30 Ocak 2015 Cuma

Genç Sporculara Aşırı ve Gereksiz Yüklenme

Genç Sporculara Aşırı ve Gereksiz Yüklenme

    Genç sporcuların fizik performansı geliştirme üzerine odaklanmaya gerek duymadığı kanıtlanmıştır. Genç oyuncular, düzenli driller ve oyunlarla yeterli fizik antrenmanı yaparlar. Danimarka’daki bir çalışmada, 15 yaşın altındaki oyunculardan, dayanıklılık antrenmanı yaptırılmayan futbol kulüplerindeki 132 genç oyuncuya özel bir futbol dayanıklılık testi uygulandı. Bu sonuçlar Danimarka liginde oynayan 82 yetişkin oyuncunun sonuçları ile karşılaştırıldı.15 yaşından küçük oyuncular, özel dayanıklılık antrenmanı yapmamalarına rağmen, yaş ile performansta bir artış vardır.

     18 yaşındaki oyuncuların sonuçları, yetişkin lig oyuncuları kadar yüksektir. Bir oyuncunun, genç yaşlarda dayanıklılık antrenmanı yapmaksızın, yetişkin oyuncular gibi üst düzey bir seviyeye ulaşabileceği görülmektedir. Dayanıklılık antrenmanı yapmayıp, zamandan tasarruf eden bu yaş grubunda, teknik becerileri ve motorik özellikleri geliştiren antrenmanlara zaman ayrılmalıdır. Çünkü oyuncular yetişkin olduklarında, bu çeşit antrenmanları fazlasıyla yapmaktadır.

                                      Bütün Spor Branşları İçin Geçerli

    Altyapı oyuncularına gereğinden fazla ve yanlış yüklenme sonucunda birçok önlenemez olumsuzlukla karşılaşılıyor. Bu sebeple; pubis, repatetif stres (aşırı yüklenme sendromu), romatizmal hastalıklar, diz ve ayak bileği sakatlıkları, kas imbalanzı sağlayamama (ortak kasların çekiş yönündeki dengesizlik), tendirit(alışkanlık dışı hareket) gibi yaralanma ve sakatlıklar olmaktadır. Oyunculara altyapılarda kas, bağ, tendon, ligament esnekliklerini ve eklem hareket genişliğini yeteri kadar geliştirilmeden yükleniliyor. Bu aşırı yüklemeler genelde tek tip ve dengesiz yapılmaktadır. Oyuncular aynı antrenmanları senelerce yapmaktalar.

    Antrenörler bu antrenmanları yaptırırken vücudu önarka (anterior-posteriör), alt-üst(horizantal), sağ-sol (frontal) diye planlara ayırmadan ve agonist-antagonist ayrımı yapmadan yükleniyor. Bu antrenmanlara maruz kalan oyuncularda pubis gibi kalıcı sakatlıklar, uzun süreli yaralanmalar, sürantrene olarak formdan düşme veya futbolu bırakma gibi birçok olumsuzlukla karşılaşılıyor. Bu tip sakatlık ve yaralanmalar ülkemiz oyuncularında fazlasıyla görülmektedir. Ayrıca futbolcuların antrenmanda hiçbir müdahale yokken sakatlanma ve yaralanma olayları ülkemizde Avrupa’ya oranla çok daha fazla.

    Avrupa liglerinde mücadele eden takımlar oyuncularına bizlere göre çok farklı, bilinmeyen metotlarla antrenman yaptırmamakta. Sadece hangi yaş gurubuna ne yapılması, ne kadar yapılması, hangi antrenmanı hangi antrenmandan önce veya sonra yapılması ve ne zamana kadar yapılması gerektiğini biliyorlar. Avrupa’da bize göre daha zorlu ve mücadeleci ligler var. Bu liglerde oynayan oyuncular 12 km gibi ciddi mesafe kat ediyorlar. Bu oyuncuların her yönden en üst düzeyde olması ve formunu da mümkün oldukça koruması gerekmektedir. Bu zorlu şartlarda antrenman yapan Avrupalı oyuncularda bu tip olumsuzluklar ülkemizdeki kadar görülmemekte.

                                                                         Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı      
                                                                                                           İsa ÖZBİLİR

Kaynak:Bangsbo Jens ( 1994 ) Futbolda Fizik Kondisyon Antrenmanı  
Yayınevi: HO+Storm,Bagsvaerd _ Danimarka 
2010 Özbilir isa Yetenek seçimi projesi
                       


Bir Futbolcu Ne Zaman Neyi Yemeli

Bir Futbolcu Ne Zaman Neyi Yemeli

    Futbolda performansa olumlu etki yapanların en önemlilerinin başında kuşkusuz sporcu beslenmesi geliyor. Peki, sporcular olarak beslenme hakkında ne kadar bilgimiz var. Neyi, ne zaman, neyle beraber, neyden önce ve neyden sonra yemeliyiz. Bir futbol maçında karbonhidrat enerji üretimi için kullanılır.

