rize kültür ve sosyal yardımlaşma vakfı yayınıdır.) 2012

18 Ocak 2015 Pazar

FUTBOLDA KANAYAN YARA: ALTYAPI

Türk Futboluna altyapıdan oyuncu yetişmiyor. Bir çok futbol adamı bu durumun kritiğini yapmakta: Düşük fiyata çalışan altyapı antrenörleri, yaşı büyültülmüş altyapı oyuncuları, hocaların ligi kazanma hırsı, rekabetin eğitimin önüne geçmesi, tek tip antrenman modelleri, yetersiz tesis gibi bir çok çözülmeyi bekleyen problem var. Spor Danışmanı ve Antrenör İsa Özbilir bu problemlerin dışında akademik olarak değerlendirilmesi gereken iki problemden bahsediyor.

             FUTBOLDA KANAYAN YARA: ALTYAPI

  Altyapılar şüphesiz Türk Futbolunun kanayan yarasıdır. Milli takımımız dâhil bütün takımlar bu olumsuzluğun getirmiş olduğu eksikliği fazlasıyla hissediyor. Takımlar bunun faturasını ise, altyapıdan düzenli olarak kaliteli oyuncu çıkartamamakla ödüyor. Altyapıların bu kadar başarısız olmasında bir çok etken var. En önemli etken ise yetenek seçimi. Yetenek seçiminde iki durumun altını kalın bir çizgiyle çizmek gerekir:

1) Yeteneği seçen ekibin bilgi düzeyi 
2) Seçilen bireyin yetenek düzeyi

İyi bir yetenek seçiminde seçimin zamanında, kapsamlı ve bilimsel yapılması futbolda baskın rol oynayan motor özelliklerin gelişimindeki artışın belirlenmesi, yetenek seçimi ve branşa hazırlık arasında bir paralellik olması gerekmektedir. Burada amaç sadece yeteneği keşfetmek olmamalıdır. Sporcunun antrenman ve eğitim sırasında gösterdiği performansla birlikte değerlendirilmesi fevkalade önemlidir. Keza seçilen yetenekten verim alınabilmesi bedensel, fonksiyonel ve psikolojik açıdan iyi gelişmiş ya da gelişmeye müsait çocukların keşfiyle mümkün olabilir. Seçilen yetenekli birey iyi bir eğitim sürecinden geçmez ise kaybolabilir. Ülkemizde futbolcu adayı seçimi geçtikten sonraki senelerde; beklenen gelişimin altında bir performans sergiliyor. Futbolcu adaylarının seçimden sonra gelişim süreci verimlilik analizine tabi tutulmalıdır. Gereken aşamayı kaydedemeyen futbolcularla yollar ayrılmalıdır. Seçilen futbolcular motorik gelişim süresince her yıl eğitimcilerin tamamının katıldığı toplantılar yapılarak tekrar seçilmelidir. Bu felsefe ile mevcut sporcularda kaygı duygusu uyandırılıp; beraberinde ciddiyet hissi aşılanmış olacaktır. Bu sayede hem kadro şişkinliği hem de kaynak kaybı engellenmiş olur. Bizce yetenek seçimi, içinde bulunan durum ve vaziyetler (günün koşulları değerlendirilmeli) çerçevesinde olmalıdır. Tek tip yetenek seçimi yoktur. Tek kaynaklı seçim kılavuzu bizi yeteneğe götürmeyebilir. Yüzlerce kaynaktan yararlanılması halinde de mutlak başarı gelecektir diyemeyiz. Nasıl bilim kendini her geçen gün yeniliyorsa, yetenek seçimi de bundan nasibini alıyor. İspanya bu yıllarda hem futbolda mutlak söz sahibi hem de diğer branşlarda birçok dünya yıldızı yetiştiriyor. Hollandalılar her yıl 3-5 tane yıldız futbolcu adayı yetiştiriyor. Veya Almanlar çoğu spor branşında dikkatleri üzerine çekiyor. Biz bu ülkelerin yetenek seçimi kılavuzundan faydalansak veya birebir uygulasak mutlak faydası olur. Lakin yinede tam anlamıyla muvaffak olamayabiliriz. Bizim bu alanda başarılı olabilmemiz için kendi insanımızın özelliklerine, standartlarına uygun; en önemlisi ise ekonomik ve uygulanabilir olan bir sistem yaratmamız gerekir. Mükemmel olmasa da vasat bir sistemimizin olması hiçbir sistemimizin olmamasından çok daha iyidir. İyi bir altyapı sisteminiz yoksa uzun süreli sportif başarıların bulunduğunuz yere uğramayacağını düşünüyoruz.

    Geçmişte ve günümüzde uygulanan altyapı çalışmalarının çoğunu gerçekçilikten, bilimsellikten, usçuluktan, yaratıcılıktan fevkalade uzak görüyoruz. Bir makinenin seri üretim yapması gibi; altyapıdan sürekli iyi oyuncu çıkartabilmeliyiz. Bu oyuncular dünyanın tanınan kulüplerinde, senelerce üst düzey futbol oynayarak kalabilmeliler. Bu ise altyapılara seçilmiş olan futbolcu adaylarının sistematik bir şekilde antrene edilmesiyle mümkündür. Altyapıların ilk durağı olan yetenek seçimine, ülkemizde gereken hassasiyet gösterilmiyor. Çocuklar üstün körü, belirli kıstasları olmayan seçimlere tabi tutuluyor. Kontenjan gereği rastgele oyuncular alınıyor. Bu oyuncular bilimsel ve akademik antrenmanlardan uzak şekilde eğitiliyorlar. A takım seviyesine geldiğinde ise motorik gelişim açısından çok eksik yetişmiş oluyor. Antrenör yaptırdığı birim antrenmanın, sporcunun hangi özelliğini geliştirdiğini, fizyolojik olarak vücuttaki etkileşimini bilmeden yaptırıyor. Altyapı çalışanlarının antrenman bilimindeki bilgi düzeyi son derece düşük. Eğer mevcut şekilde devam edersek yeteneği bulsak dahi yıldızlaştıramayız. Bu sistem yeteneği bayağı, bayağı olanı da yetenekli gösteriyor. Donanımsız, tek yönlü, vasat oyuncular yetiştiriyoruz. Bu da ortalama takımlara sahip olmamıza neden oluyor. Bizim ülkemizde yıldız diye nitelendirdiğimiz oyuncular, Avrupa'nın sıradan takımlarında ancak forma giyebiliyorlar. Dünya ya da Avrupa çapında yıldız oyuncu çı-kar-ta-ma-yız. Sadece iyi oyuncu çıkartabiliriz; o da ya tesadüfen ya da çok çalışarak. Arpa eken buğday biçemez.

