7 Temmuz 2018 Cumartesi

ÇOCUKLARARDA YENI YAKLAŞIM MODELI: ROBOTIK YAKLAŞIM


ÇOCUKLARINIZA BUNU YAPMAYIN !!!


    Sevgili Ebeveyler ve Eğitimciler ! Bilindiği üzere literatürlerde geçen, otoritelerce belirlenmiş, çocuklara yaklaşım-tutum modelleri var. Bunlardan ilk aklıma gelenler;
Sevecen Yaklaşım,
Otoriter-Baskıcı Yaklaşım,
Demokratik Yaklaşım,
Arabulucu Yaklaşım,
İzin Verici Yaklaşım,
İlgisiz Yaklaşım,
Dengesiz-Kararsız Yaklaşım.

    Benim gözlemlerime göre, son 30 yılda, özellikle ebeveyler tarafından farklı bir yaklaşım modeli daha keşfedildi. Bu yaklaşım modeli biz uzmanlar tarafından kesinlikle kabul görmemektedir. Aksine toplum tarafından oldukça yaygınlaşan ve örnek alınan bir modeldir. Bebeklik döneminde (0-3 yaş) küçük küçük uygulanmaya başlayan bu modelin temeli, birinci çocukluk dönemde (3-6 yaş) atılır. İkinci çocukluk döneminde (6-12 yaş) çocuğu tamamen etkisi altına alır. Puberte döneminin son yıllarında zaman zaman sorunlar yaşansa da, yetişkinliğe kadar hiç aksamadan bir saat gibi tıkır tıkır çalışır. Ebeveynler, çocuğun yetişkinlikte yaşayacağı sorunları ve zorlukları ön göremeden, gayet rahat bir şekilde yılları geride bırakır. Ancak, bu yaklaşım modeli ile büyüyen çocuklar, yetişkin olduklarında toplum içinde büyük sorun yaşıyor. Bu yaklaşım modelinin adına "Robotik Yaklaşım" koydum. Bir kaç örnek ile robotik yaklaşım modelini anlatayım.

   Oğlum! Yemeğini ye. Hemen babacığım. Kızım! Ödevini yap. Hemen anneciğim. Oğlum! Dış fırçaladıktan sonra birşey yenmez; Uyku saatin geçeli 10 dakika oldu, hala yatakta değilsin. Diş fırçaladıktan sonra (diş etim kanadı ağzım acı oldu. Ağzım tatlansın diye ağzıma bir parça çikolata attım) çikolata yediğim için ve uyku saatimi ( okulda herkesin dalga geçip ağlattığı bir kız çocuğunu düşünürken, üzülüp uykum kaçtığı için) geçirdiğim için özür dilerim sayın EBEVEYNİM, EFENDİM... Bir daha okuldaki arkadaşımı düşünmem. Banane. Bana faydasımı var. Söz anne ve söz baba, ben mesajı aldım.

    Sonra konu komşu derki; Aferin Ahmet, Ayşe nekadar saygılı, kurallara uyan, her söylediğini yapan ( duygusuz, düşünmeyen, son teknolojik yapay zekalı bir çocuk içat etmişsin) çocuk yetiştirmişsin. Bu yarı insan yarı robot çocuk çevresi tarafından örnek gösterilir. Okulda en iyi notu alır, çevredeki yetişkinler ona hediye alırlar. Diğer çocuklarda ona bakarak; "Madem öyle biz de beynimize bu çocuğun taktığı cihazdan takalım" der.

    Aile dakik, sorunsuz, teknolojik, tıkır tıkır işleyen, arızalı parçalardan (duygu-his) arındırılmış, bir çocuk (makina tasarladığı) yetiştirdiği için kendisiyle gurur duyar. Çocuk, çocukluk ile gençlik arasındaki bu dönemi ( yetişkin olduğunda insana dair özelliklerin kendisinde eksik olduğunu yeni yeni farkeder ve çalınmış bir hayatı olduğununun farkına varana kadar) fevkalade geçirir. Gökten üç elma düşmüş birini çocuk, ikincisini çocuk, üçüncüsünü ise çocuk yemiş.

    Ebevenlere Tavsiyeler:
*Çocuklarınıza söz geçirme konusunda ısrarcı olmayın.
*Söylediklerinizi itiraz etmeden, sorgulamadan, hemen yapmasını istemeyin.
*Kural ve komutları mutlak suretle uymasını beklemeyin.
*Sizinle inatlaştığını düşünmeyin.
*Olaylara çocuk perspektifiyle baktığını unutmayın.
*Otorite mücadelesi içine girmeyin.
*Sizin olduğu gibi, çocuğunuzun da reddedme hakkı olduğunu unutmayın.
*Seni parka götürmemi ister misin? ile beraber parka gidebilir miyiz? sorusu arasındaki dağlar kadar farkı lütfen sorgulayın.
*Çoğunluk gibi düşünmediği zaman, bir sorunu varmış algısı içine girmeyin.
*Akranları ile kıyaslamayacağınız gibi, kendisini kendisiyle de kıyaslamayın. Bütün derslerin 5, fen bilgisi nasıl 2 olur demeyin. (Okadar çatlaktan su sızmaz.)
*Aldığı kararlara saygı duyun ve arkasında durun.
*Yapılan bir yanlışlık, hata veya ihmalden kaynaklı, çocuğunuz olumsuz bir şey yaptıysa; çocuğu eleştirmek yada nasihat vermek yerine, konu üzerine konuşun. Çocuk üzerine değil konu üzerine konuşun.
*Eş duyumlu (empati) olun.
*Çocuklar küçük insan değildirler. Çocuklar ço-cuk-tur.

Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa Özbilir.



29 Mayıs 2017 Pazartesi

OKULA UYUM SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR


OKULA UYUM SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR


    Pek çok çocukta bu sorunu görebiliriz.Ama bu sorunu yaşayan ailelerin fazla olması sizi rahatlatmasın.Biraz kaygılansanız iyi edersiniz.Bir çocuğun okulu reddedme süreci, okula başladığı günlerle değil çok daha eskiye kadar gider.Öncelikle çocuk aile ortamı gibi nispeten kuralsız ve rahat bir ortamda büyür.Ev ortamından, kuralların ve düzenin olduğu, belli başlı rutinlerin olduğu bir ortama geçer. Bu durum çocuk için kolay adapte olunacak bir durum değildir.Buna istinaden çocuk okula gitmek istemez, okula gitse sınıfa girmek istemez, annesinden ayrılmak istemez, sınıfta annesi otursun ister...Buraya kadar yazdıklarım okulda yaşanan sorunlar. Peki henüz okula gitmeden yaşanan sorunlar neler?Çocuk akşam uyumadan önce okula gitmemek için pazarlık yapmaya başlar.Sabah yataktan kalkmak istemez. Yavaş hareket ederek hazırlanır ve okula hazırlayan kişiye sürekli zorluk çıkarır.Okula gitme  saati yaklaştıkça, çocukların karnı ve başı ağrır, midesi bulanır.Bu şikayetlere davranış sorunları da eklenir. Ağlama, kendini yere atma, bağırma, hırçınlık, saldırganlık, öfke nöbetleri... Sorun daha da büyüyebilir. Sık gördüğümüz bir durum olan ishal, kusma, uyurken ve uyanıkken alt ıslatma görülebilir.

ÇOCUĞUN BU SÜRECİ SAĞLIKLI YÖNETEMEMESİNİN SEBEBİ NEDİR ?