    Müsabakanın devre arasında ve sonrasında kas glikojeni düzeyindeki düşüklük, büyük miktarda karbonhidratın kullanıldığını gösterir. Yapılan bir test sonucunda oyunculardan 4’ünde kas glikojen depoları, birinci devreden sonra hemen hemen boşaldı. Video film analizinden bu 4 oyuncunun ikinci devrede, diğer oyunculardan oldukça az mesafe kat ettikleri bulundu.

    Bu suretle onların fizik performans düzeylerini düşük kas glikojeniyle azaldığı belirlendi. Eğer oyuncuların kas glikojen depoları maçtan önce arttırılmış olsaydı, ikinci devrede daha iyi performans sergileyecekleri kabul edilir. Kaslarda glikojen depolanmasının en yüksek potansiyeli, egzersizden hemen sonradır. Bu nedenle, müsabakadan veya bir antrenmandan sonra ilk 30 dk en geç 40 dk içinde hem katı hem de sıvı şekilde karbonhidrat tüketilmesi önerilir. Bu, özellikle günde çift idman yapan oyuncular için çok çok önemlidir. Karbonhidratlar, basit ve kompleks olarak iki gruba ayrılır. Basit bir örnek:

 Basit                                                                         Kompleks

: Düşük yağlı şekerlemeler                                        Patates
: Ttatlılar /Şeker                                                         Sebzeler
: Kekler                                                                      Hububat (yulaf)
: Kesme şeker                                                            Ekmek
: Reçel ( marmelât )                                                   Makarna / Pilav
: Hafif içecekler

    Her iki çeşit karbonhidrat, kas glikojen depolarının tekrar yerine getirilmesi için kullanılabilir. Egzersizi izleyen ilk birkaç saatte, basit karbonhidratların tüketimi; kompleks karbonhidratların alımından daha çabuk glikojenin depo edilmesine neden olur. Ancak 24 saatten sonra basit ve kompleks karbonhidratlar arasında bir fark yoktur. Kompleks karbonhidrat kaynakları, daha yüksek bir besleyici değere sahiptir. Çünkü vitamin, mineral ve lif ihtiva ederler. Bu yüzden tercih edilmelidirler.

    Altyapılardaki geleceğimiz olan sporculara daha küçük yaşlarda beslenme alışkanlığını kazandırılmalıdır. Günlük, haftalık, antrenman öncesi, sonrası, müsabaka öncesi, sonrası;yapılan aktivite esnasında (kuvvet, sürat, dayanıklılık) kullanılan enerji sistemleri belirlenmelidir. Ve sporcunun o aktivite sırasında hangi enerji depoları azaldıysa ilk 30 dk içinde o besinleri alması elzemdir.

                                                               Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı      
   
                                                                                                          İsa ÖZBİLİR

Kaynak:Bangsbo Jens ( 1994 ) Futbolda Fizik Kondisyon Antrenmanı  
Yayınevi: HO+Storm,Bagsvaerd _ Danimarka 
2010 Özbilir isa Yetenek seçimi projesi
                                                                                                                       

Aktif Ve Pasif Dinlenme İle Laktat İlişkisi

Aktif Ve Pasif Dinlenme İle Laktat İlişkisi

    Bir maç veya yoğun antrenman bölümünde laktat aktif olan, kaslarda birikir. Hafif normale dönme egzersizi, laktatın daha çabuk uzaklaştırılmasına yardımcı olacaktır. Düşük yoğunluktaki koşuda kan laktatının, dinlenik durumdan en az üç kat daha çacuk azalacağı sabittir. Laktatın daha çabuk uzaklaşması için, bir antrenmanın veya müsabakanın ardından en azından 10 dk jogging yada dar alanda pasif küçük oyun gibi düşük aktiviteler yapılmalıdır. Bu aktivitelerin ardından ise germe egzersizleri muhakkak yapılmalıdır.

    Ülkemizde dahil olmak üzere bir çok futbol liginde, müsabaka sonrası toparlanma egzersizi yapılmamaktadır. Toparlanma için müsabaka ertesi gün beklenir. Hatta bir gün ara verip, iki gün sonra toparlanma antrenmanı planlayan bir çok antrenör var. Müsabakanın sonunda tesisden ayrılmadan takımına toparlanma egzersizi yaptılan antrenörlerin sayısı az değil. Bu antrenörlerin % 90'ı akademisyen futbol adamlarından oluşuyor.

