21 Kasım 2016 Pazartesi

Milliyet Gazetesi Yazarı Metin Uyar'la ''Otizm ve Spor'' Üzerine Röportaj 05.04.2014




milliyet.com.tr       05.04.2014 - 02:30 Milliyet.com.tr » Cumartesi Ana Sayfa » Metin Uyar

milliyet.com.tr   05.04.2014 - 02:30 Milliyet.com.tr » Cumartesi Ana Sayfa » Metin Uyar

Otizmle Sportif Mücadele  

    Çocuk gelişim uzmanı Şenay Yılmaz: “Otizmli çocuklarda ilaçlarla serotonin ve dopamin hormonları dengelenmeye çalışılır. Ancak spor yapıldığında bu hormonlar zaten dengeleniyor”

    Geçtiğimiz çarşamba, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’ydü. Şu anda ülkemizde yaklaşık 550 bin otizmli var. Aileleri de hesaba katıldığında otizm yaklaşık iki milyon kişiyi etkileyen bir hastalık. Dünyada ise her 150 çocuktan biri otizmli. Yakın bir gelecekte uzmanlar bu oranın yaklaşık iki kat artacağını öngörüyor. Ancak iyi haberler de var. Konuyla ilgili konuştuğumuz, Çocuk Gelişim Uzmanı Şenay Yılmaz “Son birkaç yılda yapılan araştırmalar, sporun otizmli çocukların beyin kapasitelerini artırdığını ortaya çıkardı. Artık ulusal ve uluslararası tüm kongrelerde otizm ve spor ilişkisi tartışılıyor” diyor. Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa Özbilir ise

    “Spor salonunda sizin yanınızda eğitmeniyle spor yapan otizmli çocuklar en azından altı, yedi ay ön hazırlık aşamasından geçiyor. Başlangıç aşaması onlar için çok daha zor ama spor her alanda gelişimlerini ciddi oranda etkiliyor” diye ekliyor.

Sporla Çocuk“ların Takıntıları ve Öfkeli Halleri Azalıyor” 

    Şenay Yılmaz (Pozitif Gelişim Özel Eğitim Merkezi Çocuk Gelişim Uzmanı) Avrupa’da son iki yılda yapılan araştırmalar otizmli çocuklarda beynin motor korteks (koordinasyon gerektiren) kısmında sorun olduğunu ortaya çıkardı. Spor beynin bu bölümünü çalıştırdığı için uzmanlar “Sporun otizmli çocuklara faydası var mı?” diye araştırmaya başladı. Yayımlanan sonuçlar otizmli çocukların spor ile beyinsel kapasitelerini artırdıklarını gösteriyor.
 
    Dikkat ve konsantrasyonla ilgili becerileri ciddi bir şekilde artıyor. Otokontrolleri gelişiyor. Böylece masa başı çalışmalarında daha başarılı oluyorlar. Öğrenme hızları artıyor. Kendi başına başarabildiği bir şey olduğunu görünce özgüvenleri gelişiyor.

   Bu çocukların en büyük sıkıntısı sosyalleşememeleri ve diğer insanlarla iletişim kuramamaları. Spor ile özgüvenleri artınca başkalarıyla daha rahat iletişim kuruyorlar. Tanımadığı insanlarla hiç iletişim kuramayan otizmli bir çocuğumuz, şimdi tatil köyüne gidip masa tenisi oynayan birini gördüğünde onunla oynamaya çalışıyor.

    Spor otizmli çocuklarda çok sık karşılaştığımız takıntıları ve öfkeli hali azaltıyor. Otizmli çocuklar spor yaptıkça kullandıkları ilaç dozu düşüyor. İlaç olarak serotonin ve dopamini dengeleyecek bir enzim veriyorsunuz ki çocuğun öfke kontrolü sağlansın. Ancak sporla zaten bu hormonlar dengeleniyor.
“Masa tenisi, Satranç, Dama Gibi Branşlarda Başarılı Oluyorlar”

İsa Özbilir (Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı )

    Otizmli çocuklar yeni ortamlara aşırı tepki veriyor. Çünkü kaygı, korku düzeyleri çok yüksek. Spor salonuna da çok girmek istemiyorlar. Önce salonun özel bir yerinde spor kültürü konusunda eğitiyoruz ve o merkeze alışmasını sağlıyoruz. Ancak altı-yedi ay sonra diğerlerinin olduğu yere geçebiliyor.

“Dövüş Sporlarından Uzak Tutulmalılar”

    Her yaşta otizmli çocuk spor yapabilir ama ne kadar erken başlarsa yeteneklerini geliştirmek o kadar kolay oluyor. Başlangıç aşaması çok zorlayıcı olabiliyor. Ağlayabiliyor, öfke nöbetleri geçirebiliyor, saldırganlaşabiliyor.

     Otizmli çocuklarda da sporla ilişki kademeli olarak ilerlemeli. 3-5 yaş arasında jimnastikle başlatılarak çocuğun denge, koordinasyon ve esneklik gibi bütün sporların temeli olan özelliklerinin geliştirilmesi gerekiyor.

    5-10 yaş arasında atletizmle sürat, çeviklik, çabukluk, denge, koordinasyon, esneklik, beceri, güç gibi özelliklerini geliştirebiliyorsunuz. 10 yaşına kadar temel becerileri geliştirilen ve yetenekleri keşfedilen çocuğun sonrasında bir alana yönlendirilmesi gerekiyor. Masa tenisi, yüzme, satranç ve dama gibi özel bir alanda yüksek konsantrasyon gerektiren branşlarda otizmli çocuklar çok başarılı olabiliyorlar.

    Dövüş sporlarından kesinlikle uzak tutulmaları gerekiyor. Rekabet duyguları olmadığı ve stratejik düşünemedikleri için hem çok zarar görebiliyor hem de karşı tarafa kontrolsüz bir şekilde ciddi zarar verebiliyorlar.

Otizmli Ünlüler

    Şenay Yılmaz “Sağlıklı insanlarda sol ve sağ beyin dengeli çalışıyor. Otizmlilerde ise sol beyin çok daha fazla çalışıyor. Bu nedenle otizmlilerin içindeki gizli yetenek keşfedildiğinde çok başarılı bireyler ortaya çıkabiliyor” diyor. Yılmaz bu konuda şu örnekleri veriyor:“Bilimadamı Albert Einstein ve klasik müziğin efsanevi ismi Mozart.” Londra’nın panoramik manzarasını hafızasından çizen Stephen Wiltshire de otizmli sanatçılardan.

7 Kasım 2016 Pazartesi

S.İ.M. (SPORSAL İNCE MOTOR BECERİLERİ)

                                                                                      
SPORSAL İNCE MOTOR BECERİLERİ              
10.8.2015        

''Çocuk özel ama eylem fiziksel'' başlıklı yazımda, ince motor becerilerinin gelişim metodolojisinden bahsetmiştim.Bu yazımda da başta özel gereksinimli çocukların ve ince motor becerilerinde akranlarına oranla "sakar" olan çocukların gelişimlerine farklı bir bakış açısıyla geliştirmiş olduğum yeni bir metotdan bahsedeceğim.S.İ.M.
    


    Teorik olarak Sporsal İnce Motor dediğim bu metodun,öneminden ve pratikte nasıl uygulanacağından bahsedeceğim.İnce motor çalışmaları denilince ebeveynlerin aklına ilk gelen şunlar;
-kalemle düz ve eğik çizgi
-kalemle nokta birleştirme
-makasla düz ve yamuk çizgi üzerinden kesme
-sınırlı alan boyamaları
-foristik ve görsel algı çalışmaları
-pazıllar,yapbozlar,oyun hamurları
-küplerden kule yapmak... Malesef, bütün eğitimcilerin aklına gelen de bunlar.
    
    Bunlar gibi bir çok çalışma var.Bu çalışmaların hepsinin iki tane de ortak noktası var.Bu konuda benim şiddetle eleştirdiğim yerlerde işte bu ortak noktalar.Nedir peki bu kadar eleştirdiğim bu ortak noktalar: Birincisi; yapılan bu çalışmalar sandalyede oturarak masa başı yapılıyor, ikincisi; birbirinin tekrarı olan çocuğa bıkkınlık veren tekdüze calışmalar. Çocuklar akademik çalışmaların tamamını, çocuk-sandalye- masa üçgeninde yapmaya mahkum ediliyor.Bunun sebebi ise, ince motor becerileri konusunda hizmet veren eğitimcilerin tembel ve yaratıcılıktan uzak olmasıdır.Bu durumda, bir süre sonra çocuktaki ilerleme hızının erkenden düşmesine sebep olmaktadır.Çocukların, aynı çalışmalardan sıkılıp davranış problemleri göstermeleri de çabası.

    İnce motor gelişimi konusu üzerinde durmamın en önemli sebebi; sektörde neredeyse 10 yıldır olmama rağmen bu alanda hiçbir ilerleme görmemem. Bunun da nedeni, bu tip çalışmaların rehabilitasyon merkezleri ve özel eğitim merkezlerine sıkıştırılmaları ve kendini özel eğitimci olarak nitelendiren (bence nitel değil-nicel) insanların konuyu kendi tekellerinde tutma gayretindendir.



    Fiziksel aktivite ve sporla matematik dahil bir çok akademik ders çalışılıp geliştirilebilir.Yine fiziksel aktivite ve spor ile bireyin gelişim alanlarından dil gelişiminden, bilişsel gelişime kadar her alan tartışmasız geliştirilebilir.Ama eğitimcilerin bu konulara farklı perspektiflerden bakma yetenekleri varsa ve mesleki körlükleri yoksa geliştirilebilir.Aşağıda, benim yıllarca öğrencilerine evde-okulda-parkta mekan farketmeksizin, nerede olursa olsun yaptırdığım yüzlerce çalışmamdan bazılarını sizlerle paylaşıyorum.

    Her ebeveynin evde kolaylıkla yapabileceği çalışmalar.Anne ve baba olarak çocuklarımıza, her zaman destek olmalıyız. Okul yada özel eğitim tek başına yeterli değildir. Her alan mümkün olduğunca aile içinde desteklenmelidir.

    


1.TENİS TOPUNU BİR ELDEN DİĞERİNE GEÇİRİR.