    Bu sorunların tek kaynağı çocuk değildir.Zaten bu sorunları yaşayan bir çocuğa bütün sorumluluğu yüklemek hiç adil değil. Kesinlikle tüm aile bu durumdan sorumludur.Öncelikle çocuk rahat ev ortamından, kurallı bir ortama geçmiştir.Bu durum çocuk için aşırı stress yapma ve kaygılanması için tek başına yeterlidir.Tamamen yabancı olduğu bir ortama girmiştir.Kimseyi tanımadığı gibi henüz orada neden bulunduğuna dair çok bir fikri yoktur.Çocuğa olmasından çok daha fazla ilgi gösteren anneler, bu duruma bilmeyerek olumsuz katkı yapmaktadır. Her yere düştüğünde kaldırılan bir çocuk, okulda düştüğünde de birisi tarafından kaldırılmak isteyecektir. Ama hiç kimse anne şefkati içinde çocuğa yaklaşmayacaktır. Annesinin olmadığı bir ortamda çocuk kendisini savunmasız, korumasız, yetersiz hissedecektir.Okul dönemine kadar temel özbakım becerilerinin de oturtulması gerekiyor. Tuvaletini yalnız yapabilmeli, tuvalet sonrası temizliğini yapabilmeli, ayakkabısı çözüldüğünde yada çıktığında kendisi halledebilmeli, yemeğini yiyebilmeli...Özbakım becerilerinin eksikliği de çocukta "ben yetersiz ve beceriksizim" düşüncesinin doğmasına sebep olacaktır. Psikomotor alanda (denge, koordinasyon, kuvvet) eksiği olan çocuklar, hareketli olan çocuklardan çekinirler. Oyun oynamak ister diğer çocuklar onu yetersiz görebilir.Arkadaşları tarafından yetersiz görülüp gülünç bir duruma düşmemek için kendini oyun ortamından soyutlar.Yapabileceği becerileri bile yapmak istemez. Psikolojik ve sosyallik açısından çocuk sandığımızdan çok daha fazla zorlanır.
    Çocuğun içinde bulunduğu bu sancılı sürece zihinsel ve psikolojik sorunlar da eklenmiş olabilir.Çocuğumuz zorlanarak öğreniyor olabilir. Aynı yolla değil FARKLI yolla öğreniyor olabilir.Özguveni olmayabilir.Sosyal fobisi olabilir.Hiperaktif yada dikkat dağınıklığı olabilir. Hatta depresyon da bile olabilir.Aile içi iletişim sorunları, şiddet, boşanma, kardeş kıskançlığı, çocuğun anlamladıramadığı ölüm, hastalık tarzı durumlar da yine çocuğun okul oryantasyonunu sekteye uğratmaya neden olabilir.

EBEVEYNLER NELER YAPMALI !!!

    Çocuğun okula uyum süresi genellikle iki haftadır. Uyum sorunu yaşadığını düşündüğünüz bir çocuğunuz var ise bir hafta daha beklenmelidir. Üç haftanın sonunda okul reddi devam ediyorsa kesinlikle bir uzmana danışılması gerekmektedir.Ebeveynler de sorunun nereden kaynaklandığını düşünmek gayreti içerisine girmelidir.Aile sorunu görmezden gelme, hafife alma, zamanla düzelir düşüncesine girme lüksüne sahip değildir.Hele baskı, zorlama, korkutma, aşağılama, "hepimiz gittik okula nevar ki bunda" gibi psikolojik ve fiziksel zorlama katiyen yapılmamalıdır. Ebeveynler çocuğun içinde yaşadığı durumla empati kurmalıdır.Çocuğun yaşadığı sorunlara SAYGI duymalı ve her daim çocuğa destek olunmalıdır.Çocuk ailesinden birini okulda görmekten hoşlanır. Bu sebeple okulda yapılan etkinliklerde, çocuğun en sevdiği kişiler gönüllü olarak hizmet alabilirler.Okul aile birliği, kermesler v.s. gibi.

EBEVEYNLERE TAVSİYELERİM !!!

1)Çocuğunuza yaşına uygun vazifeler verin.

2)Temel özbakım becerilerini öğretin.

3)Oryantasyon süresince çocuğa karşı biraz daha anlayışlı davranın.

4)Okula başlamadan okul için, hem fiziksel hem de psikolojik hazırlık yapılmalıdır.

5)Okula hazırlığın her aşamasında çocuk yer almalıdır. Okul bakarken çocuk yanınızda
    gelmelidir.Onun da fikri alınmalıdır.

6)Çocuk okul kıyafetleri alınırken yanınızda götütürülmelidir.Okuldan başlamadan zaman zaman           okul kıyafetleri giydirilip özendirilmelidir.

7)Öğretmeni çocuğu merkeze alan etkinlikler düzenlemeli.

8)Çocuğun öğretmeni çocuğa tanıtılması, öğretmen hakkında ćocuğa olumlu bilgi vermesi.

9)Çocuğunuzu okula bıraktıktan sonra fazla oyalanmadan okuldan uzaklaşmanız gerekmektedir.            Çocuğunuzu sizi gördüğü sürece derse konsantre olamayacaktır.

10)Çocuğun okuluyla ilgili bir sorunu var ise, bu sorun ailenin ortak sorunudur düşüncesi, çocuğa             gösterilmelidir.

11)Okulun dışında okul arkadaşlarının evine misafirliğe gidilmelidir. Veya buluşup parka gidilebilir.

12)Çocuğun takvim yaşının okula uygun olması, çocuğun duygusal açıdan okula hazır olduğu                   anlamına gelmez.

13)Çocuğun evde kardeşi varsa kıskançlık yapıp okula gitmek istemeyebilir.Kardeşinin okul çağında      olmadığı çocuğa anlayacağı bir dille anlatılmalıdır.

14)Çocuklar ebeveynlerin kaygılarını fazlasıyla hisseder.Sakin olunmalıdır.

15)Okula karşı güven duymayan aile çocuğuna da aynı duyguyu bilmeden aşılamış olur.

16)Radikal bir durum yok ise çocuğun okula devam etmesi sağlanmalıdır.

17)Kararlı olunmalıdır.

18)Tutarlı olunmalıdır.

19) Sabırlı olunmalıdır.

20)Her ne olursa olsun çocuğunuza onu sevdiğinizi belli edin.Karşılıksız göstermiş olduğunuz sevgi         herşeyden önemlidir.
                                                             Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı 

                                                                                             İsa Özbilir

14 Nisan 2017 Cuma

ÇOCUKLARDA UTANMA DUYGUSU

ÇOCUKLARDA UTANMA DUYGUSU

    Utanma duygusunun oluşumunda, bireyin yapısı, genetik faktörler, ebeveyn tutumları, yetersiz sosyal hayat, özgüven eksikliği, fiziksel eksiklik, psikomotor alanlarda yetersizlik    gibi pek çok neden sayabiliriz.Utanma duygusu yaşayan çocuğun, saymış olduğumuz alanların birden fazlasında da sorun olabilir.Özellikle okul öcnesi yaşlardaki çocuklarda  hakim olan utanma duygusu, çocuğu yanlış yaklaşımdan kaynaklı, yetişkinlikte bile devam eder.
   
