27 Temmuz 2018 Cuma

OTİZMDE ÖNYARGILARINIZDAN KURTULUN

OTİZMDE ÖNYARGILARINIZDAN KURTULUN

    Otizmli çocuklarda sosyallik, iletişim, davranış problemleri, stereotip hareketler, tekrarlayıcı takıntılı davranışlar, istemsiz kas hareketleri, zihinsel engel, öğrenme güçlüğü gibi sorunlar olabilir. Denge, koordinasyon, kuvvet, kaba-ince motor, esneklik gibi psikomotor veya vestibüler sistemde ciddi oranda gerilik olabilir. Görme, işitme veya propriosepsiyon gibi duyularında eksiklikler olabilir. Hiperaktivite veya hareketliliği olabilir. Algı veya zeka sorunu olabilir. Hatta bu sorunların hepsi çocukta aynı anda da gözükebilir. Ama bu kısıtlayıcı durumlar bile, otizmli bir çocuğun gelişiminin sınırlarını belirleyemez.

    Bu çocuk ağır otizmli, bu çocuk öğrenemez, bu çocuk yıllardır böyle diye düşünen ebeveynler ve eğitimciler !
ÖĞRENİR, YAPAR, BAŞARIR. Lakin ilk önce ÖNYARGILARINIZDAN kurtulun.

    Önce aile sonra eğitimciler çocuğu geliştirmeye inanacak. Sonra bu kararlılıkla çocuğu ve çocuğun sosyal çevresini inandıracak. Unutulmamalıdır ki; her çocuk öğrenir. Kimi önce öğrenir, kimi sonra öğrenir; kimi normal yolla öğrenir, kimi farklı yolla öğrenir; kimi zamanında öğrenir, kimi geç öğrenir. Ama muhakkak öğrenir.


   Öğrenmenin temel koşullarından olan; adaptasyon süreci ve zaman tanınması, güven ortamının sağlanması, ilginin çekilmesi, fırsat eşitliği tanınması, kişiye özgü davranış ve eğitim programlarının hazırlanması gibi konulara dikkat edilirse bir de kararlı, tutarlı, sabırlı, pedagojik ve sevgi dolu yaklaşım gösterilirse ilerleme mutlak suretle olacaktır.

(Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa Özbilir)

7 Temmuz 2018 Cumartesi

ÇOCUKLARARDA YENI YAKLAŞIM MODELI: ROBOTIK YAKLAŞIM


ÇOCUKLARINIZA BUNU YAPMAYIN !!!


    Sevgili Ebeveyler ve Eğitimciler ! Bilindiği üzere literatürlerde geçen, otoritelerce belirlenmiş, çocuklara yaklaşım-tutum modelleri var. Bunlardan ilk aklıma gelenler;
Sevecen Yaklaşım,
Otoriter-Baskıcı Yaklaşım,
Demokratik Yaklaşım,
Arabulucu Yaklaşım,
İzin Verici Yaklaşım,
İlgisiz Yaklaşım,
Dengesiz-Kararsız Yaklaşım.

    Benim gözlemlerime göre, son 30 yılda, özellikle ebeveyler tarafından farklı bir yaklaşım modeli daha keşfedildi. Bu yaklaşım modeli biz uzmanlar tarafından kesinlikle kabul görmemektedir. Aksine toplum tarafından oldukça yaygınlaşan ve örnek alınan bir modeldir. Bebeklik döneminde (0-3 yaş) küçük küçük uygulanmaya başlayan bu modelin temeli, birinci çocukluk dönemde (3-6 yaş) atılır. İkinci çocukluk döneminde (6-12 yaş) çocuğu tamamen etkisi altına alır. Puberte döneminin son yıllarında zaman zaman sorunlar yaşansa da, yetişkinliğe kadar hiç aksamadan bir saat gibi tıkır tıkır çalışır. Ebeveynler, çocuğun yetişkinlikte yaşayacağı sorunları ve zorlukları ön göremeden, gayet rahat bir şekilde yılları geride bırakır. Ancak, bu yaklaşım modeli ile büyüyen çocuklar, yetişkin olduklarında toplum içinde büyük sorun yaşıyor. Bu yaklaşım modelinin adına "Robotik Yaklaşım" koydum. Bir kaç örnek ile robotik yaklaşım modelini anlatayım.