2. TENİS TOPUNU VÜCUDUNUN ARKASINDAN BİR ELDEN DİĞERİNE GEÇİRİR.

3. MASA TENİSİ TOPUNU BİR ELDEN DİĞERİNE GEÇİRİR.

4. MASA TENİSİ TOPUNU VÜCUDUNUN ARKASINDAN BİR ELDEN DİĞERİNE GEÇİRİR.

5. KADEMELİ OLARAK 5-10-15-20… CM YÜKSEKLİKTEN DİKEY ATILAN TENİS TOPUNU TUTAR-YAKALAR.

6. KADEMELİ OLARAK 5-10-15-20… CM YÜKSEKLİKTEN DİKEY ATILAN MASA TENİSİ TOPUNU TUTAR-YAKALAR.

7. TENİS TOPUNU BAŞPARMAK SABİT KALARAK DİĞER PARMAKLARIYLA SIRASIYLA TUTAR.



8. MASA TENİSİ TOPUNU BAŞPARMAK SABİT KALARAK DİĞER PARMAKLARIYLA SIRASIYLA TUTAR.

9. KADEMELİ OLARAK 5-10-15-20… CM YÜKSEKLİKTEN MASAYA DİKEY OLARAK BIRAKILAN TENİS TOPUNU TUTAR – YAKALAR.

10. KADEMELİ OLARAK 5-10-15-20… CM YÜKSEKLİKTEN SPORCUNUN KENDİSİNİN MASAYA DİKEY OLARAK BIRAKTIĞI TENİS TOPUNU TUTAR – YAKALAR.

11. KADEMELİ OLARAK 5-10-15-20… CM YÜKSEKLİKTEN MASAYA DİKEY OLARAK BIRAKILAN MASA TENİSİ TOPUNU TUTAR – YAKALAR.

12. KADEMELİ OLARAK 5-10-15-20… CM YÜKSEKLİKTEN SPORCUNUN KENDİSİNİN MASAYA DİKEY OLARAK BIRAKTIĞI MASA TENİSİ TOPUNU TUTAR – YAKALAR.

13. AYAKTA DURARAK FARKLI EBATLARDAKİ TOPU BEDENİNİN DURUŞUNU DEĞİŞTİRMEDEN (BİR ÇEMCER İÇİNDE AYAKLARI KIMILDAMADAN) SADECE ELLERİYLE YERE ATIP TUTAR – YAKALAR.

14. AYAKTA DURARAK FARKLI EBATLARDAKİ TOPU BEDENİNİN DURUŞUNU DEĞİŞTİRMEDEN (BİR ÇEMCER İÇİNDE AYAKLARI KIMILDAMADAN) SADECE ELİNİN PARMAKLARIYLA YERE ATIP TUTAR – YAKALAR.

15. KADEMELİ OLARAK 20-30-40-50 CM UZAKLIKTAN AYAKTA DURARAK FARKLI EBATLARDAKİ TOPU BEDENİNİN DURUŞUNU DEĞİŞTİRMEDEN (BİR ÇEMBER İÇİNDE AYAKLARI KIMILDAMADAN) SADECE ELLERİYLE DUVARDA BELİRLENEN BİR NOKTAYA ATIP TUTAR – YAKALAR.



16. KADEMELİ OLARAK 20-30-40-50 CM UZAKLIKTAN AYAKTA DURARAK FARKLI EBATLARDAKİ TOPU BEDENİNİN DURUŞUNU DEĞİŞTİRMEDEN (BİR ÇEMBER İÇİNDE AYAKLARI KIMILDAMADAN) SADECE ELLERİNİN PARMAKLARIYLA DUVARDA BELİRLENEN BİR NOKTAYA ATIP TUTAR – YAKALAR.

17. AYAKLARININ POZİSYONUNU DEĞİŞTİRMEDEN (SABİT DURARAK) FARKLI EBATLARDAKİ TOPU YUKARIYA ATIP YERE DÜŞMEDEN TUTAR – YAKALAR.

18. TEK ELLE KAVRANACAK EBATLARDAKİ BİR NESNEYİ TEK ELİYLE HAVAYA ATIP TUTAR.

18. MASA TENİSİ, TENİS TOPU GİBİ TEK ELLE KAVRANACAK EBATLARDAKİ TOPLARI YERDE VEYA MASADA BELİRLENEN BİR NOKTAYA ATAR; ZEMİNDE SEKEN TOP BİR KUTUNUN İÇİNE GİRER. SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

19. MASA TENİSİ, TENİS TOPU GİBİ TEK ELLE KAVRANACAK EBATLARDAKİ TOPLARI YERDEN YUVARLAYARAK 5-7-9… METRE UZAKLIKTA BELİRLENEN HEDEFİ ( BOWLING OYUNU GİBİ ) VURUR-DEVİRİR. SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

20. KADEMELİ OLARAK  1-2-3... METRE UZAKLIKTA YERDE DURAN HUNİYE ÇEMBER GEÇİRMEYE ÇALIŞIR. SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

21. BASKETBOL TOPUNU TEK ELİYLE BEDENİNİN DURUŞUNU DEĞİŞTİRMEDEN ( BİR ÇEMBER İÇİNDE AYAKLARI KIMILDAMADAN ) 25-30 TEKRAR YAPANA KADAR SEKTİRİR.SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

22. BASKETBOL TOPUNU EL DEĞİŞTİREREK ( BİR SAĞ BİR SOL )  BEDENİNİN DURUŞUNU DEĞİŞTİRMEDEN ( BİR ÇEMBER İÇİNDE AYAKLARI KIMILDAMADAN ) 25-30 TEKRAR YAPAR.

23. BASKETBOL TOPUNU  BELİRLENEN ENGELLERİN ARASINDAN ENGELLERE DEĞDİRMEDEN VE TOPU SAĞA SOLA KAÇIRMADAN YUVARLAYARAK GEÇİRİR.

24. BAŞINI YUKARI KALDIRARAK VOLEYBOL TOPUNU ALNININ ÜZERİNDE SADECE ELİNİN PARMAKLARIYLA  25-30-35... CM YUKARI ATARAK SEKTİRİR ( VOLEYBOL BRANŞINDAKİ PARMAK PAS TEKNİĞİ ).YERE DÜŞÜRMEDEN 12-15 TEKRAR YAPAR.



25. VOLEYBOL BRANŞINDAKİ PARMAK PAS TEKNİĞİYLE KADEMELİ OLARAK 1-1,5-2-2,5 M UZAKLIKTAN DUVARA TOP ATARAK SEKTİRİR. DAHA SONRA BELİRLENEN HEDEFTE SEKTİRİR. 6-10 TEKRAR ARASI YAPAR.

26. BİR MASA VEYA YERDE KADEMELİ OLARAK BİRBİRİNDEN  40-50-60... CM UZAKLIKTA SABİT ARALIKLI GEOMETRİK ŞEKİLLERDEN BİRİ ÇİZİLİR. MASA TENİSİ YADA TENİS TOPU BÜYÜKLÜĞÜNDE VE YAPISINDA TOP İLK ŞEKLİN İÇİNE DENK GELECEK ŞEKİLDE ATILIR SEKEN TOP SIRASIYLA DİĞER ŞEKİLLERİN İÇİNE GİRER. EN SONUNDA BİR KOVA İÇİNE BASKET OLUR. SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

27. ÇOCUK SALINCAĞA OTURUR. ÇOCUĞUN KUCAĞINA KÜÇÜK BİR KUTU VEYA KOVA VERİLİR. BİR ELİYLE TUTMASI SAĞLANIR. KUTUNUN İÇİNE ÇOCUĞUN TEK ELLE KAVRAYABİLECEĞİ 10 TANE NESNE ( FARK ETMEZ ) KONULUR. ÇOCUK SALLANMAYA BAŞLAR. HER SALLANDIĞINDA SALINCAKTAN  KADEMELİ OLARAK 1-1,5-2-2,5 M İLERİYE KONAN KOVAYA KUCAĞINDAKİ KUTUDAN TEK ELLE NESNELERİ ALIR VE BASKET ATAR. SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

28. STRES TOPU VEYA BENZER MALZEMEDEN OLAN NESNELERİ TEK ELİYLE TUTAR. BÜTÜN GÜCÜYLE SIKAR. 3 SET 10-12 TEKRAR YAPAR. SETLER ARASI 45 SN DİNLENİR.
SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

29. KADEMELİ OLARAK 0,50-1-1,5-2 KG LIK SAĞLIK TOPUNU İKİ ELİYLE TUTAR. TOPU BAŞININ ÜZERİNDEN ENSESİNE İNDİRİR. ÇEVİK VE ÇABUK BİR ŞEKİLDE BÜTÜN GÜCÜYLE 1-2 M UZAKLIKTAKİ DUVARA FIRLATIR. ( FUTBOL BRANŞINDAKİ TAÇ ATIŞI ). 3 SET 6-8 TEKRAR YAPILIR. SETLER ARASI 45 SN DİNLENİR.

30. ÇOCUK YERE YÜZ ÜSTÜ YATAR. ÇOCUĞUN AYAK BİLEKLERİNDEN TUTUN. KENDİNİZE DOĞRU KALDIRIN. ÇOCUK GÖVDESİNİ ELLERİNİN YARDIMIYLA YERLE OLAN TEMASINI KESER. ELLERİNİN ÜZERİNDE ( EL ARABASI ) YÜRÜR. 20 M MESAFEYİ GEÇMEZ. 3 TEKRAR YAPAR. TEKRARLAR ARASI 1 DK DAN AZ OLMAZ.

31. SINAV HAREKETİNİN BİR BENZERİDİR. ÇOCUK VE KADIN ŞINAVI DENİLMEKTEDİR. NORMAL ŞINAV HAREKETİNDE VÜCUDUN EL VE AYAK PARMAK UCU YERE TEMAS HALİNDEDİR. BU HAREKET DE DİZLERDE YERE DEĞMELİDİR. 3 SET 6-10 TEKRAR YAPILMALIDIR. SETLER ARASI 1 DK DAN AZ OLMAZ.

32. TEPSİ VEYA BENZERİ BİR NESNENİN ÜZERİNE KONMUŞ OLAN TABAK , BARDAK GİBİ EŞYALARI ÖNCE İKİ ELLE DAHA SONRA TEK ELLE DÜŞÜRMEDEN TAŞIR.

33. ÇOCUK TENİS RAKETİNİ İKİ ELİYLE TUTAR. RAKETİN ÜZERİNE FARKLI AĞIRLIK VE EBATLARDA BİR TOP KONULUR. ÇOCUK 10-15 M LİK MESAFEYİ ELİNDE RAKETLE TOPU DÜŞÜRMEDEN YÜRÜR.

34. 33 NUMARALI HAREKETİ İLERİ , GERİ , YAN YÜRÜYEREK YAPAR. TEK ELLE TUTARAK YAPAR. AYRICA BU BECERİYİ TENİS RAKETİ YERİNE MASA TENİSİ RAKETİ İLE DE YAPAR.