    Çekingenlik yada utangaçlık çoğu çocukta vardır.Aslında normal olan bu duyguyu bazı aileler abartmaktadır.Bir de aileler, bu abartışın üzerine pedagojiden uzak bir yaklaşımla giderek, olası olan duyguyu bir sorun haline getirmektedir.Ailesiyle beraber misafirliğe  giden, 4 yaşında bir çocuk düşünün. Ev sahibi "oğlum sen nasılsın" diye sorar. Çocuk hemen annesinin arkasına saklanır. Anne ise " oğlum ne var utanacak, amca sana bir şey soruyor" yada "oğlum cevap versene amcaya" diye çıkışır. Bu cümleyi çoğu ebeveyn kurar. Ama  çocuk yine sessiz kalır. Bu yaklaşım çok işe yaramaz. Yine de ebeveynler soruya karşı refleks olarak bu klişe cümleleri sık sık kullanır.

    Utangaçlık genelde 3-6 yaş aralığındaki çocuklarda bariz olarak görülmektedir. Bu yaştaki çocuklar bu davranışı oldukça sık sergilerler. Bir çocuğun utangaçlık davranışını bırakması yada sorunun çözümü çok da zor değildir. Ailenin bu durumda yapması gereken ilk görev, çocuğu başkalarının yanında utandırmamaktır. Aile çocuğun yanında başkalarına "benim oğlum biraz utangaçtır" gibi cümleler kurmamalıdır. Tabiki de ebeveynlerin yapması gerekenleri, bu gibi söylemlerle sınırlayamayız.

    Utangaç davranışların altında bir çok sebep olabilir.Bu sebeplerin başında ise "tehlike" gelir.Çocukların tanımadığı, daha önce hiç görmediği kişilerle konuşmamalarının altında yatan sebep, tehlike hissidir.Çünkü bir bebek, çocuk yada yetişkin hiç farketmez; bilinmeyene karşı şüpheci bir bakış gösterir. Bu gayet normaldir. Bebeklerde utangaçlık 5-6 aylıkken başlar. Örnğin; Annenin kucağında duran bir bebek, yabancı biri tarafından sevilmek istediğinde, bebek yüzünü annesinin göğsüne saklar. Yada bir bebek yerde sakince oynarken, yabancı biri bebeği kucağına aldığında ağlar. Misafirlikte olan bir bebek kalabalıkta ağlar, herkes sırayla kucağına alır, yine de susmaz. Taki annesi kucağına alana kadar.Bu vermiş olduğum üç örnekte de kaygı ve korkudan kaynaklı bir tehlike söz konusudur. Bir bebeğin böyle bir durum karşısında göstermiş olduğu tepki ve takındığı davranış, sadece utangaçlık değildir. Bebek tehlike karşısında kendini korumaya almaktadır. Bebekler yabancı kişilerden önce saklanır daha sonra ise usulca yabancı kişiyi izlemeye başlar. Ancak bir müddet sonra yabancılarla iletişime geçmeye başlar.

    Utanma duygusunun en yoğun yaşandığı dönem 1. çocukluk dönemi dediğimiz, 3-6 yaş aralığındaki dönemdir.Bu dönemde çocuklar bireyselleşmeye başlarlar. Ve artık başkalarının söyledikleri çocuk için daha önemli hale gelmiştir. Çocuk, özellikle aile bireylerinin dışında bulunduğu ortamlarda yapmış olduğu davranışlardan çekinir,korkar yada utanır.Çünkü beğenilmemeyi ve eleştiriyi artık ayırt etmeye başlamıştır. İyi yapamadığı bir beceri karşısında gülünç bir duruma düşüp alay konusu olmak istemez. Bu nedenle o beceriyi tekrar edip tam anlamıyla öğrenmektense, o becerinin öğrenilmesini erteler. Başarısız olma hissi, çocuğun çekinmesine sebep olur ve çocuğu huzursuz eder. Yapılan bazı araştırmalar da korku,kaygı ve huzursuzluk durumunu yoğun yaşayan çocuklarda nörolojik ve fizyolojik değişimlerde olduğunu göstermiştir. Organizmadaki sinyal akışları daha basit hareket eder. Bu durumu yaşayan kişiler, hayatları boyunca korkulu,kaygılı, şüpheci ve tehlike eşiği daha yüksek insanlar olarak yaşamlarını devam ettirirler.

    Çocu ebeveyn çocuğu yada çocuklarıyla alakalı yüksek kaygı hisseder. Çocuklarda utanmaya eğilim bu durumda başlar. Anne ve babalar çocuğun fikirlerine, davranışlarına, isteklerine, kişiliklerine, özgürlüklerine kayıtsız kalmamalıdırlar. Çocuğun kendisini ifade edemediği, eleştiri yapamadığı, itiraz ve reddetme hakkının olmadığı, kızılarak susturulduğu bir ev ortamında, çocuğun hem özgüveni hemde başkalarına olan güven duygusu gelişmeyecektir.Bu duruma istinaden çocukta utangaçlık duygusu gelişecektir. Benzer bir durum çocuğuna aşırı düşkün, çocuğu için çok kaygılanan, çocuğunu çok koruyan ailelerdede görülmektedir. Çocuğun yetişkinliğe hazırlık yaptığı dönemde, bağımsız ve özgür hareket etmesini engellenmemelidir. Çocuğun yapabildiği becerilere fazla korumacı yaklaşıp yardım edilmemelidir. Çocuğun yaşadığı problemleri, çocuk kendisi çömeye çalışmalıdır. Utangaçlığa sebep olan bir başka aile tipi de sosyal olmayan aile tipidir.  Bu profildeki bir aile misafirliğe pek gitmez. Toplu olarak dışarıda yemek yemeye yada eğlenmeye gitmez. Elzem olmadığı sürece insanlarla konuşmaz. Yeni insanlarla tanışma gereksinimi hissetmez. Yani yaşamının içinde sosyalliye yer bulunmaz. Böyle bir aile ortamında yetişen çocuklarda da utanma, çekinme gibi duygu ve davranışların sıklıkla görülmesi muhtemeldir.

Bir çocuğun utangaçlık olduğunu çok net görürüz. Utangaç diye nitelendirdiğimiz çocuklar; *Tanımadıkları birini görünce başlarını çevirirler,                                                                                 *Tanıdığı insanların arkalarına saklanırlar,                                                                                               *Elleriyle oynarlar yada parmaklarını emerler,                                                                                         *Göz kontağı uzun süre kuramazlar,                                                                                                         *Toplu aktivitelerde yanlız başına otururlar,                                                                                             *İnsanlarla iletişim kurmakta zorlanırlar,                                                                                                 *Yabancı insanların yanında becerilerini gösteremez,
   
Ebeveynler olarak neler yapabiliriz;                                                                                                     *Farklı ortamlara girildiğinde adaptasyon süresi tanıyınız,                                                                       *Hoşlanmadığı biryere gitmek için zorlamayınız,                                                                                     *Yabancılarla konuşması için zorlamayınız,                                                                                             *Çocuk bilmediği biryere götürülmeden o yer hakkında çocuğa bilgi verin ve olumlu konuşun,   *Ailecek sosyal olmaya çalışın,                                                                                                                 *Olumsuz bir davranış yaptığında yüzüne vurmayın, olumluyu anlatın,                                                 *Utandığında üzerine gidip zorlamayın,                                                                                                   *Kalabalıkta eleştirmeyin,                                                                                                                         *Yetersiz kaldığı alanları geliştirirken yetenekleri üzerinde de durun,                                                     *Hiç bir zaman başka çocuklarla kıyaslamayın yada yarış içine sokmayın,                                             *Farklı ortamlarda çok iyi yaptığı becerilerin üzerinde durun,                                                                 * Mükemmeliyetçilikten, baskıcılıktan ve aşırı koruyuculukta vazgeçin,                                                 *Çocuğa sorulan soruya siz cevap vermeyin, çocuğa zaman tanıyın,                                                       *Yapabileceği işleri siz yapmayın ve hayatını gereksiz yere kolaylaştırmayın,                                       *Kendiniz gibi olması yönünde zorlamayınız,                                                                                           *Sizin değil kendi yolundan sürüyüp bir ayak izi olmasına fırsat tanıyınız,                                             *Empati kurunuz,                                                                                                                                       *En önemlisi de şimdinin çocuğu geleceğin yetişkini olarak çocuğa SAYGI duyunuz.