   Oğlum! Yemeğini ye. Hemen babacığım. Kızım! Ödevini yap. Hemen anneciğim. Oğlum! Dış fırçaladıktan sonra birşey yenmez; Uyku saatin geçeli 10 dakika oldu, hala yatakta değilsin. Diş fırçaladıktan sonra (diş etim kanadı ağzım acı oldu. Ağzım tatlansın diye ağzıma bir parça çikolata attım) çikolata yediğim için ve uyku saatimi ( okulda herkesin dalga geçip ağlattığı bir kız çocuğunu düşünürken, üzülüp uykum kaçtığı için) geçirdiğim için özür dilerim sayın EBEVEYNİM, EFENDİM... Bir daha okuldaki arkadaşımı düşünmem. Banane. Bana faydasımı var. Söz anne ve söz baba, ben mesajı aldım.

    Sonra konu komşu derki; Aferin Ahmet, Ayşe nekadar saygılı, kurallara uyan, her söylediğini yapan ( duygusuz, düşünmeyen, son teknolojik yapay zekalı bir çocuk içat etmişsin) çocuk yetiştirmişsin. Bu yarı insan yarı robot çocuk çevresi tarafından örnek gösterilir. Okulda en iyi notu alır, çevredeki yetişkinler ona hediye alırlar. Diğer çocuklarda ona bakarak; "Madem öyle biz de beynimize bu çocuğun taktığı cihazdan takalım" der.

    Aile dakik, sorunsuz, teknolojik, tıkır tıkır işleyen, arızalı parçalardan (duygu-his) arındırılmış, bir çocuk (makina tasarladığı) yetiştirdiği için kendisiyle gurur duyar. Çocuk, çocukluk ile gençlik arasındaki bu dönemi ( yetişkin olduğunda insana dair özelliklerin kendisinde eksik olduğunu yeni yeni farkeder ve çalınmış bir hayatı olduğununun farkına varana kadar) fevkalade geçirir. Gökten üç elma düşmüş birini çocuk, ikincisini çocuk, üçüncüsünü ise çocuk yemiş.

    Ebevenlere Tavsiyeler:
*Çocuklarınıza söz geçirme konusunda ısrarcı olmayın.
*Söylediklerinizi itiraz etmeden, sorgulamadan, hemen yapmasını istemeyin.
*Kural ve komutları mutlak suretle uymasını beklemeyin.
*Sizinle inatlaştığını düşünmeyin.
*Olaylara çocuk perspektifiyle baktığını unutmayın.
*Otorite mücadelesi içine girmeyin.
*Sizin olduğu gibi, çocuğunuzun da reddedme hakkı olduğunu unutmayın.
*Seni parka götürmemi ister misin? ile beraber parka gidebilir miyiz? sorusu arasındaki dağlar kadar farkı lütfen sorgulayın.
*Çoğunluk gibi düşünmediği zaman, bir sorunu varmış algısı içine girmeyin.
*Akranları ile kıyaslamayacağınız gibi, kendisini kendisiyle de kıyaslamayın. Bütün derslerin 5, fen bilgisi nasıl 2 olur demeyin. (Okadar çatlaktan su sızmaz.)
*Aldığı kararlara saygı duyun ve arkasında durun.
*Yapılan bir yanlışlık, hata veya ihmalden kaynaklı, çocuğunuz olumsuz bir şey yaptıysa; çocuğu eleştirmek yada nasihat vermek yerine, konu üzerine konuşun. Çocuk üzerine değil konu üzerine konuşun.
*Eş duyumlu (empati) olun.
*Çocuklar küçük insan değildirler. Çocuklar ço-cuk-tur.

Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı İsa Özbilir.