35. MİSKET OYNAR. İKİ MİSKETİ BİRBİRİNE ÇARPTIRIR. YADA KAZILAN ÇUKURUN İÇİNE BELİRLENEN UZAKLIKTAN MİSKETİ SOKAR. ÖNEMLİ OLAN EL ÜSTÜ YERE DEĞDİĞİNDE YERDEN KALKAMAZ. SADECE PARMAKLARIN HAREKETİYLE ATIŞ YAPILIR.

36. ÇOCUK, BELİRLENEN BİR NOKTADA BACAKLARINI OMUZ GENİŞLİĞİNDE AÇARAK DURUR. 8-12 M ARASI UZUNLUĞUNDA SAĞLAM BİR İPİN ( ÇAMAŞIR İPİ ) UCUNDAN TUTAR. İPİN DİĞER UCUNDA 0,50-1-1,5-2 KG AĞIRLIK BAĞLANIR. ÇOCUK AYAKLARINI OYNATMADAN KOL, EL VE PARMAK KUVVETİYLE SAĞ VE SOL ELİNİ SENKRONİK BİR RİTİMDE KULLANARAK İPİ KENDİNE DOĞRU ÇEKER.  

37. BAŞTA KÜLOT, ÇORAP, ŞORT, AYAKKABI OLMAK ÜZERE  BÜTÜN KIYAFETLERİNİ GİYER.

38. BASMALI DAMACANADAN SÜRAHİYE YE, SÜRAHİDEN BARDAĞA, BARDAKTAN BAŞKA BİR BARDAĞA SU DÖKMEDEN DOLDURUR. DOLU SU BARDAĞINI TEK ELLE 8-10 M TAŞIR.SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.



39. SOFRA KURULUMU KALDIRIMI, OYUNCAK VE EŞYALARININ TOPLANMASI, VS. GİBİ BASİT EV İŞLERİNE YARDIM EDER. KIZ ÇOCUKLARI SAÇLARINI TARAR, TOPLAR.

40. KADEMELİ OLARAK 1-2-3 M UZAKLIKTAN DART, TASO, FRİSBY, BASKETBOL TEK ATIŞ GİBİ OYUNLAR OYNAR.

41. YERDE 10-15 M ARALIK İLE 2 TANE HEDEF NOKTA BELİRLENİR. ÇOCUK ELİNE BOYUNA UYGUN ( ORTALAMA ÇOCUĞUN BACAK BOYU ) BİR SOPA VEYA ÇUBUK ALIR. BELİRLENEN İLK NOKTADAN FARKLI EBATLARDAKİ TOPLARI ( KÜÇÜK TOP DAHA İYİ ) BELİRLENEN İKİNCİ NOKTAYA VURARAK GÖTÜRÜR. ( BUZ HOKEYİ GİBİ ) SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

42. ÇOCUK YERE OTURUR. 1-1,5 M UZAKLIĞA ÇOCUĞUN KARŞISINA GELECEK ŞEKİLDE ÇÖP KUTUSU VEYA KOVA KONULUR. ÇOCUĞUN İKİ YANINA A4 BÜYÜKLÜĞÜNDE BİRER KAĞIT VEYA GAZETE PARÇASI KONUR. ÇOCUK SAĞ TARAFINDAKİ KAĞIDI SAĞ ELİYLE BURUŞTURUP ÇÖP KOVASINA BASKET ATAR.SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

43. 4-5 TANE MASA TENİSİ , TENİS TOPU VEYA BENZERİ BİR NESNE ( ÖRNEĞİN LEGO PARÇASI ) BULUNUR. NESNE KADAR PLASTİK PET ŞİŞE TEMİN EDİLİR. NESNELERİ PET ŞİŞENİN KAPAK BÖLÜMÜNE BAŞ PARMAK SABİT OLARAK DİĞER PARMAKLARIYLA YAVAŞÇA KOYAR. SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.
  
44. ÇOCUK 43. MADDEDE PLASTİK PET ŞİŞENİN AĞIZ KISMINA KOYDUĞU NESNEYİ, BELİRLENEN NOKTAYA 10-15 M TEK ELLE YÜRÜYEREK GÖTÜRÜR. GÖTÜRDÜĞÜ ŞİŞEDEKİ NESNEYİ BİR ELİYLE BELİRLENEN NOKTAYA KOYAR. ŞİŞEYİ BIRAKMADAN EĞİLİP BAŞKA BİR NESNEYİ YERDEN ALIR. TEK ELİYLE YİNE ŞİŞENİN AĞIZ KISMINA KOYAR. YÜRÜYEREK BAŞLANGIÇ YERİNE GERİ GELİR.SAĞ-SOL ELLE AYRI AYRI YAPAR.

45. SÜNGER SAPLI PARMAK, BİLEK GÜÇLENDİRME ( PENSE BENZERİ ) YAYI. ÇOCUK TEK ELLE VE ÇİFT ELLE YAPAR. 3 X MAXİMAL YAPAR. SETLER ARASI 2 DK DİNLENİR.


                                                                     Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı
                                                                                               İSA ÖZBİLİR



10 Aralık 2015 Perşembe

ÇOCUK ÖZEL AMA EYLEM FİZİKSEL

ÇOCUK ÖZEL AMA EYLEM FİZİKSEL

    Konumuz ince motor gelişimi. Ama konunun net anlaşılması adına; insanın nasıl bir yapıya sahip olduğunu genel olarak anlatmam gerekiyor.

    İnsan bedeni, fiziksel ve kimyasal yapılardan oluşturulmuş  mükemmel bir sistemler toplamıdır. Hücreler dokuları, dokular organları, organlarda sistemleri oluşturur. Temel olarak hareket, sinir, solunum, dolaşım ve sindirim sistemleri olarak sıralayabiliriz. Hareket sistemi ise üç yapıdan oluşur. Bunlar kaslar, kemikler ve eklemlerdir. Her motor beceri uygulama esnasında bu üç yapının büyük önemi vardır. Bu üç yapının koordinasyonu sonucu düşünce fiziksel eyleme dönüşür. 

    Antrenör olarak bize düşen görevlerden bir tanesi de, sağlıklı ve fiziksel büyümesi normal seyreden bir çocuğun ( yada yetişkinin ) düzenli egzersizler sonucu kaba ve ince motor becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yapmaktır. Bu çalışmaların büyük bir kısmını, kas gelişimi üzerine yapılan sistematik hareketler oluşturur.

    İnce motor gelişimi, çoğunuzun bildiği gibi parmak, el, ayak ve bilek kaslarının gelişmesi demektir. Konuyu bu noktada, kas gelişimi ve hareket-beceri gelişimi olarak ikiye ayırmak durumundayım. Çünkü ince motor çalışmalarında eğitimcilerin çoğunun bilmediği bir husus var. GELİŞME. ''Gelişme'' kelimesinden anlaşılan, bölgede bulunan kas, kemik ve eklem yapılarının kuvvetlenmesi ve işlevselleşmesidir. Basit bir tabirle işlevselleşmeden kasıt, yapılan bir ince motor beceriye uygun (örnek: Makasla kağıt kesmek) olarak, el göz koordinasyonuyla birlikte eklem hareket genişliğini, esneklik, hız ve pratikleşmedir. Peki kuvvet.. Bu konu başlı başına farklı bir uzmanlık alanıdır. Çocuğun yaşına istinaden yapması öngörülen ince motor becerilerini defalarca yapması şüphesiz fayda sağlayacaktır. Ama bir noktadan sonra ilerleme hızı mutlaka düşecektir. Bu sebepten dolayı çocuklara yaşına, seviyesine, cinsiyetine uygun olarak optimum düzeyde kuvvet antrenmanları yaptırılması gerekmektedir. 

    Bir motor beceride aktif rol üstlenen agonist kasların yanında, beceriye yardımcı olan sinerjist kaslar ve kaba motor becerilerinde kullanılan büyük kasların da kuvvetlendirilmesi son derece elzemdir. Çünkü insan vücudunda kas gelişimi büyük kaslardan küçük kaslara doğru gelişim seyreder. Öncelikle vücudun temel hareketlerini   ( ayakta durma, yürüme, zıplama, koşma, merdiven inip çıkma v.s. ) yaptırmaya yardımcı olan kalça,bacak,bel,sırt ve core bölgesi kaslarının çalıştırılması gerekmektedir. Çocuğun temel yaşamsal hareketlerini yapma konusunda eksiklik bulunmuyorsa, o zaman ince motor çalışmalarına ağırlık verilmelidir. İnce motor becerilerinin gelişimi için sırasıyla; omuz, ön kol, arka kol, bilek, el ve en son parmak kaslarının kuvvetlenip geliştirilmesi gerekmektedir. Çocuğun bu şekilde sistemli çalıştırılması hem genel gelişimini hızlandırır hem de hedefe giden yolu kısaltır.          


    Çoğu aile, çocuklarının ince motor becerilerini geliştirmesi hususunda ayrıcalıklı bir eğitime gerek duymaz. Gelişimi normal seyreden çocuklar taklit etme, deneme yanılma, doğru yanlış ya da küçük tavsiyelerle informal şekilde öğrenir. Yani bir ebeveynin çocuğuna, sürahiden bardağa su koymayı, ayakkabı yada çorap giymeyi öğretmek için yer ve zaman beklemez. Hiç bir baba  ''Oğlum dört yaşına geldiğinde makasla kağıt kesmeyi öğreteceğim ve bunun kazanımları şunlardır, amaç ve hedeflerim şunlardır, eğitim şu kadar sürecektir'' diyerek bir plan program hazırlamaz. Bu kendiliğinden gerçekleşen bir eğitimdir. Özel gereksinimli çocuklara (gelişimi anormal seyreden çocuklar, özellikle bir çok kas gelişim hastalığı tanısı konmuş çocuklar) sahip aileler ise bu kadar şanslı değildirler. Çocuğun her gelişim alanına ayrı ayrı eğilir ve bir çok eğitimci yada uzmana başvururlar. Yedi yaşına gelmiş otizm spektrum bozukluğu olan bir çocuk ellerini, parmaklarını akranlarının seviyede kullanamıyorsa; ailesi hemen bir özel eğitimciden destek alır. Aslında örnekteki ailenin, psikomotor gelişim konusunda deneyimi olan antrenörlerden destek alması daha doğrudur. Özel gereksinimli çocuklarla çalışan her eğitimcinin de, fiziksel beceri gerektiren çalışmalarda bir antrenörün fikrini almasını öneririm. Sonuçta çocuk özel ama eylem fiziksel.    
   