    Altyapılarda uygulanması gerektiğini düşündüğümüz sistemin, bir bölümünü (2006-2010 arası yapılan akademik bir çalışmanın çok minik bir bölümü) değerli okurlarımız için paylaşıyoruz: Altyapıda yeteneğin seçilmesi, yeteneğin geliştirilmesi, yeteneğin değerlendirilmesi, yeteneğin sunulması. Bu dört aşama çok önemlidir. Ve her biri ayrı uzmanlık alanıdır. 1. Evre olan yeteneğin seçilmesi, sadece gözlem yoluyla yapılmamalıdır. Antropometrik uygunluk ölçümleri yapılmalıdır. Motorik özelliklerin tamamını ölçebilecek testler yapılmalıdır. Test sonuçlarının değerlendirilebileceği skalalar hazırlanmalı. Son olarak seçim boyunca göstermiş olduğu performans puanları, en iyiden en kötüye kadar kayıt altına alınmalıdır. Futbolcu adayının futbol yeteneğine en son bakılmalıdır. Biz de ise ilk önce en son yapılması gereken yapılıyor. 8-10 sene futbolcu adayı için emek harcanıyor. Sonra bu oyuncu yeteri kadar hızlı değil, şu oyuncu çok zayıf ve kuvvetsiz, o oyuncunun boyu kısa ve patlayıcılığı kötü, çevik değil, çabuk değil... 2. Evre olan yeteneğin geliştirilmesi bambaşka ve en zor olan etaptır. Burada büyük oyuncuların yaptıkları antrenmanların,  küçük oyunculara mikrosunun uygulanması eksik verim alınması açısından yanlıştır. Yaşla ilerledikçe antropometrik, anatomik ve fizyolojik değişimlerin, performansın gelişimi olarak görülmesi gibi bir çok hata yapılıyor. Bu evrede motorik gelişim hızları belirlenmeli, her motorik özelliğin geliştirileceği antrenmanlar yapılmalı, antropometrik gelişim sürecinde bazı motorik özelliklerin çalışma hızı azaltılmalı, beceriler birçok metotla anlatılmalıdır. Bu iki evre akademisyenlerin daha etkin rol alması gereken evredir. Çünkü ilk iki evrede akademik çalışmalar fazlasıyla yer tutar. Futbolcu adayları, bu yaşlarda her mevkide oynamalıdır. Erken branşlaşmaya kesinlikle izin verilmemelidir. İkinci ve üçüncü evrede ise tam tersi bir durum söz konusudur. Bu evrelerde ise alaylı antrenörler daha çok devreye girmelidir. Bu evreler futbolcu adaylarının genel eğitimlerini tamamlayıp, özel eğitimlere geçiş evreleridir. Yani branşlaşma evresidir. Bu evredeki çalışmalarda mevkinin gereklilikleri, pozisyonlara göre yer ve şekil alma, tek -tak v.s. gibi başka bir uzmanlık alanı söz konusudur.

Altyapı olarak Avrupa kulüplerinin altyapılarından bir hayli geriyiz. Farkı kapatmak için de  gereken mesaiyi ayırdığımızı net olarak söyleyemeyiz. Net olarak şunu söyleyebiliriz: Altyapıdan gerekli eğitimi almayan bir sporcu, üstyapıda dünyanın en iyi teknik ekibiyle çalışsa dahi, altyapı eksikliğini kesinlikle gideremez. Sebebi ise motorik becerilerin gelişim özelliklerine ve yaşlarına göre sınıflandırma yapılmaması. 6-8 ile 13-14 yaş arası motorik özelliklerin en fazla geliştirilebilen yaş aralığı olduğu için bu evrede geliştirilemeyen özellik (dayanıklılık motoriği hariç ) ileriki yaşlarda üzerinde ne kadar durulursa durulsun katiyen gelişmez, geliştirilemez. Ülkemizde hem spora hemde futbola başlama yaşı büyük olduğu için motor özelliklerin tamamına yakınının gelişim süreleri tamamlanmış oluyor. İşte bu nedenden ötürü futbolcularımız büyük kulüplerde oynayamıyorlar, senelerce üst düzey kalamıyorlar, futbolu çok yönlü beceremiyorlar. Biz bütün bu sorunları aşabilecek potansiyele sahibiz. Ülkemizde  altyapı konusunda uzman olan eğitimciler yok değil. Sorunları bildiğimiz gibi çözüm önerilerimiz de hazır. Hiç zaman kaybetmeden gençlerin yeteneklerini seçebilecek yetenek seçimi klavuzu hazırlanmalı.  Antrenman metodlaması hazırlanmalı. Futbolcu adaylarının ileride karşılaşabileceği sorunları öngörüp, onları geleceğe daha donanımlı bir şekilde hazırlamalıyız. Ülkemizde futbol sporu profesyonel ama çoğu yönetimin futbola olan perspektifi amatör seviyede. Özellikle altyapıları, altyapı konusunda uzman olan kişilere bırakmalıyız. Aksi takdirde altyapıdan amatörce yetiştirilen futbolculardan, A takımda profesyonellik beklemek çok lüks olur.
                                                               
                           Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa ÖZBİLİR

Kaynak: Vakıf Rize Dergisi ( Rize kültür ve sosyal yardımlaşma vakfı yayınıdır.)
Yıl: 2012     Dönem: Kış

17 Ocak 2015 Cumartesi

FUTBOLDA ALT YAPIYA BİLİMSEL BAKIŞ

 ALT YAPIYA BİLİMSEL BAKIŞ

    Tütkiye'den niye  iyi, kaliteli, vizyonlu, üst düzey ve donanımlı  futbolcu çıkmıyor VE NASIL ÇIKAR sorusunun bilimsel tek cevabını Antrenör İsa Özbilir veriyor.            

     Genç bir nüfusa sahip 80 milyonluk bir ülke milli takımının yarısı yabancı ülke altyapılarından yetişmiş gençlerden oluşuyorsa , burda biraz durmak lazım. Futbolda ülkemizde özellikle altyapı konusuna daha ciddi eğilmek gerekiyor. Uzmanların çoğu bir çok altyapı sorunundan bahsediyor. Söylenen sorunları artık herkes biliyor. Söylemler birbirinin tekrarı niteliğinde. Türk futbolunun altyapısı adına daha önce hiç bir yerde duymadığınız bir kaç konudan bahsedeceğiz. Türk futbol altyapıları adına 2006-2010 yılları arasında yapılmış olan bu çalışma bir araştırmanın ötesinde bir projedir. Bu proje alt yapılardaki yetenek seçimi ve seçilen futbolcu adaylarının yetiştirilme evrelerini bizzat yerinde incelemiştir. Bilimsel temellere dayanan bu akademik çalışma bir proje halini almıştır. Medyada konuşulan altyapı sorunlarının da altyapısını oluşturan bu sorunlar popülizm çok uzağındadır. Bunun sebebi ise anatomi, antropometri, fizyoloji, kinesyoloji, hereket gelişimi, spor biyomekaniğini bilen spor bilimcilerinin ve bu tarz bilimsel çalışmalar yapan ( çok az sayıda insan) akademisyen-antrenörlerin medyada yer alamamalarıdır. Yukarıda yazdığımız gibi 2006-2010 yılı yapılan bir çalışması olduğu için isimler güncel değildir. Okurken bu konuyu dikkate alarak döneme göre değerlendirmekte fayda vardır. Projenin içeriğinden detaylara girmeden dergimize yazan Antrenör İsa Özbilir, konuyu iki sayfalık şöyle özetliyor:

    Futbol gibi çok yönlü ve stratejik bir oyunda şüphesiz en önemli etken yetenek seçimidir. Yetenek seçimi esnasında bilimsel bir yardım alınmayan seçim eksik olur. Yetenek seçimi yaparken ve yeteneği geliştirirken motorik özellik testini , antropometrik testleri inceleme konusunda uzman olan eğitimci ve antrenörlerden yardım alınmalıdır. Başarılı futbolcuların yetişmesi sadece seçimle yani gözlem metodu ile yapılamaz . Seçilen yıldız adaylarının motorik özelliklerinin (hız,sürat,beceri,vs.) tamamı ölçülmeli . Seçimden sonraki sürelerde verimlilik analizi yapılmalı . Gelişim hızı ve hangi motorik özelliğin ne kadar geliştiği titizlikle takip edilmeli . Psikomotor özellikleri ayrı ayrı incelenerek ve çalıştırılarak altyapıdan üstyapıya daha donanımlı bir şekilde geçmesi amaçlanmalıdır . Futbolcularımızın saman alevi gibi birden parlayıp sönmemesi ; Avrupalılar gibi futbolu bırakana kadar formunu koruması ve üst düzey kalabilmesi ancak ancak doğru bir seçim ve gelişimle mümkündür. Futbolda yetenek seçimi yapılırken göze çarpan en büyük üç hatayı şöyle sıralayabiliriz :

Hata 1) Seçim geç yapılmakta.

ÇÖZÜM 1 ) Türkiye’de futbola başlama yaşı fazla olduğundan seçim yapılana kadar psikomotor özelliklerin gelişim hızı yavaşlamaktadır . Yedi yaşına kadar seçim tamamlanmalıdır . Çok yetenekli ise bu sayı artabilir .

Hata 2) İyi top oynuyor mu , yetenekli mi? Kriteri aranmakta.