                                                             Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı
                                                                                       İsa ÖZBİLİR

5 Nisan 2017 Çarşamba

Özel Gereksinimli Çocuklarda Fiziksel Aktivite ve Hareketlilik


Özel Gereksinimli Çocuklarda Fiziksel Aktivite ve Hareketlilik

    Spor ,fiziksel aktivite veya hareketlilik her insan için fevkalade önemlidir. İnsanoğlu birçok canlı gibi harekette dayalı bir varlıktır.  Teknolojinin gelişimi ve küreselleşme şüphesiz işimizi pratik anlamda kolaylaştırdı. Bu durum durağanlığı da  beraberinde getirdi. Alışverişlerini yürüyerek market veya pazar yerine E-market yada telefon siparişi şeklinde yapan çok ciddi bir kesim var. Faturalarımızı yürüyerek gidip vezneye yatırmak yerine bankalar aracılığıyla O.Ö.T ile yapıyoruz. Super Marıo gibi sanal oyunlar furyası bize sihirli bir dünyanın kapılarını açarken oyun oynama tarzımızada değişiklikler getirdi. Yakar top ,sek sek, ip atlama v.s. gibi oyunlar hızlı kentleşmeninde etkisiyle neredeyse belleğimizden silindi. Çoğu spor branşını bile artık pc. veya tv karşısında oturarak yapabiliyoruz. Motorik olarak eksik gelişen çocuklar; fiziksel olarak da olumsuz yetişmekte. Sporun ve sokak oyunlarının yoksunluğu çocukta sosyal iletişim eksikliğini hızla arttırmaktadır. Antrenörler ve spor eğitimciler olarak bu durumdan son derece rahatsızıs.


    Özel gereksinimli çocukların eğitimlerinde en önemli eksiklerden bir tanesi şüphesiz spor. Zihinsel engelli bir birey spora herkezden daha fazla gereksinim duyar. Zihinsel engele sahip olan bir birey yaşı, cinsiyeti, tanısı v.s. her ne olursa olsun gelişim süresince muhakkak spor yapmalıdır. Davranış problemleri, konuda uzman kişilerin azlığı, tesis yetersizliği ve diğer dış etkenler yüzünden bir çok zihinsel engelli çocuk spor yapamıyor. Bu durum fiziksel olarak  obezite , postür bozuklukları , organ yağlanması , eklem hareket açısının daralması gibi birçok problemi de beraberinde getiriyor. Bedensel olumsuzluklar zihinsel engelli çocuklarda hormonel dengesizlikle beraber davranış problemleri, otokontrol , aşırı tepki veya tepkisizlik ve davranış tutarsızlıklarına sebep oluyor. Bu duruma öz güven eksikliği, yapamama olasılığından dolayı yapmama , endişe , kaygı ,  mutsuzluk , pesimistlik  gibi psikolojik açıdan son derece elzem sorunları beraberinde getiriyor. Çocuğun akademik yaşamıda bu durumdan negatif etkileniyor.

    Özellikle özel gereksinimli çocuklarda sporun etkisi sadece fiziksel değildir. Hatta şunu çok net söyleyebilirim. Sosyal becerilerdeki eksiklik (iletişim kuramama ve kendini ifade edememe...) , özbakım becerilerilerindeki eksiklik (giyinme , tuvalet , çatal-kaşık kullanımı...), akademik gelişimde eksiklik ( dil gelişimi, branş dersleri...) , duyu bütünleme çalışmaları gibi alanlarda eksik olan çocuklar bir an önce spora başlaması lazım gelir. Bu saydığım eksikliklerin tamamında yada büyük bir kısmında , en kötü olasılıkla bazılarında  spora başladıktan en erken iki hafta (haftada 3-4 gün) , en geç  sekiz haftada içinde fevkalade değişimler görürüz. Sporun özel gereksinimli çocuklar üzerindeki etkisi yadsınamaz. Beden sağlığı, psikolojik ve mental sağlığı da beraberinde getirir. İnsan temelde sosyal ve harekete bağlı bir canlıdır; bu temel atımına ilk kazmayı spor vurmalıdır.

    Fiziksel aktivite ve sporun özel gereksinimli çocuklar üzerindeki etkisinden ve neden yapılması konusundan yukarıda bahsettik. Peki. Nerede spor yapmalı, ne sporu yapmalı, nekadar spor yapmalı, ne sıklıkla spor yapmalı, hangi amaç ve hedef doğrultusunda spor yapmalı gibi sorulara önümüzdeki sayıda cevap vermeye çalışacağım. Çok yalın bir dille şunu da söyleyebilirim: ''Benim çocuğum çok zayıf ve halsiz , benim cocuğum yerinden kalkmıyor, benim çocuğum bırak spor yapmayı suyunu bile içmeye üşeniyor , benim çocuğum tembel , benim çocuğum yapamaz , benim çocuğum yapmaz... '' diye düşünmeyin. Çocuğunuza da bunu düşündürmeyin. Yelkeni rüzgara göre ayarlayıp; Büyük İskenderin dediği gibi : Ya bir yol bulacaksın ya da yeni bir yol yapacaksın.  
                                                                                                         
                                                                   Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı                                
                                                                                                      İsa Özbilir
Kaynak: www.tekerleklisandalyebasketbol.com
              www.sonmansethaber.com
              Temmuz 2014

21 Kasım 2016 Pazartesi

Milliyet Gazetesi Yazarı Metin Uyar'la ''Otizm ve Spor'' Üzerine Röportaj 05.04.2014




milliyet.com.tr       05.04.2014 - 02:30 Milliyet.com.tr » Cumartesi Ana Sayfa » Metin Uyar

milliyet.com.tr   05.04.2014 - 02:30 Milliyet.com.tr » Cumartesi Ana Sayfa » Metin Uyar

Otizmle Sportif Mücadele  

    Çocuk gelişim uzmanı Şenay Yılmaz: “Otizmli çocuklarda ilaçlarla serotonin ve dopamin hormonları dengelenmeye çalışılır. Ancak spor yapıldığında bu hormonlar zaten dengeleniyor”

    Geçtiğimiz çarşamba, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’ydü. Şu anda ülkemizde yaklaşık 550 bin otizmli var. Aileleri de hesaba katıldığında otizm yaklaşık iki milyon kişiyi etkileyen bir hastalık. Dünyada ise her 150 çocuktan biri otizmli. Yakın bir gelecekte uzmanlar bu oranın yaklaşık iki kat artacağını öngörüyor. Ancak iyi haberler de var. Konuyla ilgili konuştuğumuz, Çocuk Gelişim Uzmanı Şenay Yılmaz “Son birkaç yılda yapılan araştırmalar, sporun otizmli çocukların beyin kapasitelerini artırdığını ortaya çıkardı. Artık ulusal ve uluslararası tüm kongrelerde otizm ve spor ilişkisi tartışılıyor” diyor. Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa Özbilir ise

    “Spor salonunda sizin yanınızda eğitmeniyle spor yapan otizmli çocuklar en azından altı, yedi ay ön hazırlık aşamasından geçiyor. Başlangıç aşaması onlar için çok daha zor ama spor her alanda gelişimlerini ciddi oranda etkiliyor” diye ekliyor.