                                                                        Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı      

                                                                                                     İsa ÖZBİLİR





14 Temmuz 2015 Salı

Sporda Yetenek Seçimi Kılavuzu

Sporda Yetenek Seçimi Kılavuzu

     Sporda yetenek seçiminde, farklı branş ve mevkilerinde sistematik çalışmalara yönlendirmek üzere bedensel, psikolojik ve fonksiyonel açıdan iyi gelişmiş ya da gelişmeye müsait çocukların keşfedilmesi amaçlanmalıdır. Bu sayede sporcu adaylarının mevcut potansiyel imkânlarını açığa çıkarmak ve performans sporu için tipik bazı dominant nitelik ve yeteneklerin gelişmesini tahmin etmek için ön koşullar oluşturmaktadır.

    Spor branşlarının çoğunda birden fazla motorik (sürat, kuvvet, dayanıklılık, v.s.) özelliklerin aynı anda çalışır. Bu nedenle sadece performans bize iyi sporcu olması için gereken veriyi vermez. Spor branşları için gerekli fiziksel normların ( antropometrik uygunluk ) aranması gerekmektedir. Örneğin baba boyu 1.72, anne boyu 1.63 olan 7 yaşındaki bir çocuğun antropometrik gelişim sonunda boy tahmini şu şekilde hesaplanır:

        B.T = 172 + 163 / 2 x 1.08 = 180,9 cm 

    İyi bir yetenek seçiminde seçimin zamanında, kapsamlı ve bilimsel yapılması gerekmektedir. Hangi spor branşı yapılacak ise o branş için baskın rol oynayan motor özelliklerin gelişimindeki artışın belirlenmesi, yetenek seçimi ve spor hazırlığı arasında birliğin olması ön şarttır. Burada amaç sadece yeteneği keşfetmek değil sporcunun antrenman ve eğitim sırasında gösterdiği performansla birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Sporcu adaylarının yetenek seçimi sırasında ve sonrasında yukarıda belirtilen prensiplerin yerine getirilmesi sporcuların en yüksek performansa ulaşmalarında yardımcı olacaktır. Yetenek seçimi sadece altyapı antrenörlerinin bilgi ve görüşleri ile yapılacak kadar basit bir test değildir. Kulüpler yetenek seçimi konusunda muhakkak akademisyenlerden yararlanmalıdır. Yetenek seçiminde imkan dahilinde laboratuar ve saha testleri ile gözlem metodu uygulanmalıdır. Seçim bu metotla yapılırsa yetenekli olanı daha erken ayırabiliriz.

    Sadece gözlem yaparak yeteneği seçmek pek mümkün değildir. Bu yüzden yetenek seçiminde aranan özellikler aşağıdaki gibi yapılırsa daha iyi sonuçlar verebilir.

Yetenek Seçimi Değerlendirme Testi

: Antropometrik yapı ve branş antropometrisi

: Surat: 10 m ayaktan çıkış (sn)
 
             30 m ayaktan çıkış (sn)

             20 m deparlense (en yüksek sürati belirleme) (sn)

: Dayanıklılık ve Hırs: 600 m ayaktan çıkış (sn)
                                       
                                     Maksimal şınav sayısı (adet)

                                     Maksimal mekik sayısı (adet)

: Kuvvet ve Patlayıcılık: Durarak uzun atlama (cm)

                                        Dikey sıçrama (cm)

                                        Durarak üç adım atlama (cm)

                                       Sağlık topu 1kg. Öne atış (cm)

: Esneklik:  Otur eriş testi ( cm ) Alt exteremite
                   
                   Çapraz kol testi ( cm ) Üst exteremite

: Çeviklik-Çabukluk Testi: Spor branşlarına göre değişebilir. Örnek: T parkur testi

: Koordinasyon Testi: Spor branşlarına göre değişebilir. Örnek: Slalom testi

: Senkronizasyon Testi: Toplu Slalom Testi

: Spora İlgi Testi: Güncel 10 tane test sorusu

Motorik Özelliklerin En Hızlı Geliştikleri Yaş Aralıkları

: Denge………………..7-11 yaş

: Koordinasyon……..... 7-14 yaş

: Sürat………………....7-8 yaş……....13-14 yaş

: Sıçrama…………...….9-10 yaş….....12-13 yaş

: Esneklik……………...9-10 yaş….....13-14 yaş

: Kuvvet…………...…..12-13 yaş…...18-19 yaş

: Dayanıklılık………….9-10 yaş….....18 yaş

                                                               
                                                                           Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı
   
                                                                                                          İsa ÖZBİLİR




Kaynak: 2005 Coşan Fehim. Olimpiyatlar için sporcu kaynağı projesi
                2002 Mengutay Sami. Okul öncesi ve ilk okullarda hareket gelişimi ve spor
               2010 Özbilir isa Yetenek seçimi projesi


20 Nisan 2015 Pazartesi

Sporun Beyin Gelişimine Etkisi

               ÇOCUKLARDA SPORUN BEYİN GELİŞİMİNE                                                                             ETKİSİ

    Spor yapmak çocukların her alandaki gelişimine ciddi oranda katkı sağlar. Sporun çocuğun gelişim alanlarına verdiği katkıyı , diğer akademik - alternatif bütünleme ve terapilerin hiçbiri veremez. Özel gereksinimli bireyler gelişim alanlarında, birbirinden ayrılan konular olması itibariyle spesifik olarak desteğe ihtiyaç duyar. Fiziksel aktivite ve spor  aşağıdaki gelişim alanlarının hepsini birlikte çalıştırarak geliştirir.                        

Psikomotor Gelişim
Fiziksel - Bedensel
Antropometrik Gelişim
Bilişsel Gelişim
Sosyal - Duygusal Gelişim
Zihinsel Gelişim
Dil Gelişimi
Akademik Gelişim

    Peki sporun çocuklarda BEYİN gelişimine etkisi ! Dünya da bu konu üzerine yapılmış yüzlerce akademik - bilimsel araştırma mevcut. Sporun beyin gelişimine olan etkisi uzun ve detaylı bir konudur. Bu konu üzerine yapılmış olan bazı araştırmaları , kısaca anlatacağım.

PEKİ SPOR BEYNİMİZİ NASIL ETKİLİYOR ? 

    Spor kan dolaşımını düzene sokar ve birlikte tüm vücudun özellikle ise  beynin ihtiyaç duyduğu  hemoglobin seviyesini arttırır. Beyin herhangi bir aktivite esnasında zorlanmaya başladıkça oksijene olan gereksinim artar. Sinir hücrelerinin yeniden yapılanmasına yardımcı olarak beyindeki hücrelerin yaşlanmasını geciktiriyor. Sinir hücreleri arasındaki ilişkiyi düzenleyerek özellikle hızlı tepki verme , senkronizasyon ve genel koordinasyon yeteneğini geliştiriyor.

    Muğla ve Marmara Üniversitelerinin ortaklaşa yaptığı bir çalışmada kontrol grubu olarak 15 kız, 15 erkekten oluşan ve 8 hafta boyunca durağan bir yaşam süren üniversite öğrencileri kullanılmıştır. Deney grubu olarak ise yine 15 kız, 15 erkekten oluşan ve haftada 3 kez 1’er saatlik hafif ve orta derecede egzersiz yapan üniversite öğrencileri kullanılmıştır. 8 hafta boyunca veri toplama aracı olarak ise, depresyon puanlarını belirlemek için Beck Depresyon Envanteri (BDA) ve atılganlık durumunu belirlemek için Rathuss Atılganlık Envanteri (RAE) kullanılmıştır. Sonuç olarak düzenli olarak yapılan egzersizin öğrencilerin depresyon ve atılganlık düzeylerini her iki cinsiyette de anlamlı biçimde olumlu etkilediği gösterilmiştir. Bu tip egzersizler depresyon ve anksiyeteyi azaltır, kişiye kendini iyi hissettirir. Fiziksel egzersiz yaparken depresyon hislerinin korunması zordur. Dahası egzersiz mutluluk hormonları olarak bilinen endorfinlerin salgılanmasını arttırmaktadır.

    Avrupada yapılan başka bir araştırmada, düzenli egzersizin kronik ağrı hissini azalttığı – yok ettiği yönündeki araştırma. Sıçanlar üzerinde yapılan bu araştırma durağan yaşayan hayvanlardaki ağrıya neden olan reseptörlerdeki (hücre dışındaki bir sinyali hücre içine taşıyan bir protein) termal uyarıya karşı olan aşırı hassasiyetin 3 hafta sonra dahi devam ettiğini, egzersiz yaptırılan hayvanlarda ise bu aşırı hassasiyetin 5 gün sonra azalmaya başladığı tespit edilmiştir. Yapılan ölçümler sonucunda ise kısa dönemli egzersizin dahi ağrı hissini gideren endojen analjezik maddelerin salgılanmasını henüz aydınlatılamayan bir mekanizma ile arttırdığı görülmüştür.Egzersizin kan basıncı üzerine olan düzenleyici etkisinin mekanizmasını inceleyen araştırmacılar egzersiz sonucu kalbin atriumlarından salgılanıp kan basıncının ve ozmolaritesinin ayarlanmasında rolü olan atrial natriüretik peptidin beyindeki benzeri olan beyin natriüretik peptidinin ve oksitosinin salgılanmasının arttığını bulmuşlar.

    Egzersizin diğer somut etkileri ise beyin hücrelerimiz olan nöronlar üzerine. Beynimiz vücut ağırlığımızın yalnızca %3’ ünü oluşturmasına rağmen kalbin pompaladığı kanın %20'sini, aldığımız oksijenin ise %25’ini kullanan çok kompleks bir organ. Egzersiz sırasında çalışan kaslara daha fazla kan gitmesi gerektiği için beynin aldığı kan miktarının yüzdesi düşse de kalp debisindeki büyük artışın sonucu olarak aslında beyne giden kan yüzde olarak azalsa da miktar olarak artmaktadır. Bu sayede beyin hücrelerine daha fazla miktarda ulaşan ve antiapoptotik bir molekül olan gelişim faktörü (growth factor) özellikle nörodejeneratif hastalıkların oluşmasına neden olan nöron ölümünü (apoptozis, programlanmış hücre ölümü yoluyla) azaltmakta ve hatta nöronların sayılarını ve büyüklüklerinin (yaptıkları sinapsların) artmasını sağlamaktadır. Bu sayede ise düzenli egzersiz yapılarak aralarında Parkinson (Xu, 2010) ve Alzheimer (Scarmeas, 2010) da bulunan bir çok nörodejeneratif hastalığa karşı durabileceğimiz görüşü bir çok araştırmacı tarafından desteklenmektedir.