    Futbol branşında toparlanmayla ilintili, yıllardan beri gördüğüm en büyük hatalardan bir tanesi ise oyuncu değişiklikleridir. Dünyanın heryerinde ne sporu yaparsanız yapın antrenman metodolijisinde değişmeyen tek kural vardır. O kural ısınma (ön hazırlık) - antrenman ( ana bölüm) ve soğumadır. Bir futbolcu oyuna başlarken ısınıyor, oyununu oynuyor ama soğumasını yapmıyor. Örnek vermek gerekirse şöyle:
    Müsabakanın 70. Dakikasından çıkan bir oyuncu yedek kulübesine gidiyor ve müsabakanın sonlanmasını orada bekliyor. Futbolcu oyundan çıkarken; yüksek nabız , kas tonularında gerilme ve kasılma, kılcal damar patlamaları, yüksek laktik asit oranı başta olmak üzere birçok anatomik ve fizyolojik değişiklikler içindedir. Organizma sayısız yüklenmeye maruz kalmıştır. Futbolcu toparlanma egzersizi yapmak için müsabaka sonunu dahi beklememelidir. Isınma yerlerine gidilip nabzın dinlenik seviyelere yaklaşması, kasılan kasların esnetme veya strechıng hareketleri ile normal haline yaklaşması, joggıng koşusu yaparak laktik asidin kısmen de olsa bir kısmının organizmadan uzaklaştırılması başta olmak üzere; toparlanmayla ilgili metotların kesinlikle uygulanması gerekmektedir.  

    Toparlanma antrenmanı yapmak için ertesi gün beklenmemelidir. Çünkü, kasların müsabaka anında kasılmanın getirmiş olduğu reaksiyonlarla kısaldığı gözlenmiştir. Müsabakayı veya antrenmanı bu tip aktivitelerle bitirmezsek kas boyu kısa kalır. Hem laktik asit birikmesi hem de kas boyunun normal boyuna getirilmemesinden dolayı, organizmada olması gerekenden daha fazla yorgunluk olur. Böylelikle bir sonraki antrenmanın kalitesi düşebilir.

    Futbolculara her antrenman ve müsabaka sonlarında toparlanma olarak, germe veya streching egzersizi yapılmalıdır. Çünkü, kısıtlı hareket genişliliği sonraki brim antrenmanın performansına olumsuz etki içinde olacaktır. Aşırı ve ani zorlanmalarda kas kopmalarına yol açabilir. Bacaklardaki belirli kasların uzunluğunun, devem eden bir futbol maçında oldukça kısaldığı gözlenmiştir ve normal uzunluğun tekrar yerine gelmesi 2 günden daha fazla zaman alabilir. Maç oynayarak, düzenli streching ve açma germe yapmaksısın sık antrenman yapmak, kasların sürekli olarak kasılmasına neden olur. Futbolda çok kullanılan temel kas grupları, antrenman veya müsabakadan sonra eski haline getirilmelidir.

                                           Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa ÖZBİLİR

Kaynak: Yetenek seçimi projesi
Yıl: 2010                                                                                                 


Futbolda Fiziksel ve Taktiksel Açıdan Mevkilere Yönlendirme

Futbolda Fiziksel ve Taktiksel Açıdan Mevkilere Yönlendirme 

    Futbolda mevkilere yönlendirme yaparken oyuncunun motorik ve fiziki yeterliliklerinin yanında, yönlendirilen mevkiye göre özgüven, sportif zekâ, soğukkanlılık gibi parametreleri de göz önünde bulundurmak gerekir. Sinirli, telaşlı veya bireysel (bencil) oynamayı seven bir oyuncuyu mevkiye yönlendirirken bu özellikleri gözönüne alınmalıdır.
 
    Futbolcu, fiziki ve fizyolojik yeterliliğinin yanında, oynayacağı mevkinin sorumluluğuna sahip, mental olarak bu mevkide görev almaya hazır olmalıdır. Bu nedenle uzmanlar tarafından, futbolcunun özelliklerine göre hangi mevkilere yönlendirileceği belirlenmiştir. Uzmanların yapmış olduğu oyuncu kriterleri, her mevki için mevcuttur. Uluslararası geçerliliği olan bu kriterlere, kanımca olması gereken özellikleri de ekledim. Ön libero ve hücum oyuncularında olması gereken özellikler nelermiş bakalım. Sonra da  takımımızdaki bu iki mevkide oynayan oyunculara bakalım. Bu özelliklerden kaçına sahip yada kaçından mahrum.  