Çözüm 2) Altyapılara sadece iyi top oynayanlar alınmamalıdır.İyi top oynayanın yanında fiziki ve anropometrik uygunluk  da aranmalıdır. İyi top oynamayabilir, lakin seçiminin zamanında ve bilimsel yapılmasıyla bu beceri geliştirilebilir. İyi top oynayan ise iyi bir eğitimden geçmez ise kaybolabilir.

Hata 3) Yetenek seçimi yapan altyapı antrenörlerinin yetenek seçimi konusunda bilgi düzeylerinin düşük olması .

Çözüm 3) Yetenek seçimi yapan altyapı antrenörlerinin sadece gözlem yaparak yetenekleri keşfetmeleri mümkün değildir. Yetenekleri seçerken daha kapsamlı testlerden geçirilmesi gerekmektedir. Bu sayede sporcunun yeteneklerinin yanında zaaflarını da görme fırsatı buluruz. Yeteneği antrenör değil sistem seçmelidir.

  Ülkemizde genelde altyapı seçmeleri şöyle yapılmaktadır: 15-20 dk (en fazla) futbolcu adayları futbol oynamaktadır. Dört, beş antrenör tarafından yüzlerce sporcu izlenmektedir. Sporcular kendilerini göstermek için takım arkadaşlarına bile (çünkü rakibi) pas vermemektedir. Bazı sporcuların ayağına birkaç kerenin dışında top bile değmeden seçim tamamlanmaktadır. Bu şartlarda altyapı antrenörlerinin doğru bir seçim yapması mümkün değildir. En yetenekli sporcu bile böyle bir ortamda yeteneklerini ortaya koyamayabilir. Bazı kulüpler ise kontenjan gereği seçimi üç etapta yapmaktadır.
Mecburen acele bir şekilde eleye eleye sporcunun en yeteneklisi seçilmektedir. Üzerinde durulmadan yapılan bir yeteneğe altı-yedi sene emek (para) verilir, hoca tahsis (para) edilir, zaman kaybı(para) yaşanır. Üstyapıya geldiğinde ise ‘’bu çocuk yetersiz’’ denilir. Peki bu çocuk mu yetersiz yoksa bu çocuğu seçip yetiştirenler mi (yetiştiremeyenler mi ) yetersiz . Sonunda sporcuya bir ton para harcanır ve A takıma dışarıdan transfer yapılır . Yani yeteneği doğru seçip yetiştirememekle para kaybı olurken, A takımına transferle ikinci kez para kaybı yaşanmaktadır. Kısacası altyapılar üstyapıların bir parçasıdır. Ayrı ayrı düşünülemez . Biz ‘’ sadece A takımının şampiyonluğu ile ilgileniyoruz’’ denemez.

    Altyapılar çok önemli kurumlardır. Uzman kişiler tarafından adam kayırmadan profesyonelce yönetilmelidir aksi ; takdirde başarı beklemek hayalcilik olur. Altyapılarda tesisleşmeye, antrenörlere, sporculara, doktorlara, masörlere, teknik heyetin ve futbolcuların sportif malzemelerine, deplasman giderlerine , diğer tesis çalışanlarına , elektirik - su – doğalgaz – iletişim ( telefon ,internet vs. ) gibi alanlara fazla gündeme gelmese bile büyük rakamlar harcandığını biliyoruz . Bu kadar büyük bütçelere mal olan altyapıların realizm ve rasyonalizmden uzak  amatörce  yönetilmesi bizleri son derece üzmektedir . Hem altyapılara bu kadar bütçe ayıracaksınız hem de bir tane futbolcu çıkartmak için dört- beş yıl uğraşacaksınız . Başarısızlıkta büyük pay sahibi şüphesiz bilgi eksikliğinden dolayı altyapı çalışanlarının fakat yönetim mekanizması da başarısızlıkta pay sahibidir. Çünkü : Altyapılara bu denli büyük bütçelere ayrılırken neden bu başarısızlığın hesabı sorgulanmıyor, A takım başarısızlığı niye görmezlikten geliniyor.

  Fenerbahçe Spor Kulübü altyapıya çok önem vermesine rağmen , kulübe uzun yıllar faydalı olacak veya büyük paralar karşığında Avrupa kulüplerine satacağı futbolcular çıkartamamıştır.
Başkan Aziz Yıldırım da bu sıkıntının farkındadır ki haziran  2008 yılında İstanbul Erken Lisesi’ni ziyareti sırasında şu önemli açıklamayı yapmıştır: Altyapılara önem vermiyoruz . Her sene İKİ TRİLYONA yakın bir bedel ödüyoruz . Maalesef altyapıda iyi eğitimci olmamasından dolayı yukarıya futbolcu çıkartmıyoruz. Bu nedenle mecburen yurtdışından transfer yapıyoruz. Türk futbolunda en büyük eksiklik eğitimcinin olması. Hep kazanmayı düşünüyoruz. Sistem kazanmak üzerine kurulmuş. Halbuki altyapılarda oyuncuları iyi birer sporcu olarak yetiştirerek iyi bir gelecek hazırlamak lazım . Ama maalesef biz hep yarışmacı olarak yetiştiriyoruz . Yurtdışından hocalar getirttik ama tutturamadık . Fazla maaş aldı , söz oldu . Bunların başarısız olması için her yönde çalışma yapıldı . Bizde bunları göndermek zorunda kaldık. Belki uzun yıllar kalsalardı başarılı olurlardı ve iyi değişimler olurdu . Yani sıkıntı şu ; Altyapılardan iyi oyuncu alıyoruz  Başkan Yıldırım açık sözlülükle çok yalın bir dille kendi somut tahlilini yapmıştır. Soruna farklı perspektiften bakarak sıkıntının nereden kaynaklandığını görmüştür. Fenerbahçe yönetimi yurtdışından antrenörler getirterek sorunu çözmeye çalışmış fakat sorunu çözüme kavuşturamamıştır .

    Fenerbahçe futbol takımının son on yılına bakıldığında altyapıdan şu isimler göze çarpmaktadır: Semih Şentürk ,Mert Gönok, Gökay İravul, Okan Alkan , Can Arat , Volkan Babacan, Oğuz Dağlaroğlu , Ömer Karabacak . Bu isimler Fenerbahçe altyapısından büyük umutlarla yetiştirilen sporculardır. Semih’in dışında kulübe uzun süre faydalı olan futbolcu yetiştirememişlerdir. Semih’in dışında yetişen futbolcular Fenerbahçe A takımı kalitesine uygun görülmediği için tam verim alınması gereken yaşta Anadolu kulüplerine veya bir alt kategoriye ( 2.lig ) bedavaya yakın bir bedele gönderilmektedir. Hatta kulüplerimiz bu göndermeleri zorunlu olarak yapmaktadır. Neden mi? Çünkü iyi yada kötü bir çok futbolcu altyapıdan üstyapıya zorunlu olarak çıkmakta ve üstyapıda bir yığılma olmaktadır . Kadroların şişkinliği engellemek için zorunlu gönderme yapılmaktadır. Bu yüzden gönderilen kulüpten bedel bile talep edilemeyebiliyor. Semih’in 1999 yılında 16 yaşında İzmir takımlarından Özçamdibispor’dan genç takıma alındığını hatırlatarak Türkiye’deki altyapılara paranın dışında önem vermediğimizi gösteriyoruz. Burada sadece Fenerbahçe Spor Kulübü’ nü  itham etmek istemiyoruz. Diğer takımlarımız da çok farklı değiller. Beşiktaş Futbol Takımı son altı yılda 50 futbolcu transfer etmiştir. Taşıma su ile değirmenin dönmeyeceğini kulüplerimiz maalesef görmemektedirler. Yönetimler her yıl iki-üç yıldız transfer sözü vermekte, keşke her yıl altyapıdan iki-üç yıldız çıkartma sözü verseler. Bedelsiz yıldız oyuncu aldık diye seviniyorlar . Sanki bonservis ücreti ödemeyince bu yıldızlar bedava oynuyor . Yine bir ton para veriliyor güzelim ülkemize getirilmek için . Yönetimler yıldız oyuncu transfer ettiği zaman başarı sayılıyor.