    Düzenli egzersiz beyin yapısını da değiştiriyor. Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme gibi ileri görüntüleme teknikleri sayesinde düzenli egzersiz yapanlarda ön tekil korteksin aktivitesinin arttığı gösterilmiş. Limbik sistemin bir parçası olan bu bölge ise duyusal ve motor işlemleme, duygulama ve kavrama ile ilgili olarak bir çok bölge ile yoğun nöron bağlantısı içinde. Egzersizin beyin yapısını değiştirdiğine ait diğer araştırmalar ise egzersizin toplam beyin aktivitesini arttırdığı (Colcombe, 2006) ve gri/beyaz madde oranını yükselttiği (Gordon, 2008) yönünde.
 
American College of Sports Medicine kaynaklı düzenli egzersizin erkek bireylerdeki depresyon olgularına etkileri konulu makalede ise erkeklerin sigara ve alkol kullanımları araştırılmış. Araştırma sonuçlarına göre beklendiği gibi düzenli olarak egzersiz yapan kişilerde sigara ve alkol kullanımı anlamlı derecede az. Hatta sigara ve (apoptozis, programlanmış hücre ölümü yoluyla) alkol bağımlısı durağan kişilerin düzenli egzersiz yapmaya başladıklarında bu tür maddeleri kullanma miktarlarında azalma da tespit edilmiş. Bilim adamları bunu beyindeki bağımlılık yaratan merkezin sigara ve alkol yerine egzersiz bağımlılığı ile uyarılarak kişisel tatminini sağladığı şeklinde yorumlamışlar ve sigara içerken beyinden salgılanan bazı keyif verici maddelerin egzersiz sırasında ve sonrasında da salgılandığını bulmuşlar.
                                            
EGZERSİZ BEYİN HÜCRELERİNİ YENİLİYOR

    Illinois Üniversitesi Sinirbilim ve Kinesiyoloji* Bölümü'nden Charles Hillman 'ın egzersiz-beyin gücü ilişkisini ortaya çıkartmak amacıyla ilköğretim kurumlarından 259 öğrencinin katılımı ile yaptığı araştırma, egzersizin beyni nasıl etkilediğini ortaya koydu. Diğer öğrencilere göre beden eğitimi derslerine daha fazla zaman ayıran denekler, sosyo ekonomik statülerinden bağımsız olarak, matematik ve okuma derslerinde daha üstün bir performans sergilediler. Araştırma sonunda önemli konulardan biride, üç ay gibi kısa bir sürede, yoğun bir aerobik programının beyinde yeni sinir hücrelerinin oluşumuna yol açtığı görüldü.

    Uzun süredir bunun mümkün olamayacağını düşünen bilim adamları, şimdi yaşlı sinir hücrelerinin bile yoğun ağlar oluşturabileceğini kabul ediyorlar. Bu ağlar insanların daha hızlı ve daha verimli düşünmesinin yolunu açıyor. Ayrıca egzersizin, Alzheimer'ın, dikkat eksikliği hiperaktivite sendromunun ve diğer bilişsel hastalıkların ortaya çıkışını geciktirdiği ve engellediği ileri sürülüyor. Sonuçta yaşa bağlı olmaksızın, güçlü ve zinde bir bedenin güçlü ve zinde bir beyin yarattığı bilimsel olarak kanıtlanmış oluyor.

    Bilim adamları sağlam vücudun sağlam bir beyin anlamına geldiğinin farkındaydı ancak ellerinde somut bir kanıt yoktu. "Atletik bilim adamı" yalnızca NCAA'nın (National Collegiate Athletic Association-Amerikan Üniversite Atletik Birliği) düşlediği bir pazarlama manevrası değildi; bu kavram, tarihte Eski Yunan'a kadar uzanan bir geçmişe sahipti. Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden John Ratey , "Sportmen bir vücuda sahip olmak akademik eğitim kadar önemliydi" diyerek tarihte spora verilen değere dikkat çekiyor. Bu arada Batılı bilim adamları da sporcu kalbinin, vücudun diğer organlarıyla birlikte, beyne daha fazla kan pompaladığını fark etmişlerdi. Daha fazla kan, daha fazla oksijen anlamına geldiği için egzersiz yapan bir kişinin beyin hücreleri daha iyi beslenir. Onlarca yıldır atletik vücut ile zihinsel güç arasında bilimin bulduğu tek bağlantı buydu. Artık, beyin tarama cihazları ve biyokimya alanındaki gelişmelerden yararlanan bilim adamları, egzersizin beyinde yarattığı etkileri daha derinlemesine araştırabiliyorlar. Egzersizin etkisi önce kaslarda kendini gösterir. İki veya dört başlı bir kasın her kasılması ve gevşemesinde, IGF adı verilen bir proteinin de aralarında bulunduğu kimyasal maddeler salgılanır. Bu maddeler kan ile birlikte yol alır ve sonunda beyne ulaşır. IGF, beyinde, vücudun "nörotransmiter fabrikasındaki ustabaşı" gibi çalışır. Bu protein, başka kimyasal maddelerin üretilmesi için emirler yağdırır. Bu maddelerden biri de beyinde üretilen BDNF'dir (Brain Derived Neurotrophic Factor). "Spark: The Revolutionary New Science of Exercise and the Brain- Egzersiz ve beynin devrim yaratan yeni bilimi " isimli kitabın yazarı Ratey, "Mucize" olarak değerlendirdiği bu molekülün daha üst düşüncelere varan faaliyetleri tetiklediğini belirtiyor. Düzenli egzersiz yardımıyla vücut, BDNF düzeyini geliştirir ve bunun sonucunda beynin sinir hücrelerinde dallanmalar başlar. Böylece birbirleriyle birleşen yeni yollar haberleşme alt yapısını geliştirir.. Öğrenme olgusunun altında yatan bu süreçtir.

    Beyin hücreleri arasındaki tüm birleşme noktaları, ileride kullanılmak üzere bir kenarda tutulan yeni yetenek veya bilgilerdir. Bu süreçte çok önemli bir rol oynayan BDNF'nin miktarı çok ise, beynin kapasitesi de o kadar genişler. UCLA'dan sinirbilimci Fernando Gomez-Pinilla , BDNF'nin az olması durumunda beynin yeni bilgilere kendisini kapattığını söylüyor. Gomez-Pinilla, yaptığı deneylerde sıçanları tekerlekler üzerinde koşturarak, beyinlerindeki BDNF miktarını artırdı. Daha sonra hayvanların yarısını özgür bırakan Gomez-Pinilla, diğer yarısında BDNF'nin etkilerini ilaçla bloke etti. Bir sonraki aşamada atletik sıçanların zekalarını ölçmek için gizlenmiş bir nesneyi bulmalarını istedi. İlk grup kolayca nesneyi bulurken, BDNF'leri bloke edilen ikinci grup ilki kadar başarılı olamadı. Nature dergisinde yayımlanan benzer bir çalışmayı insanlar üzerinde gerçekleştirdi. BDNF üretiminden sorumlu genlerinde bozukluk olan talihsiz insanların, yeni bilgileri belleklerinde tutamadıkları ve eski bilgileri hatırlamakta zorluk çektikleri izlendi.

SPOR İLE NÖRON OLUŞUMU 

    İnsanların pek çoğu erişkin yaşa ulaştıklarında beyinlerindeki BDNF düzeyi sabitlenir. Ancak yaşlanmaya başladıkça nöronları tek tek ölmeye başlar. 1990'lı yılların ortalarına kadar bilim adamları bu kayıpların geri kazanımının mümkün olmayacağına inanıyorlardı. Başka bir deyişle beynin ölü nöronların yerine yenilerini üretmesi mümkün değildi. Ancak son 10 yıldır hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, bu görüşün yanlış olduğunu, beynin bazı kısımlarında "nörojenez-sinir sisteminin gelişmesi, sinir dokusu oluşması"nın egzersiz ile mümkün olabileceğini gösterdi.

    Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yer alan bir makale bu ilkenin insanlarda da geçerli olduğunu ilk kez gösteriyor. Üç ay süren yoğun bir egzersiz programı sonunda deneklerin beyinlerinde yeni nöronların çıktığı görüldü. Kalp-damar sağlığı yönünden en iyi durumda olanların daha fazla sayıda nöron geliştirmesi de ayrıca dikkat çekiciydi. Bunların, kök hücrelerini tam anlamıyla gelişmiş, işlevsel nöronlara dönüştüren BDNF'nin marifeti olabilirdi. Bu deneyi gerçekleştiren Columbia Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden nörolog Scott Small ve Salk Enstitüsü'nden nörobiyolog Fred Gage sonuçları şöyle değerlendiriyor: "Egzersizin beyinde ne gibi etkiler yarattığını ilk kez izliyoruz. Bu sonuçların anlamını çözmeye uğraşırken, gelişmeye açık yeni bir konu ile karşı karşıya olduğumuz apaçık."



SPOR YAPARKEN BEYNİN NERESİ ETKİLENİYOR 

Small ve Gage'in deneyinin değerlendirilme aşamasında, önce yeni beyin hücrelerinin nerede geliştiği araştırıldı. Deneyde, egzersizin etkisiyle beynin tek bir bölgesinde yeni nöronların yeşerdiği görüldü. Bu, hipokampus'un "dentate gyrus" bölgesiydi. Öğrenme ve belleği kontrol altında tutan bu bölge, beynin isimleri ve yüzleri eşleştirmesini sağlar. Yaşlılığa bağlı erozyonun ilk hedefi bu bölgedir. Neyse ki, hipokampus, BDNF'nin yapıcı etkilerine son derece açıktır. Dolayısıyla hipokampus'un yenilenme olasılığı söz konusudur.

    Illinois Üniversitesi'nden psikolog Arthur Kramer, "Bu yaşlanma sürecinin yavaşlatıldığı anlamına gelmiyor. Tam tersi bu işlem, yaşlanmanın tersyüz edilmesidir" diyor. Kramer ayrıca karar verme, birden fazla işlevi aynı anda yürütme ve planlama gibi üst düzey düşüncelerin yürütüldüğü frontal lobun egzersiz sonucu boyutlarında genişleme olduğunu fark etti. Ve daha önce 60'lı ve 70'li yaşlarındaki kadın ve erkekler üzerinde yürütülmüş bir düzine kadar eski çalışma da, hızlı yürüyüş ve diğer aerobik egzersizlerin frontal  lob'u geliştirdiğini ortaya çıkartmıştı.