İyi Bir Ön Libero

: Üst düzeyde savunma
: Oyun kuruculuğu
: İyi oyun tekniği
: Üst düzeyde taktik bilgi
: Zeka
: Yüksek sorumluluk duygusu
: İyi bir oyun alanı görüşü
: Takım liderliği
: Strese karşı dayanıklılık
: Özgüven gibi özelliklere sahip olmalıdır.

    Hücum oyuncularının çok çabuk olarak oyun pozisyonlarındaki değişiklilerle uyum göstermeleri gerekmektedir. Bunu yapabilmek için oyunun gerektirdiği teknik, taktik ve kondisyonel özelliklere sahip olmalıdırlar. Bu mevkide oynayan oyuncuların hücum davranış şekilleri geliştirilmelidir. Hücum sırasında düşünmek için fazla zaman yoktur, anlık kararlar vermek gerekir. Çünkü hücum oyuncuları kendilerine atılan pasları ve yapılan ortaları golle sonuçlandırabilecek becerilere sahip olmalıdırlar (hedefe yönelik vuruşlar yapabilme, algılama, reaksiyon gösterme, karar verme, çabukluk vepatlayıcı kuvvet özellikleri gibi).

İyi Bir hücum Oyuncusu

: Israrlı, sabırlı ve inatçı
: Baskı altında topa sahip olabilme
: İkili mücadelelerde üstünlük sağlayabilme
: Süratlilik
: Dar alanda çabuk hareket edebilme
: Her iki ayağını da iyi kullanabilme
: Top sürme ve çalım atabilme
: Kafa toplarında etkili olabilme
: Algılama, zamanlama ve hızlı karar verebilme
: Savunmayı aldatabilme
: Yer değiştirebilme
: Baskılı savunma yapabilme
: Yaratıcılık yeteneğini kullanabilme
: Devamlı atak yapma ve yıpratıcı olabilme
: Diğer oyuncularla iletişim kurabilme
: Pozisyonları sezebilme
: Art arda koşular yapabilme
: Hücumda oyun kurabilme
: İyi bir oyun tekniği
: Geniş bir beceri dağarcığına sahip olma
: Farklı pozisyon ve açılardan şut atabilme
: Yüksek çıkış sürati gibi özelliklere sahip olması gerekmektedir.

                                      Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa ÖZBİLİR

Kaynak: Küçük Veysel Futbolda Yetenek Seçimi
Yayınevi:TFF -FGM Futbol Eğitim Yayınları Mayıs 2009 İstanbul                                                          2010 Özbilir isa Yetenek seçimi projesi
                                                          

29 Ocak 2015 Perşembe

MaxO2 Neden Mi Önemli?

MaxO2 Neden Mi Önemli?
 
    Her spor branşı için MaxO2 nin önemi büyüktür. Özellikle aerobik olan spor branşları için hayati önem arz eder. Kişinin fizyolojik ( eritrosit - hemoglobin ) ve anatomik yapısı ( boy - kilo - BMI ) bu parametreyi direk etkiler. Bir çok ergojenik yardım ( subliment - irtifa ) ise MaxO2 yi en direk etkiler.
     
    Futbol aerobik bir spor branşıdır. Uzun süreli oksijen kullanılarak yapılır. Fakat bir futbolcunun organizmasındaki fizyolojik etkileşimler detaylı incelendiğinde anaerobik bir yanı olduğunu da net bir şekilde görürüz. Örneğin MaxO2 nin futbol branşı açısından ne kadar elzem olduğun açıklayayım.    
    Üst düzey bir futbolcunun maksimum oksijen miktarı 57 – 69 ml/dk/kg dır. Sistemli ve bilinçli
antrenmanlarla bu 76 ml/dk/kg ye kadar çıkartılabiliyor. Fizik olarak zayıf olan oyuncular bu
özellikleri sayesinde rakibe oranla daha dayanıklı olur. Müsabaka ilerledikçe bu özelliklerini kullanır ve takımı için büyük avantaj sağlamış olur. Antrenörler ise takımda bu tip oyuncular yaratmalı ve bu oyunculara yönelik sistem geliştirilmeli. Günümüzde özellikle üst düzey karşılaşmalarda, tempolu geçen müsabakalarda takımların toplam kat ettikleri mesafe 98 -105 km arasındadır. Bu nedenle bu tip oyuncular bu müsabakalarda takımları için büyük önem taşır.