Sporla Çocuk“ların Takıntıları ve Öfkeli Halleri Azalıyor” 

    Şenay Yılmaz (Pozitif Gelişim Özel Eğitim Merkezi Çocuk Gelişim Uzmanı) Avrupa’da son iki yılda yapılan araştırmalar otizmli çocuklarda beynin motor korteks (koordinasyon gerektiren) kısmında sorun olduğunu ortaya çıkardı. Spor beynin bu bölümünü çalıştırdığı için uzmanlar “Sporun otizmli çocuklara faydası var mı?” diye araştırmaya başladı. Yayımlanan sonuçlar otizmli çocukların spor ile beyinsel kapasitelerini artırdıklarını gösteriyor.
 
    Dikkat ve konsantrasyonla ilgili becerileri ciddi bir şekilde artıyor. Otokontrolleri gelişiyor. Böylece masa başı çalışmalarında daha başarılı oluyorlar. Öğrenme hızları artıyor. Kendi başına başarabildiği bir şey olduğunu görünce özgüvenleri gelişiyor.

   Bu çocukların en büyük sıkıntısı sosyalleşememeleri ve diğer insanlarla iletişim kuramamaları. Spor ile özgüvenleri artınca başkalarıyla daha rahat iletişim kuruyorlar. Tanımadığı insanlarla hiç iletişim kuramayan otizmli bir çocuğumuz, şimdi tatil köyüne gidip masa tenisi oynayan birini gördüğünde onunla oynamaya çalışıyor.

    Spor otizmli çocuklarda çok sık karşılaştığımız takıntıları ve öfkeli hali azaltıyor. Otizmli çocuklar spor yaptıkça kullandıkları ilaç dozu düşüyor. İlaç olarak serotonin ve dopamini dengeleyecek bir enzim veriyorsunuz ki çocuğun öfke kontrolü sağlansın. Ancak sporla zaten bu hormonlar dengeleniyor.
“Masa tenisi, Satranç, Dama Gibi Branşlarda Başarılı Oluyorlar”

İsa Özbilir (Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı )

    Otizmli çocuklar yeni ortamlara aşırı tepki veriyor. Çünkü kaygı, korku düzeyleri çok yüksek. Spor salonuna da çok girmek istemiyorlar. Önce salonun özel bir yerinde spor kültürü konusunda eğitiyoruz ve o merkeze alışmasını sağlıyoruz. Ancak altı-yedi ay sonra diğerlerinin olduğu yere geçebiliyor.

“Dövüş Sporlarından Uzak Tutulmalılar”

    Her yaşta otizmli çocuk spor yapabilir ama ne kadar erken başlarsa yeteneklerini geliştirmek o kadar kolay oluyor. Başlangıç aşaması çok zorlayıcı olabiliyor. Ağlayabiliyor, öfke nöbetleri geçirebiliyor, saldırganlaşabiliyor.

     Otizmli çocuklarda da sporla ilişki kademeli olarak ilerlemeli. 3-5 yaş arasında jimnastikle başlatılarak çocuğun denge, koordinasyon ve esneklik gibi bütün sporların temeli olan özelliklerinin geliştirilmesi gerekiyor.

    5-10 yaş arasında atletizmle sürat, çeviklik, çabukluk, denge, koordinasyon, esneklik, beceri, güç gibi özelliklerini geliştirebiliyorsunuz. 10 yaşına kadar temel becerileri geliştirilen ve yetenekleri keşfedilen çocuğun sonrasında bir alana yönlendirilmesi gerekiyor. Masa tenisi, yüzme, satranç ve dama gibi özel bir alanda yüksek konsantrasyon gerektiren branşlarda otizmli çocuklar çok başarılı olabiliyorlar.

    Dövüş sporlarından kesinlikle uzak tutulmaları gerekiyor. Rekabet duyguları olmadığı ve stratejik düşünemedikleri için hem çok zarar görebiliyor hem de karşı tarafa kontrolsüz bir şekilde ciddi zarar verebiliyorlar.

Otizmli Ünlüler

    Şenay Yılmaz “Sağlıklı insanlarda sol ve sağ beyin dengeli çalışıyor. Otizmlilerde ise sol beyin çok daha fazla çalışıyor. Bu nedenle otizmlilerin içindeki gizli yetenek keşfedildiğinde çok başarılı bireyler ortaya çıkabiliyor” diyor. Yılmaz bu konuda şu örnekleri veriyor:“Bilimadamı Albert Einstein ve klasik müziğin efsanevi ismi Mozart.” Londra’nın panoramik manzarasını hafızasından çizen Stephen Wiltshire de otizmli sanatçılardan.

7 Kasım 2016 Pazartesi

S.İ.M. (SPORSAL İNCE MOTOR BECERİLERİ)

                                                                                      
SPORSAL İNCE MOTOR BECERİLERİ              
10.8.2015        

''Çocuk özel ama eylem fiziksel'' başlıklı yazımda, ince motor becerilerinin gelişim metodolojisinden bahsetmiştim.Bu yazımda da başta özel gereksinimli çocukların ve ince motor becerilerinde akranlarına oranla "sakar" olan çocukların gelişimlerine farklı bir bakış açısıyla geliştirmiş olduğum yeni bir metotdan bahsedeceğim.S.İ.M.
    


    Teorik olarak Sporsal İnce Motor dediğim bu metodun,öneminden ve pratikte nasıl uygulanacağından bahsedeceğim.İnce motor çalışmaları denilince ebeveynlerin aklına ilk gelen şunlar;
-kalemle düz ve eğik çizgi
-kalemle nokta birleştirme
-makasla düz ve yamuk çizgi üzerinden kesme
-sınırlı alan boyamaları
-foristik ve görsel algı çalışmaları
-pazıllar,yapbozlar,oyun hamurları
-küplerden kule yapmak... Malesef, bütün eğitimcilerin aklına gelen de bunlar.
    
    Bunlar gibi bir çok çalışma var.Bu çalışmaların hepsinin iki tane de ortak noktası var.Bu konuda benim şiddetle eleştirdiğim yerlerde işte bu ortak noktalar.Nedir peki bu kadar eleştirdiğim bu ortak noktalar: Birincisi; yapılan bu çalışmalar sandalyede oturarak masa başı yapılıyor, ikincisi; birbirinin tekrarı olan çocuğa bıkkınlık veren tekdüze calışmalar. Çocuklar akademik çalışmaların tamamını, çocuk-sandalye- masa üçgeninde yapmaya mahkum ediliyor.Bunun sebebi ise, ince motor becerileri konusunda hizmet veren eğitimcilerin tembel ve yaratıcılıktan uzak olmasıdır.Bu durumda, bir süre sonra çocuktaki ilerleme hızının erkenden düşmesine sebep olmaktadır.Çocukların, aynı çalışmalardan sıkılıp davranış problemleri göstermeleri de çabası.

    İnce motor gelişimi konusu üzerinde durmamın en önemli sebebi; sektörde neredeyse 10 yıldır olmama rağmen bu alanda hiçbir ilerleme görmemem. Bunun da nedeni, bu tip çalışmaların rehabilitasyon merkezleri ve özel eğitim merkezlerine sıkıştırılmaları ve kendini özel eğitimci olarak nitelendiren (bence nitel değil-nicel) insanların konuyu kendi tekellerinde tutma gayretindendir.