  Aslında altyapıdan sporcu çıkartamadıkları için başarısızlıkları yıldız transferlerinden dolayı konuşulmuyor. Türk gençleri bir çok sporu başarılı bir şekilde yaparken, futbolda dünya yıldızı çıkartamıyoruz. Tabir-i caizse Türk gençlerinin futbola fazla yeteneklerinin olmadığı gibi bir intiba oluşmuş olsa da ; bizler yetenek ve bilgi eksikliğinin altyapı eğitimcilerinde olduğunu bilmekteyiz.

 Altyapı denince akla gelen ilk takım Ajax olsa gerek. Peki nasıl oluyor da Portakallar bu işi senelerdir başarı ile yapıyor. Nasıl oluyor da her yıl birkaç yıldızı dünya futboluna sunuyorlar. Çok basit: Sistemsizliğin sistem olduğu altyapılara SİSTEM getirerek. DE Toekomst . Türkçesi gelecek anlamına tekabül etmekte. Ajax 1994-1995 yılında kazandığı Şampiyonlar Ligi kupasından aldığı paralarla bu sistemi kurmuş. Daha profosyenel olmadan yetiştirdiği gençleri Avrupa kulüplerine satıyorlar. 10 antrenör 8-18 yaşları arası çocuklarla ilgileniyor. E kategorisinden A kategorisine küçükten  büyüğe doğru sıralanıyor. Ve EN ÖNEMLİSİ F kategorisi açarak yetenek seçimini 6 yaşına indirmeyi amaçlıyor. Antrenörlerin dışında altyapılarda doktor, 6 masör , üç kişilik sağlık ekibi , fizyoterapist , günlük besin ve vitamin ihtiyacını karşılayan uzmandan oluşuyor. Yıllık bütçesi 50-55 milyon dolar. Bunun büyük bir kısmının altyapıya ayrıldığı kulüp tarafından söylenmekte. Yılda 3-4 kes 1500-2000 kişinin katıldığı seçmeler yapılıyor. 15 kişilik bir ekiple yıldız arıyorlar. Yıldız avcıları ülkeleri şehirleri, mahalle aralarını gezerek bakalım Ajax’a son on yılda hangi isimleri kazandırmış: Clarence Seedorf , Edwın Van Der Sar , Wesley Sneijder , Rafael Van Der Vaart, Klas Jon Huntelar , Ryan Babel , Nigel De Jong , Maarten Stekelenburg , Thomas Vermealen, Stekelenburg, Thomas Vermealen, Steven Piennaar . Edgar Davids ise uzun süreli yaralanmaların ardından C.Palace takımı ile bu sezon başı 37 yaşında olmasına rağmen futbola geri dönmüştür. Bu isimler hem Ajax’ta uzun yıllar ter dökmüş hem de Avrupa’nın zirvesinde olan kulüpleri ile anlaşmışlardır.

    Hiyerarşik yapının kusursuz işlediği, kimsenin başkasının işine karışmadığı, herkesin en iyi yaptığı işi yaptığı bir sistemde hata yapma olasılığı çok düşük.
 Bizler –genç eğitimciler –biliyoruz ki : Bilimsellikle, profesyonelce düşünülüp hareket edildiğinde Ajax’ın gölgesinde kalmayacağımızın farkındayız. Yeter ki yönetimler ‘’ yönetimler ‘’ cambaza bak ‘’ oyununu oynamaktan vazgeçsinler. Cambaz ise Ricardo Quaresma …

                                    Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa ÖZBİLİR

Kaynak: Vakıf Rize Dergisi (Rize kültür ve sosyal yardımlaşma vakfı yayınıdır.)
Yıl: 2011     Dönem: Sonbahar

16 Ocak 2015 Cuma

Özel Gereksinimli Çocuklar ve Oyun

 Özel Gereksinimli Çocuklar ve Oyun 
                                       
 Çocuk + Oyun = Kazanımlar                                                                                                          

    Çocuğun yaşamında önemli bir yeri olan oyun, insanın gelişimi için de yaşamsal bir önem taşır. Oyun,çocuğu real hayata hazırlayıcı en önemli araçtır. Çocuk hayatla alakalı ilk tecrübelerini oyun vasıtasıyla öğrenir. Oyun esnasında çeşitli roller üstlenerek evreni duyularıyla algılamaya başlar. Yetişkinlikte üstleneceği rollere oyun sayesinde hazırlanır.                                                                                    
    Oyun sırasında çocuk, çevresi ile uzlaşmayı, sosyal yaşama uyum sağlamayı, kendi hakkını savunmayı, başkalarının haklarına saygı göstermeyi, iş birliğini, uzlaşmayı ve paylaşmayı öğrenir. Çocuk, sözel olarak ifade edemediği kırgınlık, kızgınlık, öfke, kaygı, korku, sevgi, mutluluk, haz alma gibi duyguları oyun oynarken ortaya koyar. Duygu ve düşüncelerini çevresindekilere yansıtır. Böylelikle çocuğun iç dünyası açığa çıkar. Çocuk duygularını dışa vurum sayesinde rahatlar.

Oyun Hangi Gelişim Alanlarını Etkiler

    Oyun çocuğun bütün gelişim alanlarını pozitif etkiler. Bu cümleyi birde tırnak içinde yazmak istiyorum: ‘’Oyun çocuğun bütün gelişim alanlarını pozitif etkiler’’. Oyun, çocuğun karakterini, bedenini, yeteneklerini ve yetersizliklerini keşfetmesi açısından da önemlidir. Oyun sırasında çocuk deneyerek birçok beceriyi kendiliğinden öğrenir. Çocuk oyun vasıtasıyla konuşmayı, fikirlerini aktarmayı, soru sormayı, yeni beceriler ve yeni bilgiler edinmeyi, nesneleri tanımayı, isimlendirmeyi, oyun materyallerinin işlevine uygun şekilde kullanmasını öğrenir. Oyun bir eğitim aracı olarak kullanılmalıdır. Çünkü duygu kullanır, dokunur, işitir, koklar, hisseder ve görür. Doğal bir öğrenme aracı olan oyun, öğrenmeyi kolay öğrenileni ise daha kalıcı kılar. Oyunlar gelişime etkileri açısından farklılık göstermelidir. Bu farklılıkları kısaca beş başlık altında toplayabiliriz.

Fiziksel ve Motor Gelişimi Geliştiren Oyunların Faydaları

    Oyun esnasında çocuğun bedeni devamlı hareket halindedir. Yürüme, koşma, atlama, zıplama, sürünme, emekleme, itme, taşıma,  tırmanma v.s. gibi hareketleri içerir. Bu hareketleri yaparken kuvveti ve motor becerileri gelişir. Organizmanın sindirim, dolaşım, solunum, boşaltım sistemleri düzenli olarak çalışır. Çocuk akranlarıyla devamlı yarış içinde olması sebebiyle, zorlandığı becerilerde mukavemeti gelişir. Oyun oynarken ter bezleri aktif durumda olur. Bu da vücudun ısı dengesini korur, vücudundaki üre, ürik asit, tuz ve diğer zararlı toksinler vücuttan atılır, Böylelikle vücutta bu görevi yapan karaciğer ve böbreğin çalışma yükü azaltılmış olur. Dinamik oyunlarda denge, koordinasyon, esneklik, reaksiyon zamanı, sürat, çeviklik, güç, kaba motor becerileri gelişir. Oyun hamuru, kesme, katlama, yapıştırma, kalem fırça kullanma, ip bağlama - çözme, boncuk dizme v.s. gibi statik oyunlarda ise karpal ve falaks işlevselliğinin artması sebebiyle ince motor becerisi gelişir.