                                                                           
                                             Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa ÖZBİLİR

Kaynak: Yetenek seçimi projesi
Yıl: 2010

19 Ocak 2015 Pazartesi

TÜRKIYE'DE SPORUNUN GELİŞMESİ

TÜRKIYE'DE SPORUNUN GELİŞMESİ                                                                                 
     Türk sporu uluslararası başarı açısından sıkıntılı dönemler geçiriyor. Uluslararası arenada saman alevi misali de olsa çıkış yapıyoruz derken ; sonrasında yine başa dönüyoruz. Türk sporunda irtifa kaybı veya dibe vurma söz konusu olamaz. Çünkü yükselişe geçemediğimiz için düşüş mümkün değil. Başarılı olduğumuz yıllarda, başarısız olduğumuz yıllara göre bir çaba içinde olmadık. Başarılarımız ya yakalanan  bir hava, ya bireysel çabalar yada şans yardımıyla gelen tesadüfi başarılardı. Ne mütemadiyen yükselen bir grafik, ne de standart bir çizgi yakalayabildik.

    Kendimizle yüzleşme zamanımız geldi de  geçiyor. Türk Sporunun bu aşamadan daha da geriye gideceğini düşünemiyorum. Sporda başarı kimilerine göre soyut kimilerine göre ise göreceli bir kavram olarak gelebilir. Bu yorumları yapan insanlar ya halkı cahil yerine koyuyor ya da akıl tutulması yaşıyorlar.

    Sporda başarı  % 100 somuttur. Çünkü sporsal başarı 1.lik kupası, 2.lik madalyası  gibi fiziken hacim kaplayan bir ögedir. Yani başarının elle tutulup gözle görülen bir temsili cismi vardır.
Türk Sporunun gelişmesi için seçilen ve görevlendirilen insanların bir an önce harekete geçmeleri gerekir. Sporsal başarıyı yakalamış ülkelerin sistemleri kopya edilebilir; Yeni sistemler geliştirilebilir. Ama bu güzel ülke ve potansiyel yetenek olduğunu düşündüğüm gençlerimiz, daha fazla sistemsizliğin sistem olarak uygulanan işleyişe mahkum edilmemelidir.

    Türkiye'de sporunun gelişimi adına yapılması gerekenleri, detaya girmeden anlatmak isterim. 

1) Ilkokullarda beden eğitimi derslerine branş öğretmenleri girmelidir. İngilizce, din kültürü ve müzik gibi derslere branş öğretmenleri giriyor. Çünkü beden eğitimi dersi eşittir boş ders algısı var.

2) Beden eğitimi dersleri haftada en az 4 ders olmalı. Fiziksel aktivitenin ve egzersizin beyin gelişimine olan etkilerini bilmekteyiz.

3) Ilkokullarda yetenek seçimi taramaları yapılmalıdır.

4) Her okula spor salonu yapılmalı, pek çok branşın uygulaması için, sportif malzemeler temin edilmeli. Öğrencilerin gelişim raporları tutulmalı.

5) Dernekler kanunundan bağımsız olarak, Okul Spor kulüpleri kurulmalı. Hatta yerel okul Spor kulüpleri federasyonu kurulmalı. Bu kulüp ve yerel federasyonlar, ülke federasyonlarına bağlı olmalı. Federasyonlarda bu okul kulüplerinin delegeleri olmalı. Spor bakanlığı da bu yapıları denetlemeli. 

6) Spor liseleri gibi spor ortaokulları açılmalıdır. Sporcu öğrencilere liselere girişte ek puan avantajı sağlanmalıdır.

7) Başarılı öğrenci sporculara okul yönetiminin  veya federasyonun maddi teşviki olmalı. Ve bu teşvikler belirgin ve standart olmalı. Öğrenci sporcular gibi öğrenenler de ödüllendirilmeli.

8) Öğrenci sporculara bir başarı kriteri getirilmelidir. Okul devamsızlığı öğrenci sporcuların gelişimini engellememelidir.

9) ilk ve orta dereceli okullarda beden eğitimi öğretmenlerinin yanında branş antrenörlerinin de atanması gerekmektedir. Özellikle atletizm ve jimnastik antrenörlerinin.

10) Üniversitelerin riyakat esas alınarak, gelişime açık, donanımlı ve rüşdünü ispat etmiş akademisyenlerce kadrolaşması gerekmektedir.                                                                                         
11) B.E.S.Y.O. larda bilimsel yetenek seçimi kılavuzu hazırlanmalı ve zorunlu ders haline getirilip antrenör adaylarına okutulmalıdır. Hatta yetenek seçiminin yan dal veya seçmeli uzmanlık dalı haline getirilmesi gerekmektedir.                                                                                                  
12) Yurt dışından başarılı akademisyenler, antrenörler getirtilip, antrenör ve spor adamlarımıza  egitim seminerleri verilmesi sağlanmalıdır.                                                                                                                                           
13) Antrenörlüğünün ek iş olarak yapılmaması gerekmektedir. Antrenörlüğün bir hobi değil bir meslek olarak görülmesi gerekmektedir. Antrenörlerin ücretleri kat'iyen gözden geçirilmelidir.