    Fiziksel aktivite ve sporla matematik dahil bir çok akademik ders çalışılıp geliştirilebilir.Yine fiziksel aktivite ve spor ile bireyin gelişim alanlarından dil gelişiminden, bilişsel gelişime kadar her alan tartışmasız geliştirilebilir.Ama eğitimcilerin bu konulara farklı perspektiflerden bakma yetenekleri varsa ve mesleki körlükleri yoksa geliştirilebilir.Aşağıda, benim yıllarca öğrencilerine evde-okulda-parkta mekan farketmeksizin, nerede olursa olsun yaptırdığım yüzlerce çalışmamdan bazılarını sizlerle paylaşıyorum.

    Her ebeveynin evde kolaylıkla yapabileceği çalışmalar.Anne ve baba olarak çocuklarımıza, her zaman destek olmalıyız. Okul yada özel eğitim tek başına yeterli değildir. Her alan mümkün olduğunca aile içinde desteklenmelidir.

    


1.TENİS TOPUNU BİR ELDEN DİĞERİNE GEÇİRİR.

2. TENİS TOPUNU VÜCUDUNUN ARKASINDAN BİR ELDEN DİĞERİNE GEÇİRİR.

3. MASA TENİSİ TOPUNU BİR ELDEN DİĞERİNE GEÇİRİR.

4. MASA TENİSİ TOPUNU VÜCUDUNUN ARKASINDAN BİR ELDEN DİĞERİNE GEÇİRİR.

5. KADEMELİ OLARAK 5-10-15-20… CM YÜKSEKLİKTEN DİKEY ATILAN TENİS TOPUNU TUTAR-YAKALAR.

6. KADEMELİ OLARAK 5-10-15-20… CM YÜKSEKLİKTEN DİKEY ATILAN MASA TENİSİ TOPUNU TUTAR-YAKALAR.

7. TENİS TOPUNU BAŞPARMAK SABİT KALARAK DİĞER PARMAKLARIYLA SIRASIYLA TUTAR.



8. MASA TENİSİ TOPUNU BAŞPARMAK SABİT KALARAK DİĞER PARMAKLARIYLA SIRASIYLA TUTAR.

9. KADEMELİ OLARAK 5-10-15-20… CM YÜKSEKLİKTEN MASAYA DİKEY OLARAK BIRAKILAN TENİS TOPUNU TUTAR – YAKALAR.

10. KADEMELİ OLARAK 5-10-15-20… CM YÜKSEKLİKTEN SPORCUNUN KENDİSİNİN MASAYA DİKEY OLARAK BIRAKTIĞI TENİS TOPUNU TUTAR – YAKALAR.

11. KADEMELİ OLARAK 5-10-15-20… CM YÜKSEKLİKTEN MASAYA DİKEY OLARAK BIRAKILAN MASA TENİSİ TOPUNU TUTAR – YAKALAR.

12. KADEMELİ OLARAK 5-10-15-20… CM YÜKSEKLİKTEN SPORCUNUN KENDİSİNİN MASAYA DİKEY OLARAK BIRAKTIĞI MASA TENİSİ TOPUNU TUTAR – YAKALAR.

13. AYAKTA DURARAK FARKLI EBATLARDAKİ TOPU BEDENİNİN DURUŞUNU DEĞİŞTİRMEDEN (BİR ÇEMCER İÇİNDE AYAKLARI KIMILDAMADAN) SADECE ELLERİYLE YERE ATIP TUTAR – YAKALAR.

14. AYAKTA DURARAK FARKLI EBATLARDAKİ TOPU BEDENİNİN DURUŞUNU DEĞİŞTİRMEDEN (BİR ÇEMCER İÇİNDE AYAKLARI KIMILDAMADAN) SADECE ELİNİN PARMAKLARIYLA YERE ATIP TUTAR – YAKALAR.

15. KADEMELİ OLARAK 20-30-40-50 CM UZAKLIKTAN AYAKTA DURARAK FARKLI EBATLARDAKİ TOPU BEDENİNİN DURUŞUNU DEĞİŞTİRMEDEN (BİR ÇEMBER İÇİNDE AYAKLARI KIMILDAMADAN) SADECE ELLERİYLE DUVARDA BELİRLENEN BİR NOKTAYA ATIP TUTAR – YAKALAR.



16. KADEMELİ OLARAK 20-30-40-50 CM UZAKLIKTAN AYAKTA DURARAK FARKLI EBATLARDAKİ TOPU BEDENİNİN DURUŞUNU DEĞİŞTİRMEDEN (BİR ÇEMBER İÇİNDE AYAKLARI KIMILDAMADAN) SADECE ELLERİNİN PARMAKLARIYLA DUVARDA BELİRLENEN BİR NOKTAYA ATIP TUTAR – YAKALAR.

17. AYAKLARININ POZİSYONUNU DEĞİŞTİRMEDEN (SABİT DURARAK) FARKLI EBATLARDAKİ TOPU YUKARIYA ATIP YERE DÜŞMEDEN TUTAR – YAKALAR.

18. TEK ELLE KAVRANACAK EBATLARDAKİ BİR NESNEYİ TEK ELİYLE HAVAYA ATIP TUTAR.

18. MASA TENİSİ, TENİS TOPU GİBİ TEK ELLE KAVRANACAK EBATLARDAKİ TOPLARI YERDE VEYA MASADA BELİRLENEN BİR NOKTAYA ATAR; ZEMİNDE SEKEN TOP BİR KUTUNUN İÇİNE GİRER. SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

19. MASA TENİSİ, TENİS TOPU GİBİ TEK ELLE KAVRANACAK EBATLARDAKİ TOPLARI YERDEN YUVARLAYARAK 5-7-9… METRE UZAKLIKTA BELİRLENEN HEDEFİ ( BOWLING OYUNU GİBİ ) VURUR-DEVİRİR. SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

20. KADEMELİ OLARAK  1-2-3... METRE UZAKLIKTA YERDE DURAN HUNİYE ÇEMBER GEÇİRMEYE ÇALIŞIR. SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

21. BASKETBOL TOPUNU TEK ELİYLE BEDENİNİN DURUŞUNU DEĞİŞTİRMEDEN ( BİR ÇEMBER İÇİNDE AYAKLARI KIMILDAMADAN ) 25-30 TEKRAR YAPANA KADAR SEKTİRİR.SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

22. BASKETBOL TOPUNU EL DEĞİŞTİREREK ( BİR SAĞ BİR SOL )  BEDENİNİN DURUŞUNU DEĞİŞTİRMEDEN ( BİR ÇEMBER İÇİNDE AYAKLARI KIMILDAMADAN ) 25-30 TEKRAR YAPAR.

23. BASKETBOL TOPUNU  BELİRLENEN ENGELLERİN ARASINDAN ENGELLERE DEĞDİRMEDEN VE TOPU SAĞA SOLA KAÇIRMADAN YUVARLAYARAK GEÇİRİR.

24. BAŞINI YUKARI KALDIRARAK VOLEYBOL TOPUNU ALNININ ÜZERİNDE SADECE ELİNİN PARMAKLARIYLA  25-30-35... CM YUKARI ATARAK SEKTİRİR ( VOLEYBOL BRANŞINDAKİ PARMAK PAS TEKNİĞİ ).YERE DÜŞÜRMEDEN 12-15 TEKRAR YAPAR.



25. VOLEYBOL BRANŞINDAKİ PARMAK PAS TEKNİĞİYLE KADEMELİ OLARAK 1-1,5-2-2,5 M UZAKLIKTAN DUVARA TOP ATARAK SEKTİRİR. DAHA SONRA BELİRLENEN HEDEFTE SEKTİRİR. 6-10 TEKRAR ARASI YAPAR.