Bilişsel Alan ve Dil Alanını Geliştiren Oyunların Faydaları  

    Oyun, çocuğun çevresini tanımasının, duygu ve düşüncelerinin, hayallerinin, kendini ifade edebilmenin en kolay yoludur. Sorular sorarak yeni bilgiler elde eder. Pek çok kavramı, bilimsel deneyimleri oyunun akışı içinde öğrenir. Mantık yürütür, muhakeme yapar, neden – sonuç ilişkisi kurar, çıkan sorunlara çözüm arar, ortak dikkat, mukayese ve hızlı düşünme gibi özellikleri oldukça gelişir. Konuşma becerisi artar, dinlemeyi, sırasını beklemeyi en önemlisi sabretmeyi öğrenir. Sesleri, tonlamaları, doğaçlama yapma olanağı bulur. Drama yaparak tiyatral alanı gelişir. Cümleler uzar bu da iletişim becerisini geliştirir.
    Renk, boyut, şekil, ağırlık, sayma, zaman, mekân, uzaklık, yakınlık kavramlarının yanında; soğuma, ısınma, buharlaşma gibi doğa olaylarını da öğrenir. Eşleştirme, sıralama, sınıflama, inceleme, değerlendirme ve problem çözme gibi zihinsel süreçlerin aktif faaliyetini içerir. Çocuk, arkadaşlarıyla rakip halinde olduğu için devamlı strateji geliştirir. Akıl yürütmenin fazlasıyla uygulandığı oyunlar, bilimselliğinde temelini oluşturur.

Sosyal ve Duygusal Gelişimi Geliştiren Oyunların Faydaları

    Oyunlar çocuğun içinde bulunduğu fiziksel ve sosyal çevreye uyum sağlayabilmesi, sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yaşam sürebilmesi için fevkalade önemlidir. Akademik becerilerle birlikte çocukların sosyal gelişimlerinin de çok önemli olduğundan yola çıkılarak sosyal becerilerin geliştirilmesi son derece elzem bir hal alır. Sosyal davranışın ilk öğrenildiği yerlerden biri oyun alanlarıdır. Oyun, çocuğun hayatla ve hayatın kurallarıyla karşılaştığı, yaratıcılığını ve hayal gücünü geliştirdiği, temel sosyal beceriler kazandığı önemli bir olgudur. Oyun aracılığıyla duygusal sorunlarını açıklayarak çözüm yoluna gider; ben merkeziyetçilikten kurtulur. Çocuğun her türlü davranışı ortaya çıkar. Kendine olan güveni ve saygısı artar. Sorunlarından uzaklaşır. Duygusal tepkilerini kontrol altına almayı öğrenir. Çaba harçamayı, başladığı işi bitirmeyi öğrenir. Yardımlaşma, paylaşma, ekip ruhu ve birlikte çalışmayı öğrenir. Başkalarının haklarına saygı göstermeyi öğrenirken, kendi haklarını da korumayı öğrenir. Grup yönetmeyi ve grubun almış olduğu kurallara uymayı öğrenir. Fikirleriyle karşısındakileri etki altına alma gayreti içinde bulunarak liderlik özelliği gelişir. Oyun esnasında arkadaşlarıyla oluşan problemlerini kendi başına çözmeyi öğrenir. Aile dışındaki ilk çevresini yine oyun sayesinde geliştirir.
    Çocuğun oyun içindeki davranışları sınırlandırılmamalı ya da engellenmemelidir. Aksi takdirde çocuk, yetişkin olduğunda özgür hareket edemez, başkalarına ihtiyaç duyan, devamlı yardım bekleyen, kararsız bir kişiliğe sahip bir birey olur. Oyunlara yeteri kadar katılmayan çocuklar yalnızlığa alışır. Yalnızlığa istinaden konuşma gereksinimi azalır ve dil gelişimi sekteye uğrar. Bu nedenle çocuğun sık sık oyun grupları içinde olması son derece önemlidir.

Problem Çözme ve Yaratıçılık Becerilerini Geliştiren Oyunların Faydaları

    Süratle değişen ve gelişen evrende yenilikçi, üretici, yaratıcı bireylere ihtiyaç vardır. Yaratıcı bireylerin; kendilerine güvenen, sorunlara pratik çözümler bulabilen, bağımsız düşünebilen, empati kurabilen yeniliklere ve değişkenliklere uyum sağlayabilen kişiler oldukları varsayılır. Çocuklar bu özelliklerini ilk ve en iyi oyun ortamında kazanır. Amaç olan oyun bu evrede bir araca dönüşür. Yaratıcı fikirler oyun aracılığıyla şekillenir. Çocuk oyun sırasında kendini özgür ve arınmış hisseder; bu da yaratıcılığın olması gereken ilk kriteridir. Yaratıcılığı gelişmiş olan çocuklar için, problem çözme yeteneği oldukça basit bir vaka halini alır. Bu konuda ebeveynlere düşen görev; çocuklara olumlu rol model olmak, çocukların yaratıcılıklarını geliştirici ve problemlerini kendi başlarına çözmek için gerekli zemini hazırlamaktır.

Performans Geliştirici Oyunların Faydaları

    İlk çocukluk ve oyun dönemi olan 3-6 yaş sonrası, kalıtım ve yaşam standartlarıyla ilintili olarak fiziksel farklılıklar daha belirgin olmaya başlar. Çocuğun isteği ve ebeveynlerin vesilesi ile çocuğun yaşına, cinsiyetine ve fiziksel yapısına uygun olarak antrenörler tarafından bir spor dalına yönlendirme yapılabilir. İkinci çocukluk dönemi olan 7-11 yaş sonuna kadar yapılan sportif faaliyetlerde, oyun yine ön planda tutulmalıdır. Performans artışı yükseltmek için yapılan çalışmaların oyun ile zorluk dereceleri arttırılmalıdır. Sadece antrenman olmamalıdır.


                                                              Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı                                                                                                                     İsa Özbilir


Kaynak: www.tekerleklisandalyebasketbol.com
              www.sonmansethaber.com

Ailelerinin ve Eğitimcilerinin Sporla İlgili Bilmesi Gerekenler

Özel Gereksinimli Çocukların Ailelerinin ve Eğitimcilerinin Sporla İlgili Bilmesi Gereken Çok Önemli Konu Başlıkları
                                                              
NEDEN ÖNEMLİ?

    Özel gereksinimli bir birey- özellikle çocuksa – spor yaparken değişik zorluklarla karşılaşabilir. Bu zorlukları nasıl bertaraf etmesi gerektiğini bilemeyebilir. Ve spor yaptıran kişilerden anlayış beklemektedir. Buradaki sihirli kelime ‘’ eş duyum ’’. Bu kelime yapısına uygun davranmak hem engelli bireyin, hem spor yaptıran kişinin, hem de ailenin işini net bir şekilde kolaylaştırır. Spor yaptırırken benim fazlasıyla önemsediğim onaltı maddeden bahsedeceğim. Bu düşüncemi başta engelli sporu yaptıran antrenörler, daha sonra aileler önemsemelidir.  Bakalım neymiş bunlar:  

Sporda Hareketler Arası Kısa Kısa Aralar Verilmesi Gerekir. Neden Önemlidir?

    Bir spor becerisi sadece fiziksel değildir. Birey, bedeninin dışında karmaşık çalışmalar sonucu zihinsel olarak da yorulur. Ayrıca her sportif beceride dikkat, yoğunlaşma, ortak dikkat ve dikkat süresi gibi konular üzerinde durulmalıdır. Dikkatinin dağıldığı ve fiziken yorulduğu zamanlarda bir sonraki beceriyi olumsuz etkilemesin, antrenman kalitesi düşmesin ve bir sonraki harekete hazırlık olması için ara verilmelidir. Kısa aralar verildikten sonra çocukların dikkatinde ve beceri uygulama kalitesinde mutlak artış görülür.

Spordan Önce ve Spor Sırasında Ara Verip Tuvalete Gitmek Gerekir. Neden Önemli?

    Çocuğun antrenman öncesi tuvalet ihtiyacını gidermesi sağlanmalıdır. Tuvalet kontrolü antrenman süresi içinde de belli zamanlarda yapılması gerekir. Çoğu çocuğumuz sözel olarak tuvaletinin geldiğini ifade edememektedir. Bu durumdan ötürü rahatsız olup dikkati dağılır. Bu da antrenman kalitesini düşürür. Antrenör bu durum karşısında öngörülü olmalıdır. Aksi takdirde; çocuk altını ıslatabilir, nedeninin bu kadar basit bir durum olduğunu anlayana kadar ertesi günde ıslatabilir. Sonra çocuk bunu genelleyebilir. Acemi antrenörler bu durumu inatlaşma diye yorumlayabilir ve çocuğa kızar. Sonra keyifli bir şekilde spor yapan çocuk spordan soğur  hale gelebilir. Konu iyice içinden çıkılması zor bir durum halini alır. Alın size birden fazla davranış problemi...