14) Beden eğitimi derslerinin müfredatının değişmesi gerekmektedir. 

15)  Spor kulüplerinin sayıları acilen arttırılmalı. Bölgesel lig yapılanmasına gidilmelidir. Yöresel müsabakalar arttırılıp sporunun her il ve ilçeye girişi teşvik edilmelidir. Katılımlar arttırılmalı ve daha çok sporcu adayına ulaşılması gerekmektedir.        
                                              
16) Tarım, tıp, endüstri, eğitim alanlarında düşünüldüğü gibi, spor için pilot bölge uygulamasına geçilmelidir. Kamp eğitim merkezleri, sporcu sağlığı araştırma merkezleri, laboratuvar deney merkezleri, profesyonel sporcu performans ölçme ve değerlendirme merkezleri, genetik araştırma (DNA profilleri) merkezleri gibi, daha birçok merkezler ve birimler kurulmalıdır.    

17) Sporun özelden genele yayılması sağlanmalıdır. Büyük-küçük demeden herkese spor sevgisi aşılanmalıdır. Böylelikle küçük çocukların önlerinde, rol model alacağı ebeveynler oluşturulmuş olacaktır.

18) Spora devletin ve özel sektörün desteği artmalıdır. İnsanların danışarak (antrenör) ücretsiz spor yapabileceği tesisler yapılmalıdır.                                                                                            
19) Aileler spor eğitiminin bir parçası olmalıdır. Kesinlikle bilinçlendirilmeli. Ailelere, sporun para ve statü kazandıran bir meslek olduğu fikri anlatılmalıdır.


Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa ÖZBİLİR

Kaynak: Vakıf Rize Dergisi ( Rize kültür ve sosyal yardımlaşma vakfı yayınıdır.) 2012

18 Ocak 2015 Pazar

FUTBOLDA KANAYAN YARA: ALTYAPI

Türk Futboluna altyapıdan oyuncu yetişmiyor. Bir çok futbol adamı bu durumun kritiğini yapmakta: Düşük fiyata çalışan altyapı antrenörleri, yaşı büyültülmüş altyapı oyuncuları, hocaların ligi kazanma hırsı, rekabetin eğitimin önüne geçmesi, tek tip antrenman modelleri, yetersiz tesis gibi bir çok çözülmeyi bekleyen problem var. Spor Danışmanı ve Antrenör İsa Özbilir bu problemlerin dışında akademik olarak değerlendirilmesi gereken iki problemden bahsediyor.

             FUTBOLDA KANAYAN YARA: ALTYAPI

  Altyapılar şüphesiz Türk Futbolunun kanayan yarasıdır. Milli takımımız dâhil bütün takımlar bu olumsuzluğun getirmiş olduğu eksikliği fazlasıyla hissediyor. Takımlar bunun faturasını ise, altyapıdan düzenli olarak kaliteli oyuncu çıkartamamakla ödüyor. Altyapıların bu kadar başarısız olmasında bir çok etken var. En önemli etken ise yetenek seçimi. Yetenek seçiminde iki durumun altını kalın bir çizgiyle çizmek gerekir:

1) Yeteneği seçen ekibin bilgi düzeyi 
2) Seçilen bireyin yetenek düzeyi

İyi bir yetenek seçiminde seçimin zamanında, kapsamlı ve bilimsel yapılması futbolda baskın rol oynayan motor özelliklerin gelişimindeki artışın belirlenmesi, yetenek seçimi ve branşa hazırlık arasında bir paralellik olması gerekmektedir. Burada amaç sadece yeteneği keşfetmek olmamalıdır. Sporcunun antrenman ve eğitim sırasında gösterdiği performansla birlikte değerlendirilmesi fevkalade önemlidir. Keza seçilen yetenekten verim alınabilmesi bedensel, fonksiyonel ve psikolojik açıdan iyi gelişmiş ya da gelişmeye müsait çocukların keşfiyle mümkün olabilir. Seçilen yetenekli birey iyi bir eğitim sürecinden geçmez ise kaybolabilir. Ülkemizde futbolcu adayı seçimi geçtikten sonraki senelerde; beklenen gelişimin altında bir performans sergiliyor. Futbolcu adaylarının seçimden sonra gelişim süreci verimlilik analizine tabi tutulmalıdır. Gereken aşamayı kaydedemeyen futbolcularla yollar ayrılmalıdır. Seçilen futbolcular motorik gelişim süresince her yıl eğitimcilerin tamamının katıldığı toplantılar yapılarak tekrar seçilmelidir. Bu felsefe ile mevcut sporcularda kaygı duygusu uyandırılıp; beraberinde ciddiyet hissi aşılanmış olacaktır. Bu sayede hem kadro şişkinliği hem de kaynak kaybı engellenmiş olur. Bizce yetenek seçimi, içinde bulunan durum ve vaziyetler (günün koşulları değerlendirilmeli) çerçevesinde olmalıdır. Tek tip yetenek seçimi yoktur. Tek kaynaklı seçim kılavuzu bizi yeteneğe götürmeyebilir. Yüzlerce kaynaktan yararlanılması halinde de mutlak başarı gelecektir diyemeyiz. Nasıl bilim kendini her geçen gün yeniliyorsa, yetenek seçimi de bundan nasibini alıyor. İspanya bu yıllarda hem futbolda mutlak söz sahibi hem de diğer branşlarda birçok dünya yıldızı yetiştiriyor. Hollandalılar her yıl 3-5 tane yıldız futbolcu adayı yetiştiriyor. Veya Almanlar çoğu spor branşında dikkatleri üzerine çekiyor. Biz bu ülkelerin yetenek seçimi kılavuzundan faydalansak veya birebir uygulasak mutlak faydası olur. Lakin yinede tam anlamıyla muvaffak olamayabiliriz. Bizim bu alanda başarılı olabilmemiz için kendi insanımızın özelliklerine, standartlarına uygun; en önemlisi ise ekonomik ve uygulanabilir olan bir sistem yaratmamız gerekir. Mükemmel olmasa da vasat bir sistemimizin olması hiçbir sistemimizin olmamasından çok daha iyidir. İyi bir altyapı sisteminiz yoksa uzun süreli sportif başarıların bulunduğunuz yere uğramayacağını düşünüyoruz.

    Geçmişte ve günümüzde uygulanan altyapı çalışmalarının çoğunu gerçekçilikten, bilimsellikten, usçuluktan, yaratıcılıktan fevkalade uzak görüyoruz. Bir makinenin seri üretim yapması gibi; altyapıdan sürekli iyi oyuncu çıkartabilmeliyiz. Bu oyuncular dünyanın tanınan kulüplerinde, senelerce üst düzey futbol oynayarak kalabilmeliler. Bu ise altyapılara seçilmiş olan futbolcu adaylarının sistematik bir şekilde antrene edilmesiyle mümkündür. Altyapıların ilk durağı olan yetenek seçimine, ülkemizde gereken hassasiyet gösterilmiyor. Çocuklar üstün körü, belirli kıstasları olmayan seçimlere tabi tutuluyor. Kontenjan gereği rastgele oyuncular alınıyor. Bu oyuncular bilimsel ve akademik antrenmanlardan uzak şekilde eğitiliyorlar. A takım seviyesine geldiğinde ise motorik gelişim açısından çok eksik yetişmiş oluyor. Antrenör yaptırdığı birim antrenmanın, sporcunun hangi özelliğini geliştirdiğini, fizyolojik olarak vücuttaki etkileşimini bilmeden yaptırıyor. Altyapı çalışanlarının antrenman bilimindeki bilgi düzeyi son derece düşük. Eğer mevcut şekilde devam edersek yeteneği bulsak dahi yıldızlaştıramayız. Bu sistem yeteneği bayağı, bayağı olanı da yetenekli gösteriyor. Donanımsız, tek yönlü, vasat oyuncular yetiştiriyoruz. Bu da ortalama takımlara sahip olmamıza neden oluyor. Bizim ülkemizde yıldız diye nitelendirdiğimiz oyuncular, Avrupa'nın sıradan takımlarında ancak forma giyebiliyorlar. Dünya ya da Avrupa çapında yıldız oyuncu çı-kar-ta-ma-yız. Sadece iyi oyuncu çıkartabiliriz; o da ya tesadüfen ya da çok çalışarak. Arpa eken buğday biçemez.