    Bilim adamlarına göre nöronlar, beynin bunların dışında kalan kısımlarında gelişmez. Ancak beynin bu diğer bölgeleri egzersizden başka şekillerde yararlanır. Small, beyin hacminin egzersiz yardımı ile genişlediğini söylüyor. Ratey ise "Dopamin, serotonin, norepinefrin gibi salgılar da egzersiz ile birlikte artar. Dolayısıyla egzersiz yapmak bir miktar Prozac, bir miktar da Ritalin almak gibidir" diyor.

SPORUN ANINDA GÖRÜLEN ETKİLERİ

    Oluşumu haftaları bulan nörojenez'den farklı olarak, diğer etkiler egzersizden hemen sonra hissedilir. Hillman, koşu bandında yarım saatlik bir egzersizden 48 dakika sonra beynin daha zinde olacağını söylüyor. Ancak işin bir de kötü yanı vardır ki; o da bütün bu etkilerin geçici olmasıdır. İnsanların kilosu gibi, zihinsel formun da korunması gerekir. Yeni nöronlar ve aralarındaki bağlantılar yıllarca dayanabilir. Ancak egzersize son verildiği zaman birkaç ay içinde "astrositler" büzülür ve nöronlar eskisi gibi görevini yapmaz. Bu nedenle egzersizin etkisini sürdürmek için egzersize devam etmek gerekir.

    Illinois Üniversitesi'nden psikolog William Greenough ,  "20 yaşında yaptığınız egzersizlerin yararının 70 yaşına kadar süreceğini düşünüyorsanız aldanıyorsunuz. 70 yaşındayken sağlam bir beyne sahip olmak istiyorsanız aradaki 50 yıl boyunca egzersizi bırakmamanız gerekir" diyor.

ÇOCUKLARDA SPORUN BEYİN ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

    Egzersiz üzerindeki çalışmaların pek çoğu yaşlılar üzerine odaklanmıştır. Ancak jimnastik ve spor yalnızca bu insanları etkilemez. Aslında gençlerde egzersizin etkisi daha güçlüdür. "Gelişmekte olan beyinlerde egzersizin etkisi daha uzun sürer" diye konuşan Georgia Üniversitesi'nden spor bilimleri profesörü Phil Tomporowski, "Çocuklarda, yetişkinlerde olduğu gibi egzersizden en fazla yararı hipokampus sağlar. Hiperaktif çocukların ebeveynleri bunun farkındadır. Pek çok vak'ada ilaç yerine çocukların yoğun spor yapması önerilir." Yoğun bir spor çocukların beyinlerinde kalıcı etki yaratır.

    20 yaşına kadar çocukların frontal lobları tam olarak gelişmez. Dolayısıyla çocuklar, gerekli fonksiyonların yerine getirilmesi için beyinlerinin başka bölümlerini kullanırlar. Bunlardan biri de beynin öğrenme bölgesidir. Hillman'ın deneyinde ilköğretim çağındaki çocukların egzersiz sonucu matematik, okuma gibi derslerinde daha başarılı olmaları bunun sonucudur.



BEDEN EĞİTİMİ DERSLERİ ARTTIRILIP ÖZELLİKLE ANTRENÖRLERİN ÇALIŞMA ALANLARI KOLAYLAŞTIRILMALIDIR. 

    Bu bulguların ışığı altında eğitimciler şimdi devlet okullarında beden eğitimi derslerine ağılık verilmesi için çaba sarf ediyorlar. Beden eğitimi derslerinin yoğunlaşmasıyla öğrencilerin diğer derslerde de daha başarılı olacaklarına dikkat çeken bilim adamları, siyasetçileri bu yönde yasa değişikliği yapmaları yönünde uyarıyorlar. ABD'de son yıllarda bazı okullarda okuma derslerinden hemen önce beden eğitimi derslerinin konduğu izleniyor. Öğretmenler, bu sınıflarda çocukların okuma becerilerinde belirgin bir düzelme olduğunu belirtiyorlar. Önemli sonuçlardan biri de, antrenörlerin birebir yaptırdığı  denge , senkronizasyon ve bilateral çalışmaların; aritmetik alan muhakeme ve konuşma merkezine olan etkisini su yüzüne çıkarmıştır.

    Bunların yanı sıra eğitimciler daha uzun vadeli planlar da yapıyorlar. Spor alışkanlığını küçük yaşta edinen çocukların büyüdüklerinde daha aktif yetişkinler olma olasılığı yüksektir. Bu durumda çocuklar, büyük ebeveynlerinin karşı karşıya olduğu sorunlara maruz kalmayabilirler. Bu sorunların başında Alzheimer ile sonuçlanan bilişsel çöküntüdür. Gomez Pinilla'ya göre Amerikan tipi yaşam tarzı, genellikle hareketsizliğe dayandığı için Alzheimer'a davetiye çıkartır. "İnsanların evrimi, hareketli bir yaşam tarzı üzerine kurguludur" diye konuşan Gomez-Pinilla, "Dolayısıyla hareketsizlik üzerine kurgulanan modern yaşam tarzı nedeniyle beynimiz gerektiği gibi çalışamıyor" diyor. Önceki bilimsel çalışmalar haftada birkaç kez egzersize zaman ayıranların, oturduğu yerden kalkmayan yaşıtlarına göre Alzheimer hastalığına daha ileri yaşlarda yakalandığını gösteriyor. Konuya istinaden, fareler üzerinde yapılan son çalışmalarda tekerlekler üzerinde daha fazla koşuşturan hayvanların beyninde plaka oluşumunun azaldığı ve yavaşladığı izlendi.

SPOR ÇOCUKLARIN KAVRAMA YETENEĞİNİ DE GELİŞTİRİYOR

    American Collage of Sports Medicine (ACSM)’ın yaptığı bir araştırmada düzenli olarak fiziksel aktivitede bulunan çocukların sözel ve sayısal testlerde gelişmeler yaşadıkları kesin olarak gösterilmiştir (Colcombe ve Kramer, 2003). Ayrıca bu aktiviteler ileriki yaşlarda kavrama yeteneğinin kaybolmasına da mani oluyor (Yaffe, 2009).

ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUĞA SAHİP EBEVEYNLER  !!!  YANİ SONUÇ ...

     Bu konuyu özellikle sizin için ele aldım. Ülkemizde spora ve spor yapana verilen destek ve teşvik malumunuz. Avrupa' da özel gereksinimli çocuklar, başta devlet olmak üzere  dernek ve sivil toplum örgütlerinin desteğiyle spor yapma imkanı bulmaktadırlar. Avrupa ' da psikiyatristler bile , özel çocuklara muhakkak spor aktivitesi öneriyor. Gelişimin her alanına pozitif katkı sağlayan spor , ülkemizde psikiyatristler tarafından nedense pek önerilmiyor.  

    Sporun insan beynine olumlu etkileri üzerine yüzlerce bilimsel araştırma yapıldı. Ve daha yüzlercesi de yapılacaktır. Çünkü her geçen gün sporun bireylere başka bir faydası ortaya çıkmaktadır.

    Düzenli egzersiz başta kalp damar, tansiyon, şeker, solunum zorluğu , dikkat dağınıklığı - hiperaktivite , depresyon gibi hastalıkların ortaya çıkmasını engellemektedir. Hatta nörodejeneratif hastalıklarda bile egzersiz son derece önemli bir yer tutar. Bu hastalıklar kronik düzeyde oluştuğunda ise hastalıkların kontrol altında tutulması açısından büyük önem taşımaktadır. Yani koruyucu hekimlik açısından faydaları tartışılmazdır.

    Sporun, beyin gelişimine ve problemli beyin bölgeleri üzerine olan etkileri oldukça fazladır. Yakın bir tarihte : Bir spor hareketi beynin konuşma merkezini çalıştırıyor ve konuşamayan özel gereksinimli çocuklar, sporla konuşuyor. O hareket de ''şu'' diyen biri olursa hiç şaşırmayın. Belki sevimli ütopik bir örnek oldu gibi görünse de, sporun insana katkılarını şöyle bir düşünecek olursak hiç de ütopik değil.

                                                                 Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı       
                                                                                                                               
                                                                                          İsa ÖZBİLİR

KAYNAK:

Egzersiz ve spor fizyolojisi Prof. Dr. Necati AKGÜN 5.baskı 2.cilt 1994 ISBN 975-483-268-4

Fitness for Life Charles B. Corbin Ruth Lindsey 5. Edition 2005 ISBN 0-7360-4662-3

The effect of recreational physical exercise on depression and assertiveness levels of university students. (English) By: Tekin, Gülcan; Tayfun Amman, M.; Tekin, Ali. International Journal of

Human Sciences, 2009, Vol. 6 Issue 2, p148-159, 12p, 4 Charts; Language: Turkish

The Effect of Exercise on Depression and Anxiety of Students.Tam Metin Mevcut By: Biçer, Süreya

Yonca; Asghari, Akbar; Kharazi, Parvane; Asl, Nader Shaygan. Annals of Biological Research, 2012, Vol. 3 Issue 1, p270-274, 5p

Exercise can seriously improve your mental health: Fact or fiction? Tam Metin Mevcut Donaghy,

Marie E., Advances in Physiotherapy 2007, Vol. 9 Issue 2, p76

Acute and chronic exercise modulates the expression of MOR opioid receptors in the hippocampal formation of rats By Mônica Sílvia Rodrigues de Oliveira; Maria José da Silva Fernandes; Fulvio

Alexandre Scorza; Danielle Suzete Persike; Carla Alessandra Scorza; Jaqueline Botelho da Ponte;

Marly de Albuquerque; Esper Abrão Cavalheiro; Ricardo Mario Arida. In Brain Research Bulletin. 2010 83(5):278-283 Language: English. DOI: 10.1016/j.brainresbull.2010.07.009

Aerobic Exercise Alters Analgesia and Neurotrophin-3 Synthesis in an Animal Model of Chronic

Widespread Pain. Tam Metin Mevcut Sharma, Neena K.; Ryals, Janelle M.; Gajewski, Byron J.;

Wright, Douglas E., Physical Therapy May2010, Vol. 90 Issue 5, p714

Treadmill exercise represses neuronal cell death in an aged transgenic mouse model of Alzheimer's disease Alıntının Bulunabileceği Yerler By Hyun-Sub Um; Eun-Bum Kang; Jung-Hoon Koo; Hyun-

Tae Kim; Jin-Lee; Eung-Joon Kim; Chun-Ho Yang; Gil-Young An; In-Ho Cho; Joon-Yong Cho. In

Neuroscience Research. 2011 69(2):161-173 Language: English. DOI: 10.1016/j.neures.2010.10.004