Hiçbir Sportif Hareket Ceza Olarak Uygulanmaması Gerekir. Neden Önemli?

    Sportif hareketler gelişimin fiziki yanını desteklemektedir. Spor belli bilimsel temellere dayanan akademik bir branştır. Sporda ısınmak için yürüme bandını kullanan bir çocuk, yaramazlık yaptığı için yürüme bandında koşturulmamalıdır. Göğüs ve kol kuvvet için yaptırılan şınav (push-up) tekniği ceza olarak kullanılmamalıdır. Sportif hareketlerin ceza olarak kullanılması durumunda:  Çocuk sağlığı için spor yaparken  ‘’ Ne suç işledim de annem –babam veya antrenör bana spor cezası verdi.’’ Diye düşünmektedir. Spor aktivitelerinden soğumaktadır. Yapmak istemediği için davranış problemleri çıkarmaktadır. Böylelikle sporu reddeden bir hale gelir. Fiziksel gelişimi sekteye uğramış olur.  

Özel Gereksinimli Bir Çocuk Spora Gelirken İsteksiz Olabilir ya da Hiç Gelmek İstemeyebilir. Neden mi?

Hareketi etmeyi sevmeyen bir karaktere sahip (fiziksel tembellik) olabilir.
Yapmakta zorlandığı ya da yapamadığı beceriler olduğu için olabilir.
Kendini devamlı kontrol etmek zorunda olduğu için olabilir.
Eksik ve yetersiz kaldığı alanların üzerinde durulduğu için olabilir.
Kural ve komutlara uymak zorunda olduğu için olabilir.
Kendini güvende hissetmiyor olabilir. Güven sorunu olabilir.
Oryantasyon süresi göz ardı edilmiş olabilir.
Derste ara, mola, dinlenme verilmez ise yoruluyor yada sıkılıyor olabilir.
Rahatsız eden koku, ses veya nesne olabilir.
Oldukça hareketli olabilir. Ama amaca uygun sistemli hareket etmek istemiyor olabilir.

Spor Esnasında Oyunlar Oynamak Gerekir. Neden Önemli?

    Spor fiziksel olduğu kadar zihinsel ve psikolojik bir aktivitedir. Spor esnasında birçok uyarana maruz kalınmaktadır. Kurallara uyarak, komutları yerine getirerek, hatalar düzeltilerek, yüksek dikkat sarf ederek, disiplini ve otokontrolü elden bırakmadan verilen görevi tamamlamak gerekir. Bu hiç de kolay bir iş değildir. Bu sebepten ötürü spor, özellikle çocuklarda oyunlarla (şakalarla) eğlenceli hale getirilmelidir. Ayrıca çocukların oyun oynama gereksinimleri unutulmamalıdır. Samimi, güvenli, keyifli bir ortamda çocuğun öğrenme hızı kesinlikle artacaktır. Hatta sadece bir gün oyun günü bile olabilir. Aksi takdirde spor, çocuk için itici, bunaltıcı, uygulaması zor bir aktivite halini alır.  

Top Atma – Tutma Becerisi Üstünde Durulması Gerekir. Neden Önemli?

    Bu beceri görüldüğü gibi basit bir beceri değildir. Birçok alanı etkiler. Özellikle göz kontağının gelişmesini, dikkat süresinin uzamasını, ortak dikkatin gelişmesini ve el-göz koordinasyonunun ilerlemesi için muazzam bir çalışmadır. Vücudunu koordine ederek topu kontrol eder. Kol ve beden yardımıyla topu kontrol etmek kaba motoru çalıştırırken; top bedene temas etmeden ellerle tutulması ince motor çalışması olarak kabul edilir. Farklı yönlerde atılan topları tutmak esnekliğin ve çevikliğin gelişmesine yardımcı olur. Avuç içi kullanılmadan tutulan toplar parmak kontrolünü geliştirerek ince motorun gelişimine katkıda bulunur. Sağlık topları ile yapılan bu beceri, kuvvet gelişiminde son derece etkilidir.

Denge Özelliği Üzerinde Çok Durulması Gerekir. Neden Önemli?

    Dominant motorik özelliklerden biridir. Eksikliğinde diğer motorik özellikler fazlasıyla olumsuz etkilenir. Yapılan aktivitenin kalitesini yükseltmek için, herhangi bir branşı standart seviyelerde yapabilmek için denge özelliğinin uygun değer seviyesinde olması gerekmektedir.

Koordinasyon Özelliği Üzerinde Çok Durulması Gerekir. Neden Önemli?

    Denge özelliğinden hem etkilenir hem de etkiler. Statik koordinasyon dışında yapılan hareketlerde dinamik dengeye çok fazla ihtiyaç duyarız. Koordinasyon çalışmalarında alt - üst extremite, sağ - sol bacaklar ve ayaklar, sağ - sol kollar ve eller beceriye göre senkronik bir şekilde çalışmak durumundadır. Bütün branşlar kendine özgü koordinatif hareketlerden oluşur. Eksikliği sportif her beceriyi olumsuz etkiler. Koordinasyon ile beraber yapılan bilateral çalışmalar çocuğun algı seviyesinin de yükselmesine katkıda bulunur.

Kuvvet Özelliği Üzerinde Çok Durulması Gerekir. Neden Önemli?

    Sürat, denge, koordinasyon, çeviklik gibi motorsal beceriler kuvvete motoriğine ihtiyaç duyar. Performans düzeyini belirleyen ön önemli motorik kuvvettir. Kuvvetlendikçe yapılan becerinin uygulanabilirlik seviyesi artar. Kuvvet özelliği iyi durumda olan birey yeni hareketlere uyumda ve uygulamada daha başarılı olur. Fiziksel gelişimi bir pazıl olarak düşünecek olursak en önemli parçası kuvvettir.

Çocuklarımızın Sporda Oturarak yâda Ayakta Durarak Beklemesi Neden Önemlidir?

    Çocukların kendilerini fiziksel olarak kontrol ve koordine etmesi, dürtüsellik, stereotip hareketlerinin azalması, otokontrollerini gelişmesi için katkıda bulunur. Oturma süresinin uzaması, bekleme süresinin artması, sırasını beklemeyi öğrenmesi, hiçbir aktivite yapmadan beklemesi; spor derslerinde sık sık çalışılmalıdır. Bu çalışmaların özel gereksinimli çocuklarda okul öncesi ve okul çağlarında okula hazırlık olarak yapılmalıdır. Böylelikle akademik çalışmaların kalitesi artar. Kalitenin artması akademik eğitimin verimini arttırmış olur.

Bütün Çocuklarımızın Çalışma Programları ve Hedefleri Farklıdır. Neden Önemli?

    Fiziksel gelişim evreleri vardır. Her bireyde fiziksel farklılıklar vardır. Fiziksel farklılıklarının dışında beceri uygulanabilirlik seviyeleri vardır. Takvim yaşı 8 olabilir ama hareket beceri yaşı, yaşının gerisinde olabilir. Denge sorunu olan bir çocuğun, kuvvet sorunu olan bir çocukla aynı antrenmanı yapması uygun değildir. Her çocuk farklı yapı ve özelliklere sahip olduğu için antrenman programları da farklı ve özeldir olmalıdır.

Bazı Spor Branşları (Bisiklet, Masa Tenisi v.b) Ön hazırlık gerektirir. Neden Önemlidir?

    Alternatif sporlar hariç bütün spor branşlarında ön hazırlık yani temel becerilerin optimum düzeyde olması gerekir. Kuvvet, esneklik, denge v.s. gibi psikomotor özellikler öncelikli olarak çalışılmalıdır. Belli bir seviyeye ulaşmadan bir branşı kaliteli bir şekilde yapması mümkün değildir. Denge, senkronizasyon ve genel kuvveti eksik olan bir çocuk bisiklete binemez. Binse de düşer. Düştükçe canı yanar, korkar ve bir daha binmek istemez. Sonuçta keyifli bir aktiviteyi yapmaktan mahrum kalmış olur.   