    Altyapılarda uygulanması gerektiğini düşündüğümüz sistemin, bir bölümünü (2006-2010 arası yapılan akademik bir çalışmanın çok minik bir bölümü) değerli okurlarımız için paylaşıyoruz: Altyapıda yeteneğin seçilmesi, yeteneğin geliştirilmesi, yeteneğin değerlendirilmesi, yeteneğin sunulması. Bu dört aşama çok önemlidir. Ve her biri ayrı uzmanlık alanıdır. 1. Evre olan yeteneğin seçilmesi, sadece gözlem yoluyla yapılmamalıdır. Antropometrik uygunluk ölçümleri yapılmalıdır. Motorik özelliklerin tamamını ölçebilecek testler yapılmalıdır. Test sonuçlarının değerlendirilebileceği skalalar hazırlanmalı. Son olarak seçim boyunca göstermiş olduğu performans puanları, en iyiden en kötüye kadar kayıt altına alınmalıdır. Futbolcu adayının futbol yeteneğine en son bakılmalıdır. Biz de ise ilk önce en son yapılması gereken yapılıyor. 8-10 sene futbolcu adayı için emek harcanıyor. Sonra bu oyuncu yeteri kadar hızlı değil, şu oyuncu çok zayıf ve kuvvetsiz, o oyuncunun boyu kısa ve patlayıcılığı kötü, çevik değil, çabuk değil... 2. Evre olan yeteneğin geliştirilmesi bambaşka ve en zor olan etaptır. Burada büyük oyuncuların yaptıkları antrenmanların,  küçük oyunculara mikrosunun uygulanması eksik verim alınması açısından yanlıştır. Yaşla ilerledikçe antropometrik, anatomik ve fizyolojik değişimlerin, performansın gelişimi olarak görülmesi gibi bir çok hata yapılıyor. Bu evrede motorik gelişim hızları belirlenmeli, her motorik özelliğin geliştirileceği antrenmanlar yapılmalı, antropometrik gelişim sürecinde bazı motorik özelliklerin çalışma hızı azaltılmalı, beceriler birçok metotla anlatılmalıdır. Bu iki evre akademisyenlerin daha etkin rol alması gereken evredir. Çünkü ilk iki evrede akademik çalışmalar fazlasıyla yer tutar. Futbolcu adayları, bu yaşlarda her mevkide oynamalıdır. Erken branşlaşmaya kesinlikle izin verilmemelidir. İkinci ve üçüncü evrede ise tam tersi bir durum söz konusudur. Bu evrelerde ise alaylı antrenörler daha çok devreye girmelidir. Bu evreler futbolcu adaylarının genel eğitimlerini tamamlayıp, özel eğitimlere geçiş evreleridir. Yani branşlaşma evresidir. Bu evredeki çalışmalarda mevkinin gereklilikleri, pozisyonlara göre yer ve şekil alma, tek -tak v.s. gibi başka bir uzmanlık alanı söz konusudur.

Altyapı olarak Avrupa kulüplerinin altyapılarından bir hayli geriyiz. Farkı kapatmak için de  gereken mesaiyi ayırdığımızı net olarak söyleyemeyiz. Net olarak şunu söyleyebiliriz: Altyapıdan gerekli eğitimi almayan bir sporcu, üstyapıda dünyanın en iyi teknik ekibiyle çalışsa dahi, altyapı eksikliğini kesinlikle gideremez. Sebebi ise motorik becerilerin gelişim özelliklerine ve yaşlarına göre sınıflandırma yapılmaması. 6-8 ile 13-14 yaş arası motorik özelliklerin en fazla geliştirilebilen yaş aralığı olduğu için bu evrede geliştirilemeyen özellik (dayanıklılık motoriği hariç ) ileriki yaşlarda üzerinde ne kadar durulursa durulsun katiyen gelişmez, geliştirilemez. Ülkemizde hem spora hemde futbola başlama yaşı büyük olduğu için motor özelliklerin tamamına yakınının gelişim süreleri tamamlanmış oluyor. İşte bu nedenden ötürü futbolcularımız büyük kulüplerde oynayamıyorlar, senelerce üst düzey kalamıyorlar, futbolu çok yönlü beceremiyorlar. Biz bütün bu sorunları aşabilecek potansiyele sahibiz. Ülkemizde  altyapı konusunda uzman olan eğitimciler yok değil. Sorunları bildiğimiz gibi çözüm önerilerimiz de hazır. Hiç zaman kaybetmeden gençlerin yeteneklerini seçebilecek yetenek seçimi klavuzu hazırlanmalı.  Antrenman metodlaması hazırlanmalı. Futbolcu adaylarının ileride karşılaşabileceği sorunları öngörüp, onları geleceğe daha donanımlı bir şekilde hazırlamalıyız. Ülkemizde futbol sporu profesyonel ama çoğu yönetimin futbola olan perspektifi amatör seviyede. Özellikle altyapıları, altyapı konusunda uzman olan kişilere bırakmalıyız. Aksi takdirde altyapıdan amatörce yetiştirilen futbolculardan, A takımda profesyonellik beklemek çok lüks olur.
                                                               
                           Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa ÖZBİLİR

Kaynak: Vakıf Rize Dergisi ( Rize kültür ve sosyal yardımlaşma vakfı yayınıdır.)
Yıl: 2012     Dönem: Kış