Systematic review of the effect of aerobic and resistance exercise training on systemic brain natriuretic peptide (BNP) and N-terminal BNP expression in heart failure patients Alıntının

Bulunabileceği Yerler By N.A. Smart; M. Steele. In International Journal of Cardiology. 2010 140(3):260-265 Language: English. DOI: 10.1016/j.ijcard.2009.07.004

Plasma beta-endorphin concentration: response to intensity and duration of exercise. Alıntının

Bulunabileceği Yerler / Concentration plasmatique de beta-endorphine: reponse a l ' intensite et a la duree de l ' exercice. Goldfarb, A.H.; Hatfield, B.D.; Armstrong, D.; Potts, J., Medicine & Science in

Sports & Exercise Apr 1990: Vol. 22 Issue 2. p. 241-244

Physical activity and memory functions: An interventional study Alıntının Bulunabileceği Yerler By

R. Ruscheweyh; C. Willemer; K. Krüger; T. Duning; T. Warnecke; J. Sommer; K. Völker; H.V. Ho;

F. Mooren; S. Knecht; A. Flöel. In Neurobiology of Aging. 2011 32(7):1304-1319 Language:

English. DOI: 10.1016/j.neurobiolaging.2009.08.001

Exercise preferences of patients in substance abuse treatment Alıntının Bulunabileceği Yerler By Ana

M. Abrantes; Cynthia L. Battle; David R. Strong; Eileen Ing; Mary Ella Dubreuil; Alan Gordon;

Richard A. Brown. In Mental Health and Physical Activity. Language: English. DOI: 10.1016/j.mhpa.2011.08.002

Alcohol and Marijuana Use among American High School Seniors: Empirical Associations with

Competitive Sports Participation. Tam Metin Mevcut Denham, Bryan E., Sociology of Sport Journal

Sep2011, Vol. 28 Issue 3, p362 (English Abstract Available)

Association between leisure time physical activity and depressive symptoms in men; John C.

Sieverdes, Billy M. Ray, Xuemei Sui, Gregory E. Hand

Friends and physical activity during the transition from primary school to secondary school; Ashley R. Cooper

11 Mart 2015 Çarşamba

KRONOBİYOLOJİ

 KRONOBİYOLOJİ



    Vücudumuzda gün içinde sürekli değişimler olmaktadır. Bu değişimlerin hepsini gün içinde anlamak mümkün değildir. Ama kendinizi dinç hissettiğinizi , uykunuzun geldiğini , karnınızın acıkmaya başladığını , sessiz ve sakin bir ortama ihtiyaç duyduğunuzu , hareket etme gereksiniminizi hissedersiniz. Hatta bu saatler size göre bellidir. Bu farklılaşma durumları kimi zaman fizyolojik kimi zaman biyolojik kimi zaman psikolojiktir. Bu değişimler bir düzen içinde doğumdan ölüme  kadar devam eder. Kronobiyolojik olarak her saat organizmamızda değişimler olmaktadır. Günün 24 saatini planlarken, yadsımamamız gereken saatlik değişimler neymiş bakalım:

      SAAT 06.00

    Bu saatte kortizon salgılanmaya başlar. Buna istinaden organizma harekete geçmeye başlar. Bu uyarı ile vücut , güne başlamak için ayağa kalkmaya hazır hale gelir. Metabolizma günlük rutin işler için hızlanıyor. Günlük işler için yakıt kaynakları başta protein olmak üzere hazırlanır.

                                                                      SAAT  07.00

    Vücudunuz egzersize pek uygun değil. Bu saati kendinize spor saati olarak ayarlamayın. Kaslar ve eklemler ısınmamış hala soğuk durumdadır. Spor  yaralanmaları olma ihtimali yüksektir. Organizmaya anlamsız bir yüklenme yapmış olursunuz. Bu saat kahvaltı saati olmalıdır. Sindirim sistemi bu saatte fazlasıyla verimli çalışmaktadır.

                                                                      SAAT  08.00

    Metabolizma hızlanır , paralelinde nabız ve tansiyon yükselmeye başlar. Libido seviyesinin en yüksek olduğu saattir. Cinsel dürtüler bu saatte fazlasıyla ön plandadır.  Vücutta diğer saatlere oranla fazla miktarda hormon salgılanıyor.

                                                                     SAAT 09.00

    Bedenin dirençli ve kuvvetli olduğu bir saattir. Bu sebeple bu saat , sabah sporu için fazlasıyla elverişlidir. Diğer saatlere oranla , aynı aktiviteyle bu saatte biraz daha az yoruluruz.

                                                                     SAAT 10.00 

    Vücudumuz fizyolojik olarak tam anlamıyla kendindedir. Kendimizi fazlasıyla enerji dolu hissederiz. Spor için elverişli bir saattir. Vücut en yüksek ısı seviyesindedir. Bir buluş yapmak için , insanın ihtiyacı olan dinamizm ve yaratıcılık fazlasıyla mevcuttur. Enfarktüs vakalarıyla karşılaşılabilir.

                                                                      SAAT 11.00

    Organizmanın kondisyonel ve zihinsel çözümleme açısından en iyi olduğu saattir. Her açıdan üretkenlik gösterip , semeresini alacağınız bir zaman dilimidir. Vücut sistemleri  fazlasıyla diri durumdadır. Bazı hastalıkların kontrol sonuçları bizi yanıltabilir. Kalp ritim bozukluğu bu saat iyi çıkabilir. Bizi hataya düşürmesin. Sınavlara hazırlanan öğrenciler için test çözmek için güzel bir saattir. Bilhassa sayısal bölüm öğrencileri bu saati kaçırmamalıdır. Enfarktüs vak'alarıyla karşılaşılabilir.

                                                                       SAAT 12.00

    Bu saat istirahat için ayrılabilir. Odaklanma , ortak dikkat , göz kontağı süresi azalmaktadır. İnce motor gerektiren faaliyetlerde son derece sakar ve beceriksiz olursunuz.  Halsizlik ve ağırlık hissederiz. ''Yatak olsa da şuraya uzansam'' diyeceğiniz bir saattir. Midedeki asit artar ; beyindeki kan akımı azalır.  Kan , yoğun olarak sindirim sistemi tarafından kullanılmaktadır. Bu saatte enfarktüs riski % 30 daha az görülür; ama uyumak şartı ile.

                                                                       SAAT 13.00 

    Fiziksel ve mental yorgunluk başlamıştır. Performansınız her alanda  %20 oranında düşecektir. Fiziksel aktivite veya spor yapılmamalıdır. Bedensel güç ve dayanıklılık gerektiren faaliyetlerden mümkün olduğunca başka saatlere ertelemenizde fayda var. Vücutta var olan sistemler asgari seviyede çalışmaktadır. Yalnızca sindirim sistemi verimli çalışmaktadır. Bu durum bu saatin beslenme saati olabileceğinin açık kanıtıdır.

                                                                      SAAT 14.00

    Günün yorgunluğu belirgin bir şekilde kendini gösterir hale gelir. Hormon düzeyi düşüyor. Metabolizmamız biraz olsun yavaşlıyor. Nabız ve tansiyon düşüyor. Bu sebepten dolayı ağrıyı ve acıyı az hissederiz. Başınız ağrıyorsa alınacak ağrı kesicinin tam saatidir. Çünkü bu saatte analjezik gurubu ilaçların etkisi daha uzun süreli olmaktadır.

 
                                           SAAT 15.00

    Saat 12:00 - 14:00 arası yorgunlukla beraber hareketlerimiz yavaşladığı için gün boyu harcadığımız yakıt depoları yenilenir. Kendimizi dinamik hissederiz. Hafızamız iyi çalışır. Üretken , yaratıcı olduğumuz bir zamandır. Sabah 10:00 daki halimize yakın durumda oluruz.

                                           SAAT 16.00 

    Öğleden sonra spor yapmak isteyenler için çok verimli bir saattir. Özellikle anerobik antrenman , maximal kuvvet , mukavemet antrenmanları , fıtness  gibi kuvvete dayalı spor yapanlar bu saati kaçırmasın. Cardiovascular sistem gayet iyi çalışır. Yürüyüş ve koşu sporu yapacakların işi biraz kolaylaşır. Gerekli tedbirler alındıysa bu saatte spor yaparken kendinizi zorlayabilirsiniz. Size level atlattıracak bir saattir.

                                            SAAT 17.00 

    Başta dolaşım sistemi olmak üzere sinir sistemi, solunum sistemi , hareket destek sistemi verimli çalışmaktadır. Organlar birbiriyle uyum içinde ve verimli çalışır. Kas kuvvet artar. Cardiovasculer ve dolaşım sistemlerinin verimli çalışmasından dolayı ,  oksijen böbrekler ve mesaneyi fazlasıyla çalıştırır. Bu saat kılların (saç - sakal ) ve tırnakların en çabuk beslendiği saattir. Midedeki asit miktarı artmaya başlıyor. Karın bölgemizde küçük ağrı ve kramp hissi olabilir. Bu saatte mide rahatsızlıklarının istatistiksel olarak fazla görüldüğü saattir.

                                                                   SAAT 18.00 

    Pankreasın yoğun olarak salgıladığı ''pankreas özsuyu'' adı verilen bu salgı sindirim içinde rol oynayan tripsin, lipaz ve amilaz adlı fermentleri ihtiva eder. Bu enzimlerin etkisi sayesinde pankreas salgısı yağ , protein , karbonhidratların hazmını kolaylaştırır.  Bu saatte faal olarak çalışan pankreasa sorsanız '' akşam yemeğinizi bu saatte yiğin'' eder.

                                                                   SAAT 19.00 

    Kalp dolaşım sistemi yavaşlamaya başlıyor. Metabolizma hızınız düşer ;  Bu duruma paralel kan basıncı ve nabız yavaşlar. Bu saatte kullanılacak ilaçlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Zira sağlığınızı tehdit edebilir. Kan basıncınız düştüğü için kullandığınız ilacın kan basıncını düşüren kontrandikasyonu olabilir. Depresyon, endişe, heyecan, obsesiflik (OCD), manik depresif ,  major depresif bozukluk, nöropatik ağrı, sosyal anksiyete bozukluğu, post travmatik stres… gibi durumlarda kullanılan ilaçlara bu saatte dikkat edilmesi gerekir.

                                                                  SAAT 20.00 

    Karaciğerdeki yağ düzeyi düşer. Oksijensiz kan kalbe daha  fazla döner. Solunum zorluğu, nefes darlığı ve alerjik hastalığı olanlar bu saatte ilaçlarını alabilirler. Alınan ilaçlar tesirini çok kısa sürede gösterir. Bu saatte alınan antibiyotiklerin etkisi de çok yüksektir. Doktorunuza danışarak miktarı '' bana göre '' azaltılabilir.