Her Çocuğun Programı Özel midir Genel midir?

    Her insan spor yaparken yaşı, cinsiyeti, tanısı, yetenekleri veya yetersizlikleri ne olursa olsun sistemli bir şekilde spor yapmalıdır. Genel yapacağı aktiviteler vardır. Bunlar: Spor öncesi ısınma, ısınan kasların sakatlık olmaması için strechıng, hareketler arası dinlenme, spor sonrası dejenerasyon (toparlanma) dur. Bu aktivitelerin dışında yapacağı çalışmalar kişinin fiziksel yapısına ve amacına uygun olmalıdır. Her çocuk nasıl farklı ise gereksinimleri de özel ve farklıdır.

Her Çocuğun Fiziksel Gelişimi Takip Ediliyor mu? Neden Önemli?

    Ay ay ne yaptığı ne yapacağı ulaşılması gereken hedeflerinin ne olduğu kayıt altında olmalıdır. Fiziksel gelişim testleri yapılmalıdır. Video kayıtları yapılmalıdır. Geldiği günkü fiziksel performansına bakılarak mikro ve makro antrenman ve performans medotlaması yapılmalıdır. Kaydedilen bu veriler hedefe gidilen yolun kısalmasını sağlamaktadır.

Spor Dersi Spora Özel Kıyafetler İle Yapılmalıdır. Neden Önemlidir?

    Sporcu sağlığı açısından en elzem konuların başında gelir. Antrenman yerine (sıcaklık-rüzgar) şekline (cardio-teknik) fiziksel yapıya (çok terleyenler) uygun kıyafetler seçilmelidir. Terleme durumu göz önünde bulundurularak her parçanın yedeğinin bulunmasında fayda var. Ayakkabı spora elverişli (hafif-esnek-spora özgü) olmalıdır. En önemlisi ise hijyen açısından dolayı dışarıda giyilen ayakkabının spor salonunda giyilmesidir. Unutulmamalıdır ki: Ayağının bastığı yere, daha sonra bir beceri sırasında ellerini eğdirmektedir.

Spor Dersi Sonrası Eller Yıkanmalıdır Neden Önemlidir?

    Çoğu branşta olduğu gibi spor branşı ekipmanları da ortak kullanım ürünüdür. Spor ekipmanlarının sık sık sterilize edilmelidir. Ders sonrası hijyen için ellerin iyice yıkanması gerekmektedir. Ayrıca ellerini uygun bir şekilde yıkayamayan çocuklara da el yıkama teknikleri, sabunlama, durulama ve kurulamayı öz bakım becerisi olarak öğretilmesinde fayda vardır.     


                                        Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa Özbilir

Kaynak: www.tekerleklisandalyebasketbol.com
              www.sonmansethaber.com
             Ekim 2014

15 Ocak 2015 Perşembe

ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLAR VE SPOR


ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLAR VE SPOR
   
ENGELLERİ AŞTIMDA GELDİM

     Bir birey, hayatındaki değişikliklere ve yeniliklere karşı uyum süresine ihtiyaç duyar. Özel gereksinimli bireylerde ise uyum süreleri değişkenlik gösterir. Söz konusu spor yapmak ise; Bu süre daha kısa ya da daha uzun olabiliyor. Adaptasyon süresinin uzun olmasının birçok sebebi olabilir. En çok karşılaştığımız sebepler şunlar: Genel olarak üşengeç  olmaları , kendilerini zorlamak istememeleri ,otoriteyi kabul etmeme ,reddetme hakkını sporda kullanma (saygıyla karşılamalıyız),kural ve komutlara uymak istememeleri ,antrenörün deneyimsiz ve antipatik olması , çocukların katılımcı ve sosyal olmamaları v.s.

       Adaptasyon süresinin kısa olması ise yukarıda yazdıklarımın tam tersinin çocuğumuzda bulunması anlamına gelmektedir. Oryantasyon süresinin kısalması ,çocuğumuz spora giderken ayaklarının geri geri gitmemesi, spor yaparken davranış sorunları göstermemesi  v.s. için antrenör  tarafından yumuşak geçişler yapılmalıdır. Beceri öğretimi ikinci planda tutulmalıdır. Çocuğumuza oyunlarla, sevdiği aktivitelerle, gerekirse ödüller kullanılarak antrenman yaptırılmalıdır. Çocuğumuza spor salonunun tamamının gezdirilip tanıtılması gerekmektedir. Mümkünse spor salonunun her yerine girmesi sağlanmalıdır. Çocuğumuzun gittiği spor salonunda  ‘’bilgi edinme hakkını’’  unutmayalım. Çocuğumuz için en önemlisi güven ortamının oluşmasıdır. Antrenörler çocuğumuza bu süreci sağlıklı bir şekilde geçilmesini sağlamalıdır. Pedagojik yaklaşımla, böyle samimi bir ortamda çocuğumuzun yapamayacağı beceri çok azdır.                  
                                                       ÖN HAZIRLIK DÖNEMİ

     Çocuklarımıza spora başlamadan önce ilk olarak antropometrik ( kol , bacak uzunluğu , omuz genişliği v.s. ) ve anatomik ( boy, kilo, BMI ) ölçümler yapılmalıdır. Bu ölçümlerin amacı çocuğumuzun mevcut durumunu değerlendirmek ve kayıt altına almaktır. Bu ölçümler çocuğumuzun hangi spor branşında başarılı olabileceği, hangi branşları yapması gerektiği hakkında bir ön bilgi hazırlanmasını sağlayacaktır. Çocuğumuz bu veriler ışığında gözlem-kayıt metoduyla bir kaç antrenman izlenmelidir. Gözlem-kayıt metoduyla organizmada mevcut bulunan motorik özelliklerin (denge , koordinasyon , çeviklik-çabukluk v.s.) hangilerinin gelişip gelişmediği değerlendirme kriterlerine göre belirlenmelidir. Bu ölçümlere mütakiben çocuğumuzun kaba-orta-ince motor becerilerine bakılmalıdır. Uygulanabilirlik düzeyi belirlenmelidir. Bütün bu ölçümler çocuğumuzun yeteneklerini ve yetersizliklerini göstereceği gibi amaca gidilen yolun da spesifikleşmesini sağlayacaktır.
                                               GENEL HAZIRLIK DÖNEMİ                                                                                                                
    Hangi sporu veya branşı yapıyorsak yapalım bütün motorik normların optimum düzeyde olması gerekmektedir. Bu durum ortalama bir performans için fevkalade önem arz etmektedir. Geride kalmış veya çalışılmayan bir motorik özellik, çocuğumuzun yeteneklerinin açığa çıkamamasına neden olur. Çocuklarımızı bir branşa yönlendirmeden önce, o branşın barındırdığı temel motoriklerinin geliştirilmesi gerekmektedir. İster yüzücü olalım, ister basketbolcu  veya  atlet, öncelikle SPORCU olmak gerek. Önce spor sonra branş. Buna istinaden çocuğumuzu motorsal ve kassal becerilerinin kontrollü bir şekilde gelişmesi sağlanmalıdır. Örneğin bu süreçte ‘’Eğlenceli atletizm’’ denilen parkur sistemi (Bir çok motor becerilerin aynı anda çalışılabileceği, antrenör tarafından değişiklik gösterebileceği istasyon çalışmaları)  kullanılabilir.  Her çocuğumuzun eksik becerilerinin farklı olmasından dolayı, bu parkurlar her çocuğumuzda farklılık göstermelidir. Bu şekilde uygulanacak çalışmalar kısa sürede sportif gelişmeyi, fiziksel gelişmeyi ve bedensel iyileşmeyi  sağlayacaktır. Sportif temelin sağlam atılması durumunda, çocuğumuz yeteneği olmayan bir branşı bile kolaylıkla yapma imkanı bulacaktır. Çocuğumuz bir branş öncesi istenilen form düzeyine geldi. Temeli sapasağlam oldu. Artık özel olarak branşlar için antrene edilmelidir.
                                                               