26. BİR MASA VEYA YERDE KADEMELİ OLARAK BİRBİRİNDEN  40-50-60... CM UZAKLIKTA SABİT ARALIKLI GEOMETRİK ŞEKİLLERDEN BİRİ ÇİZİLİR. MASA TENİSİ YADA TENİS TOPU BÜYÜKLÜĞÜNDE VE YAPISINDA TOP İLK ŞEKLİN İÇİNE DENK GELECEK ŞEKİLDE ATILIR SEKEN TOP SIRASIYLA DİĞER ŞEKİLLERİN İÇİNE GİRER. EN SONUNDA BİR KOVA İÇİNE BASKET OLUR. SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

27. ÇOCUK SALINCAĞA OTURUR. ÇOCUĞUN KUCAĞINA KÜÇÜK BİR KUTU VEYA KOVA VERİLİR. BİR ELİYLE TUTMASI SAĞLANIR. KUTUNUN İÇİNE ÇOCUĞUN TEK ELLE KAVRAYABİLECEĞİ 10 TANE NESNE ( FARK ETMEZ ) KONULUR. ÇOCUK SALLANMAYA BAŞLAR. HER SALLANDIĞINDA SALINCAKTAN  KADEMELİ OLARAK 1-1,5-2-2,5 M İLERİYE KONAN KOVAYA KUCAĞINDAKİ KUTUDAN TEK ELLE NESNELERİ ALIR VE BASKET ATAR. SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

28. STRES TOPU VEYA BENZER MALZEMEDEN OLAN NESNELERİ TEK ELİYLE TUTAR. BÜTÜN GÜCÜYLE SIKAR. 3 SET 10-12 TEKRAR YAPAR. SETLER ARASI 45 SN DİNLENİR.
SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

29. KADEMELİ OLARAK 0,50-1-1,5-2 KG LIK SAĞLIK TOPUNU İKİ ELİYLE TUTAR. TOPU BAŞININ ÜZERİNDEN ENSESİNE İNDİRİR. ÇEVİK VE ÇABUK BİR ŞEKİLDE BÜTÜN GÜCÜYLE 1-2 M UZAKLIKTAKİ DUVARA FIRLATIR. ( FUTBOL BRANŞINDAKİ TAÇ ATIŞI ). 3 SET 6-8 TEKRAR YAPILIR. SETLER ARASI 45 SN DİNLENİR.

30. ÇOCUK YERE YÜZ ÜSTÜ YATAR. ÇOCUĞUN AYAK BİLEKLERİNDEN TUTUN. KENDİNİZE DOĞRU KALDIRIN. ÇOCUK GÖVDESİNİ ELLERİNİN YARDIMIYLA YERLE OLAN TEMASINI KESER. ELLERİNİN ÜZERİNDE ( EL ARABASI ) YÜRÜR. 20 M MESAFEYİ GEÇMEZ. 3 TEKRAR YAPAR. TEKRARLAR ARASI 1 DK DAN AZ OLMAZ.

31. SINAV HAREKETİNİN BİR BENZERİDİR. ÇOCUK VE KADIN ŞINAVI DENİLMEKTEDİR. NORMAL ŞINAV HAREKETİNDE VÜCUDUN EL VE AYAK PARMAK UCU YERE TEMAS HALİNDEDİR. BU HAREKET DE DİZLERDE YERE DEĞMELİDİR. 3 SET 6-10 TEKRAR YAPILMALIDIR. SETLER ARASI 1 DK DAN AZ OLMAZ.

32. TEPSİ VEYA BENZERİ BİR NESNENİN ÜZERİNE KONMUŞ OLAN TABAK , BARDAK GİBİ EŞYALARI ÖNCE İKİ ELLE DAHA SONRA TEK ELLE DÜŞÜRMEDEN TAŞIR.

33. ÇOCUK TENİS RAKETİNİ İKİ ELİYLE TUTAR. RAKETİN ÜZERİNE FARKLI AĞIRLIK VE EBATLARDA BİR TOP KONULUR. ÇOCUK 10-15 M LİK MESAFEYİ ELİNDE RAKETLE TOPU DÜŞÜRMEDEN YÜRÜR.

34. 33 NUMARALI HAREKETİ İLERİ , GERİ , YAN YÜRÜYEREK YAPAR. TEK ELLE TUTARAK YAPAR. AYRICA BU BECERİYİ TENİS RAKETİ YERİNE MASA TENİSİ RAKETİ İLE DE YAPAR.

35. MİSKET OYNAR. İKİ MİSKETİ BİRBİRİNE ÇARPTIRIR. YADA KAZILAN ÇUKURUN İÇİNE BELİRLENEN UZAKLIKTAN MİSKETİ SOKAR. ÖNEMLİ OLAN EL ÜSTÜ YERE DEĞDİĞİNDE YERDEN KALKAMAZ. SADECE PARMAKLARIN HAREKETİYLE ATIŞ YAPILIR.

36. ÇOCUK, BELİRLENEN BİR NOKTADA BACAKLARINI OMUZ GENİŞLİĞİNDE AÇARAK DURUR. 8-12 M ARASI UZUNLUĞUNDA SAĞLAM BİR İPİN ( ÇAMAŞIR İPİ ) UCUNDAN TUTAR. İPİN DİĞER UCUNDA 0,50-1-1,5-2 KG AĞIRLIK BAĞLANIR. ÇOCUK AYAKLARINI OYNATMADAN KOL, EL VE PARMAK KUVVETİYLE SAĞ VE SOL ELİNİ SENKRONİK BİR RİTİMDE KULLANARAK İPİ KENDİNE DOĞRU ÇEKER.  

37. BAŞTA KÜLOT, ÇORAP, ŞORT, AYAKKABI OLMAK ÜZERE  BÜTÜN KIYAFETLERİNİ GİYER.

38. BASMALI DAMACANADAN SÜRAHİYE YE, SÜRAHİDEN BARDAĞA, BARDAKTAN BAŞKA BİR BARDAĞA SU DÖKMEDEN DOLDURUR. DOLU SU BARDAĞINI TEK ELLE 8-10 M TAŞIR.SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.



39. SOFRA KURULUMU KALDIRIMI, OYUNCAK VE EŞYALARININ TOPLANMASI, VS. GİBİ BASİT EV İŞLERİNE YARDIM EDER. KIZ ÇOCUKLARI SAÇLARINI TARAR, TOPLAR.

40. KADEMELİ OLARAK 1-2-3 M UZAKLIKTAN DART, TASO, FRİSBY, BASKETBOL TEK ATIŞ GİBİ OYUNLAR OYNAR.

41. YERDE 10-15 M ARALIK İLE 2 TANE HEDEF NOKTA BELİRLENİR. ÇOCUK ELİNE BOYUNA UYGUN ( ORTALAMA ÇOCUĞUN BACAK BOYU ) BİR SOPA VEYA ÇUBUK ALIR. BELİRLENEN İLK NOKTADAN FARKLI EBATLARDAKİ TOPLARI ( KÜÇÜK TOP DAHA İYİ ) BELİRLENEN İKİNCİ NOKTAYA VURARAK GÖTÜRÜR. ( BUZ HOKEYİ GİBİ ) SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

42. ÇOCUK YERE OTURUR. 1-1,5 M UZAKLIĞA ÇOCUĞUN KARŞISINA GELECEK ŞEKİLDE ÇÖP KUTUSU VEYA KOVA KONULUR. ÇOCUĞUN İKİ YANINA A4 BÜYÜKLÜĞÜNDE BİRER KAĞIT VEYA GAZETE PARÇASI KONUR. ÇOCUK SAĞ TARAFINDAKİ KAĞIDI SAĞ ELİYLE BURUŞTURUP ÇÖP KOVASINA BASKET ATAR.SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

43. 4-5 TANE MASA TENİSİ , TENİS TOPU VEYA BENZERİ BİR NESNE ( ÖRNEĞİN LEGO PARÇASI ) BULUNUR. NESNE KADAR PLASTİK PET ŞİŞE TEMİN EDİLİR. NESNELERİ PET ŞİŞENİN KAPAK BÖLÜMÜNE BAŞ PARMAK SABİT OLARAK DİĞER PARMAKLARIYLA YAVAŞÇA KOYAR. SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.
  