                                                                 SAAT 21.00 

    Sindirim sisteminin mesaisi buraya kadardır. Kilo sorunu yaşayanlar başta olmak üzere bu saate dikkat. Bu saatten sonra yemek yememekte fayda var. Sindirim sistemi organları çalışmamaktadır. Atıştırılan yiyecekler mide içinde sabaha kadar bekler. Hazmedilmeden eğlece kalır. Bu saatten sonra yenilecek yemekler bağırsak yardımıyla mukozaya akın eder. Bu da sağlıklı bir durum değildir.

                                                               SAAT 22.00

    Lökositler ( akyuvarlar ) faal çalışma halindedir. Kanda bulunan lökositlerin temel görevi ise, vücuda girmiş olan ve hastalık riski taşıyan bakterilerle savaşmak ve bu bakterileri yok etmektir. Bu hücreye, görevi itibariyle sizi hastalıklardan koruyan yapı gözüyle de bakılabilir.

                                                              SAAT 23.00 

    Stresten yavaş yavaş uzaklaşmaya başladığımız bir saattir. Dinginleşip, rahatlıyoruz. Olumsuz düşünceler yerini pozitif düşünmeye bırakıyor. Uzmanlar bu saatte spor yapılmasında sakınca görmüyorlar. Bana göre ise ; Eğer profesyonel sporcuysanız antrenman yapabilirsiniz. Çünkü mecbur kalabilirsiniz.  Sağlık için spor yapıyorsanız bu saatte spor yapmayın önerisinde bulunurum. Sporla salgılanan endorfin hormonlarının uykunuzu kaçıracağından şüpheniz olmasın.

                                                             SAAT 24.00 

    Deri hücreleri özenli bir şekilde harıl harıl çalışmaktadır. Bu saatte uyuyor olmak cildimize de iyi  gelecektir. Hatta daha iddialı bir söz söyleyebilirim: Bu saati uykuda geçirenlerin , göz altı torbacıkları ve yüz kırışıklıkları nispeden daha az olur.


                                                                                         
                          SAAT 01.00 

    Hala uyumadıysanız bir an önce hazırlık yapın. Bu saatte çalışmanın sadece maddi getirisi vardır. Vücut sağlığı açısından bu saatte çalışmayı pek önermiyorum. Konsantrasyonun düştüğü dikkatin ise dağıldığı bir saattir.  Çalışanlar sık sık yanlışlık yapabilir. Organizma kendini uyuma moduna geçirdiği için şansınızı fazla zorlamayın. Bugünün işini yarına bırak.

                                    SAAT 02.00

    Sabah işe gidip akşam eve gelen biriyseniz; bu saatte kesin uykuda olmalısınız.  Reaksiyon süratiniz muhakkak düşecektir. Yani hareketleriniz yavaşlamaya başlayacaktır. Göz kontağı , ortak dikkat , konsantrasyon , odaklanma gibi konularda sorun yaşamaya başlarsınız. Okuduğunuz yazıyı tekrar okumak zorunda kalabilirsiniz. İnce motor beceri gerektiren çalışmalarda da zorluk çekersiniz. Önemli bir not : Trafik kazalarının en çok olduğu saattir.

                                                            SAAT 03.00 

    İnsanın hem fiziksel olarak hemde psikolojik olarak karanlığa , sessizliğe  yani ; uykuya ihtiyacı olduğu bir saattir. Gece karanlıkta '' Drakula Hormonu '' dediğimiz melatonin hormonu salgılanmaktadır. Ve salgılanan meletonin hormonu '' büyüme hormonu '' dediğimiz growth hormonunun salgılanmasında da endikedir. Biyoritmik olarak saat 23:00 - 05:00 arası salgılanır. Çocuk gelişimi açısından önemli bir saat dilimidir. Bu konuya bir ara özellikle değineceğim. Bu saatlerde pesimist düşünceler fazlasıyla ruhumuza hakim olmaktadır.  Önemli bir not :  İntihar girişimleri bu saatte fazla olmaktadır.

                                                            SAAT 04.00

    Kortizol hormonunun fazla salgılandığı bir saattir. Akciğeriniz hastalanmaya karşı zaafı olan bir durumdadır. Bronşlardaki bazı kaslar kasılarak , solumun yollarının daralmasına neden olur. Nefes almakta zorluk çekebilirsiniz. Kortizol hormonun fazla salgılanması sebebiyle vücudumuzda bir dinçleşme oluşmaktadır. Enfarktüs ( bir arterin kan pıhtısı veya aterom yüzünden tıkanması sonucu nekroz oluşumudur )  durumları bu saatte çok yaygın görünmektedir. Kalp krizi riski artmaktadır. Sebebi ise kan basıncının  yükselip, damarların daralmasıdır. Gebelerin normal doğum yapma ihtimali bu saatte çok fazladır.

                                                            SAAT 05.00

    Kortizol hormonunun fazla salgılanması sebebiyle organizma  aktif hale geçmeye başlıyor. Gündüz saatlerinin aksine 6 kat fazla oluyor. Bedenimiz yavaş yavaş harekete geçiyor. Vücudumuz için gereken enerji oluşuyor. Bu saatte oluşan enerji sayesinde günlük işlerimizi yapıyoruz diyebilirim.


                                                            Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı       
                 
                                                                                         İsa ÖZBİLİR

Kaynak: 2011 Washington Üniversitesi Biyolojik Saat
              2012 TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi
              2012 Prof. Dr. Hüseyin NAZLIKUL 

                                 





4 Mart 2015 Çarşamba

Masajın Bireye Faydaları

Masajın Bireye Faydaları















Anksiyete durumunu atlatmanıza yardımcı olur.

Sinirlilik ve gerginlik durumunuzu hafifletir.

Ağrılarınızı azaltır yada geçirir.

Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Kan dolaşımını düzenler.

Metabolizmayı hızlandırır.

Selülitin önlenmesinde etkilidir.

Sindirim ve boşaltım sistemlerine yardımcı olur.

Ödem ve toksinlerin atımını sağlar.

Kasları gevşetir. Laktik asidin vücuttan uzaklaştırır.

Bireyin düzenli uykuya geçmesini sağlar. Uykunun kalitesini arttırır.

Stres ve yorgunluğu giderir.

Yağların yakımını hızlandırır.

Lenfatik sistemi uyarır ve lenf akımını arttırır.

Parasempatik sinir sistemini uyarır.

Olumlu düşünmenize yardımcı olur.                                                          

Öfke nöbetlerini azaltır.

Kalp krizi riskini azaltır.

Dikkat süresini uzatır , konsantrasyonu arttırır.

Kan damarlarını ve lenf sistemini işlevselleştirir.

Yaşlanmanın deri üzerindeki etkilerini geciktirir.

Karıncalanma ve sinir sıkışmalarına iyi gelir.

Organlar arası enerji akışını sağlar.

Kas gerilmelerine bağlı ağrıları azaltır.

Tedavi süresini kısaltır.

Eklem ve omurga ağrılarını azaltır.

Özel gereksinimli çocuklarda duyuları bütünlemeyi sağlar.

Tansiyona bağlı olan baş ağrılarını azaltır.

Kabızlığın tedavisinde etkilidir.

Kırık ve çatlaklardan sonra dokunun normale dönmesinde etkilidir.

Yanık dokularının iyileşmesinden sonra onarım için etkilidir.

Felçli ve his kaybı olan hastalarda bölgenin kanlanarak kısmi onarımını sağlar.

Bronşitte ve astımda oluşan nefes sorunlarının giderilmesine yardımcı olur.

Motivasyonu arttırarak odaklanmayı sağlar.

Fiziksel aktivite öncesi yapılırsa sakatlanmayı önler.

Fiziksel aktivite esnasında yapılırsa performansı arttırır.

Fiziksel aktivite sonrası yapılırsa daha kısa sürede dinlenmenizi sağlar.

Antrenmanlardan sonra sakatlanma riskini azaltır.

Migren ağrının şiddetini azaltır yada ağrıları geçirir.

Mutluluk hormonunu salgılar.

Hareket hareket kabiliyeti ve kalitesini arttırır.

Eklem hareket genişliğini sağlar.

Cildi esnekleştirerek çatlakların oluşmasını engeller.

Cildi nemlendirir ; cildin dökülme , pullanma ve kurumasını engeller.

Doku ve organlarda ki oksijen dolaşımını hızlandırır.

Ödem ve toksinlerin atılımını sağlar.

Metabolizmayı ve boşaltım sistemini hızlandırır.

Depresyonlu bireylerde son derece etkilidir.

Sindirimi kolaylaştırır dolayısıyla zayıflamaya yardımcı olur.

Gebeliğin belli dönemlerinde yapılırsa doğumu kolaylaştırır.

Gebeliğin son dönemimde oluşan sırt , bel , omuz ve boyun ağrılarını azaltır.

Emzirme döneminde sütün fazla gelmesini sağlar.

Emzirme döneminde sütün iki memeden de düzenli gelmesini sağlar.

Taban çökmesi olan çocuklarda , yetişkinlikte düz taban olma riskini azaltır.

Ortapedik ve trawmatolojik durumlar sonrası normalleşmeyi hızlandırır.

Bebeklerin solunumuna yardımcı olur.

Bebeklerin büyümeyi destekleyen hormonlarına uyarıcı bir etki yapmaktadır.

Bebeğin zeka ve duygusal gelişimine katkıda bulunur.

Bebeğin ebeveyn ile ilişkisini pozitif etkiler. Aralarındaki bağ kuvvetlenir.

Bebeğin kendini güvende hissetmesini sağlar.

Bebeklerin gaz problemlerinin çözümüne direk etki eder.

Günlük masaj bebeklerde kilo artışı sağlar.

Bebeklerde ishal vak'alarını daha aza indirir.

Bebeğin beyin gelişimine katkı yapar.

Bebeklerin bağışıklık sistemini geliştirir.                                                              

Bebeklerde soğuk algınlığını azaltır.

Çocuklarda fiziksel gelişimi hızlandırır.

Çocuklarda motor gelişime katkı sağlar.

Çocuklarda Denge ve koordinasyon gelişimine etki eder.

Çocuk ve yetişkinlerde  kortizol düzeylerini düşürür.

Yürümesi gecikmiş olan bebeklerin yürümesini hızlandırır.

VE ÇOK DAHA FAZLASI.

                                                                                                               
                                                                                                 Masaj Terapi Uzmanı
                                                                                 
                                                                                                      İsa ÖZBİLİR