                                               BRANŞ HAZIRLI K DÖNEMİ

    Çocuğun genel hazırlık döneminden sonra branş öğretimi için gereken zemin hazırlanmıştır. Geri kalmış motor özellikleri giderilmiş; uygulanabilirlik seviyesi artmıştır. Çocuğun fiziksel yapısına ve yeteneklerine uygun olduğu  düşünülen branşların hepsi uygulanmalıdır. Branş öğretmek için çocuğu fazla zorlamamalıyız. Sabit birkaç branşın çocuğa öğretilmesi diretilmemelidir. Pedagojik olarak gerekirse, çocuğun tıkandığı noktalar üzerinde durulmamalı ki çocuk o branştan sıkılıp soğumasın. Bu sebeple sadece yeteneklerinin olduğu branşlar çalışılmamalıdır. Çocuğun yapamasa bile sevdiği, ilgi duyduğu branşlarda (detaya girmeden,ana hatlarıyla) antrenör tarafından çocuğa öğretilmelidir. Çocuğumuza ilk olarak jimnastik,masa tenisi, bisiklet ve yüzme branşları öğretilmeye çalışılmalıdır. Bu branşlar çocuklarımızın fiziksel ve zihinsel gelişimi açısından fevkalade elzemdir. Çünkü bir çok dominant motoriğin gelişiminde endikedir. Bu branşların yapılabilirlik durumuna göre diğer branşlara geçmelidir. Bu dört spor dalını optimum seviyede yapan bir sporcu, her branşa çok kolay adapte olur. Akabinde bu branşları, kort tenisi, voleybol , basketbol, badmınton, squash, kayak v.s  takip edebilir.


                                    Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim İsa Özbilir


Kaynak: www.tekerleklisandalyebasketbol.com
              www.sonmansethaber.com
              Eylül 2014


ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLAR VE SPOR

ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLAR VE SPOR

SPORA BAŞLIYORUMMMMM
 
    Geçen ayki sayımızda, sporun özel gereksinimli bireyler üzerindeki etkisinden bahsettim. Bu sayımızda ise; özel gereksinimli bir bireyin spora başlama evresini anlatacağım.
 
    Bir birey spora başlamadan önce sağlık kontrolünden muhakkak geçmelidir. Özel gereksinimli bir birey ise tam teşekküllü sağlık muayenesi yaptırmalıdır. Özellikle kardioloji , ortopedi bölümlerinin bireyi görmesi gerekir. Fizik tedavi , trawmatoloji bölümlerininde mümkünse bireyi görmesinde fayda var. Bireyin fiziksel aktivite yapacağı veya performansa dayalı bir spor  yapacağı muayene öncesinde, doktoruna kesinlikle söylenmesi gerekir. Hatta bireyin  hangi spor branşını yapacağı belli ise o branş da doktorumuzla paylaşılması uygundur. Muayeneyi doktorun bu şekilde değerlendirmesi gerekir. Muayenenin sonunda sağlık raporuna  ‘’ Spor yapmasında sakınca yoktur’’ ibaresinin olması uygundur. Çünkü, bireyin spor aktivitesi yapacağı kurum bilinçli ise bu raporları ve bu ibareyi işlerini daha sağlıklı yapma açısından muhakkak soracaktır. Konunun özel gereksinimli bir bireyin spor yapması sebebiyle oldukça mühim bir yeri vardır. Spor öncesi muayene yadsınmamalıdır.

    Spor yapmak için gerekli sartlar oluştu. Peki nerede…  Özel gereksinimli bireyin bu noktada tanısı çok önemlidir. Davranış problemleri var ise bunlar nelerdir ve ne boyuttadır. Nöbet , kriz gibi acil müdahale gerektiren durumları varmıdır. Var ise ne sıklıkla olmaktadır. Bu sorunların oluşmasına etki eden sebepler biliniyorsa spora başlamadan önce gerekli mercilere söylenmelidir. Bilinmiyor ise en kısa zamanda anlaşılmalı ; bu sorunları tetikleyen tavır , davranış , materyal , ortam , hava sükülasyonu , koku , ışık sistemleri , ses- müzik dalgaları v.s. anlaşılıp önlem alınmalıdır. Özellikle nöbet , kriz durumlarında ilk yardım yapacak ekibin , spor tesisinde bulunması fevkalade elzemdir. Ayrıca spor tesisinin bir sağlık kuruluşuyla anlaşması olmalıdır. Yada spor tesisi – hastane arası aracılık yapan kurumsal ambulans hizmeti veren yapılarla spor tesisinin anlaşması olmalıdır. Düzenli olarak denetlenen  , spor bakanlığınca onaylı bir işletme olmalıdır. Spor tesisinin hizmet verdiği spor branşlarında ( havuz , fıtness , kort tenisi v.s ) gerekli federasyonlardan izin alması gerekir. Spor tesisinde çalışıp antrenman yaptıran kişilerin antrenör olmaları gerekmektedir. Sportif materyallerin bakımları periyodik olarak yapılması gerekmektedir. Spor tesisinin hijyeninden sorumlu kişi ve kişiler olmalıdır. Buraya kadar anlatmış olduğum konular sağlıklı ve verimli spor yapmamın temelini oluşturuyor. Bu konulardan bırakın bir kaçını , birinin eksikliği bile gidilecek spor tesisinin ebeveynler açısından sorgulanma sebebidir. Eğer mümkün ise antrenman yapılacak yerin tavanının yüksek , metre karesinin büyük , açık spor alanı , özel durumlarda yalnız kalınabilineceği salon olmalı; kalabalık ise olmamalıdır. Birden fazla spor branşında faaliyet vermelidir. Buraya kadar her husus taman. Peki antrenör !!!

    Gidilecek spor tesisi kadar antrenör kalitesinin de önemi oldukça fazladır. Bir oran vermem gerekirse % 51 antrenör derim. Bakalım zihinsel engelli çocuğumuzu emanet ettiğimiz antrenör nasıl olmalı: Kesinlikle B.E.S.Y.O mezunu olmalı. Eğer lise mezunu , kendisini iyi geliştirdiğini düşündüğünüz  kişiler var ise bu doğru bir görüş değildir. B.E.S.Y.O. ların antrenörlük bölümü mezunu olmaları tercih edilmelidir. Bazı üniversitelerin antrenörlük bölümlerinde yan dal tarzında iki yıllık ‘’Engellilerde Spor’’ modülleri var. Bu modülü almış antrenörler zihinsel engelli sporunda çok avantajlıdır. İyi bir antrenör olmak için anatomi , kinesiyoloji , antrenman bilgisi , antropometri , hareket gelişimi , beceri öğrenimi , ergojenik yardım , performans testleri ve ölçümler , spor biyomekaniği, liderlik gibi konulara hakim olması gerekir. Zihinsel engelli sporu yaptıran antrenörlerin ise; yukarıdaki konuları bilmesi yetmez. Bu konuları bilip, istinaden spor psikolojisi , pedagoji , empati konularını da bilmesi gerekmektedir. En önemlisi ise zihinsel engelli antrenörünün kararlı , tutarlı , sempatik , pozitif, işini seven , sabırlı, tekrar yazıyorum sabırlı bir rol model olması gerekmektedir.

    Engelsiz bir birey için spora başlamaya karar vermek ve devam ettirmek zor bir iş. Özel gereksinimli çocukların bu süreçte karşılaştığı yada karşılaşabileceği zorlukları betimlemenizi rica ediyorum. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur diyerek; bana ait bir sözle yazımı noktalamak istiyorum: İnsan temelde sosyal ve harekete bağlı bir canlıdır; bu temel atımına ilk kazmayı spor vurmalıdır.

                                                     
          Özel Gereksinimli Çocuklar Fiziksel Aktivite ve Spor Danışmanı                                
                                                                            Ant. İsa Özbilir

Kaynak: www.tekerleklisandalyebasketbol.com
              www.sonmansethaber.com
              Ağustos 2014