44. ÇOCUK 43. MADDEDE PLASTİK PET ŞİŞENİN AĞIZ KISMINA KOYDUĞU NESNEYİ, BELİRLENEN NOKTAYA 10-15 M TEK ELLE YÜRÜYEREK GÖTÜRÜR. GÖTÜRDÜĞÜ ŞİŞEDEKİ NESNEYİ BİR ELİYLE BELİRLENEN NOKTAYA KOYAR. ŞİŞEYİ BIRAKMADAN EĞİLİP BAŞKA BİR NESNEYİ YERDEN ALIR. TEK ELİYLE YİNE ŞİŞENİN AĞIZ KISMINA KOYAR. YÜRÜYEREK BAŞLANGIÇ YERİNE GERİ GELİR.SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

45. SÜNGER SAPLI PARMAK, BİLEK GÜÇLENDİRME ( PENSE BENZERİ ) YAYI. ÇOCUK TEK ELLE VE ÇİFT ELLE YAPAR. 3 X MAXİMAL YAPAR. SETLER ARASI 2 DK DİNLENİR.


                                                                     Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı
                                                                                               İSA ÖZBİLİR



10 Aralık 2015 Perşembe

ÇOCUK ÖZEL AMA EYLEM FİZİKSEL

ÇOCUK ÖZEL AMA EYLEM FİZİKSEL

    Konumuz ince motor gelişimi. Ama konunun net anlaşılması adına; insanın nasıl bir yapıya sahip olduğunu genel olarak anlatmam gerekiyor.

    İnsan bedeni, fiziksel ve kimyasal yapılardan oluşturulmuş  mükemmel bir sistemler toplamıdır. Hücreler dokuları, dokular organları, organlarda sistemleri oluşturur. Temel olarak hareket, sinir, solunum, dolaşım ve sindirim sistemleri olarak sıralayabiliriz. Hareket sistemi ise üç yapıdan oluşur. Bunlar kaslar, kemikler ve eklemlerdir. Her motor beceri uygulama esnasında bu üç yapının büyük önemi vardır. Bu üç yapının koordinasyonu sonucu düşünce fiziksel eyleme dönüşür. 

    Antrenör olarak bize düşen görevlerden bir tanesi de, sağlıklı ve fiziksel büyümesi normal seyreden bir çocuğun ( yada yetişkinin ) düzenli egzersizler sonucu kaba ve ince motor becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yapmaktır. Bu çalışmaların büyük bir kısmını, kas gelişimi üzerine yapılan sistematik hareketler oluşturur.

    İnce motor gelişimi, çoğunuzun bildiği gibi parmak, el, ayak ve bilek kaslarının gelişmesi demektir. Konuyu bu noktada, kas gelişimi ve hareket-beceri gelişimi olarak ikiye ayırmak durumundayım. Çünkü ince motor çalışmalarında eğitimcilerin çoğunun bilmediği bir husus var. GELİŞME. ''Gelişme'' kelimesinden anlaşılan, bölgede bulunan kas, kemik ve eklem yapılarının kuvvetlenmesi ve işlevselleşmesidir. Basit bir tabirle işlevselleşmeden kasıt, yapılan bir ince motor beceriye uygun (örnek: Makasla kağıt kesmek) olarak, el göz koordinasyonuyla birlikte eklem hareket genişliğini, esneklik, hız ve pratikleşmedir. Peki kuvvet.. Bu konu başlı başına farklı bir uzmanlık alanıdır. Çocuğun yaşına istinaden yapması öngörülen ince motor becerilerini defalarca yapması şüphesiz fayda sağlayacaktır. Ama bir noktadan sonra ilerleme hızı mutlaka düşecektir. Bu sebepten dolayı çocuklara yaşına, seviyesine, cinsiyetine uygun olarak optimum düzeyde kuvvet antrenmanları yaptırılması gerekmektedir. 

    Bir motor beceride aktif rol üstlenen agonist kasların yanında, beceriye yardımcı olan sinerjist kaslar ve kaba motor becerilerinde kullanılan büyük kasların da kuvvetlendirilmesi son derece elzemdir. Çünkü insan vücudunda kas gelişimi büyük kaslardan küçük kaslara doğru gelişim seyreder. Öncelikle vücudun temel hareketlerini   ( ayakta durma, yürüme, zıplama, koşma, merdiven inip çıkma v.s. ) yaptırmaya yardımcı olan kalça,bacak,bel,sırt ve core bölgesi kaslarının çalıştırılması gerekmektedir. Çocuğun temel yaşamsal hareketlerini yapma konusunda eksiklik bulunmuyorsa, o zaman ince motor çalışmalarına ağırlık verilmelidir. İnce motor becerilerinin gelişimi için sırasıyla; omuz, ön kol, arka kol, bilek, el ve en son parmak kaslarının kuvvetlenip geliştirilmesi gerekmektedir. Çocuğun bu şekilde sistemli çalıştırılması hem genel gelişimini hızlandırır hem de hedefe giden yolu kısaltır.          


    Çoğu aile, çocuklarının ince motor becerilerini geliştirmesi hususunda ayrıcalıklı bir eğitime gerek duymaz. Gelişimi normal seyreden çocuklar taklit etme, deneme yanılma, doğru yanlış ya da küçük tavsiyelerle informal şekilde öğrenir. Yani bir ebeveynin çocuğuna, sürahiden bardağa su koymayı, ayakkabı yada çorap giymeyi öğretmek için yer ve zaman beklemez. Hiç bir baba  ''Oğlum dört yaşına geldiğinde makasla kağıt kesmeyi öğreteceğim ve bunun kazanımları şunlardır, amaç ve hedeflerim şunlardır, eğitim şu kadar sürecektir'' diyerek bir plan program hazırlamaz. Bu kendiliğinden gerçekleşen bir eğitimdir. Özel gereksinimli çocuklara (gelişimi anormal seyreden çocuklar, özellikle bir çok kas gelişim hastalığı tanısı konmuş çocuklar) sahip aileler ise bu kadar şanslı değildirler. Çocuğun her gelişim alanına ayrı ayrı eğilir ve bir çok eğitimci yada uzmana başvururlar. Yedi yaşına gelmiş otizm spektrum bozukluğu olan bir çocuk ellerini, parmaklarını akranlarının seviyede kullanamıyorsa; ailesi hemen bir özel eğitimciden destek alır. Aslında örnekteki ailenin, psikomotor gelişim konusunda deneyimi olan antrenörlerden destek alması daha doğrudur. Özel gereksinimli çocuklarla çalışan her eğitimcinin de, fiziksel beceri gerektiren çalışmalarda bir antrenörün fikrini almasını öneririm. Sonuçta çocuk özel ama eylem fiziksel.    
   
                                                                        Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı      

                                                                                                     İsa ÖZBİLİR