ÇOCUKLARDA UTANMA DUYGUSU
Utanma duygusunun oluşumunda, bireyin yapısı, genetik faktörler, ebeveyn tutumları, yetersiz sosyal hayat, özgüven eksikliği, fiziksel eksiklik, psikomotor alanlarda yetersizlik gibi pek çok neden sayabiliriz.Utanma duygusu yaşayan çocuğun, saymış olduğumuz alanların birden fazlasında da sorun olabilir.Özellikle okul öcnesi yaşlardaki çocuklarda hakim olan utanma duygusu, çocuğu yanlış yaklaşımdan kaynaklı, yetişkinlikte bile devam eder.
Çekingenlik yada utangaçlık çoğu çocukta vardır.Aslında normal olan bu duyguyu bazı aileler abartmaktadır.Bir de aileler, bu abartışın üzerine pedagojiden uzak bir yaklaşımla giderek, olası olan duyguyu bir sorun haline getirmektedir.Ailesiyle beraber misafirliğe giden, 4 yaşında bir çocuk düşünün. Ev sahibi "oğlum sen nasılsın" diye sorar. Çocuk hemen annesinin arkasına saklanır. Anne ise " oğlum ne var utanacak, amca sana bir şey soruyor" yada "oğlum cevap versene amcaya" diye çıkışır. Bu cümleyi çoğu ebeveyn kurar. Ama çocuk yine sessiz kalır. Bu yaklaşım çok işe yaramaz. Yine de ebeveynler soruya karşı refleks olarak bu klişe cümleleri sık sık kullanır.
Utangaçlık genelde 3-6 yaş aralığındaki çocuklarda bariz olarak görülmektedir. Bu yaştaki çocuklar bu davranışı oldukça sık sergilerler. Bir çocuğun utangaçlık davranışını bırakması yada sorunun çözümü çok da zor değildir. Ailenin bu durumda yapması gereken ilk görev, çocuğu başkalarının yanında utandırmamaktır. Aile çocuğun yanında başkalarına "benim oğlum biraz utangaçtır" gibi cümleler kurmamalıdır. Tabiki de ebeveynlerin yapması gerekenleri, bu gibi söylemlerle sınırlayamayız.
Utangaç davranışların altında bir çok sebep olabilir.Bu sebeplerin başında ise "tehlike" gelir.Çocukların tanımadığı, daha önce hiç görmediği kişilerle konuşmamalarının altında yatan sebep, tehlike hissidir.Çünkü bir bebek, çocuk yada yetişkin hiç farketmez; bilinmeyene karşı şüpheci bir bakış gösterir. Bu gayet normaldir. Bebeklerde utangaçlık 5-6 aylıkken başlar. Örnğin; Annenin kucağında duran bir bebek, yabancı biri tarafından sevilmek istediğinde, bebek yüzünü annesinin göğsüne saklar. Yada bir bebek yerde sakince oynarken, yabancı biri bebeği kucağına aldığında ağlar. Misafirlikte olan bir bebek kalabalıkta ağlar, herkes sırayla kucağına alır, yine de susmaz. Taki annesi kucağına alana kadar.Bu vermiş olduğum üç örnekte de kaygı ve korkudan kaynaklı bir tehlike söz konusudur. Bir bebeğin böyle bir durum karşısında göstermiş olduğu tepki ve takındığı davranış, sadece utangaçlık değildir. Bebek tehlike karşısında kendini korumaya almaktadır. Bebekler yabancı kişilerden önce saklanır daha sonra ise usulca yabancı kişiyi izlemeye başlar. Ancak bir müddet sonra yabancılarla iletişime geçmeye başlar.
Utanma duygusunun en yoğun yaşandığı dönem 1. çocukluk dönemi dediğimiz, 3-6 yaş aralığındaki dönemdir.Bu dönemde çocuklar bireyselleşmeye başlarlar. Ve artık başkalarının söyledikleri çocuk için daha önemli hale gelmiştir. Çocuk, özellikle aile bireylerinin dışında bulunduğu ortamlarda yapmış olduğu davranışlardan çekinir,korkar yada utanır.Çünkü beğenilmemeyi ve eleştiriyi artık ayırt etmeye başlamıştır. İyi yapamadığı bir beceri karşısında gülünç bir duruma düşüp alay konusu olmak istemez. Bu nedenle o beceriyi tekrar edip tam anlamıyla öğrenmektense, o becerinin öğrenilmesini erteler. Başarısız olma hissi, çocuğun çekinmesine sebep olur ve çocuğu huzursuz eder. Yapılan bazı araştırmalar da korku,kaygı ve huzursuzluk durumunu yoğun yaşayan çocuklarda nörolojik ve fizyolojik değişimlerde olduğunu göstermiştir. Organizmadaki sinyal akışları daha basit hareket eder. Bu durumu yaşayan kişiler, hayatları boyunca korkulu,kaygılı, şüpheci ve tehlike eşiği daha yüksek insanlar olarak yaşamlarını devam ettirirler.
Çocu ebeveyn çocuğu yada çocuklarıyla alakalı yüksek kaygı hisseder. Çocuklarda utanmaya eğilim bu durumda başlar. Anne ve babalar çocuğun fikirlerine, davranışlarına, isteklerine, kişiliklerine, özgürlüklerine kayıtsız kalmamalıdırlar. Çocuğun kendisini ifade edemediği, eleştiri yapamadığı, itiraz ve reddetme hakkının olmadığı, kızılarak susturulduğu bir ev ortamında, çocuğun hem özgüveni hemde başkalarına olan güven duygusu gelişmeyecektir.Bu duruma istinaden çocukta utangaçlık duygusu gelişecektir. Benzer bir durum çocuğuna aşırı düşkün, çocuğu için çok kaygılanan, çocuğunu çok koruyan ailelerdede görülmektedir. Çocuğun yetişkinliğe hazırlık yaptığı dönemde, bağımsız ve özgür hareket etmesini engellenmemelidir. Çocuğun yapabildiği becerilere fazla korumacı yaklaşıp yardım edilmemelidir. Çocuğun yaşadığı problemleri, çocuk kendisi çömeye çalışmalıdır. Utangaçlığa sebep olan bir başka aile tipi de sosyal olmayan aile tipidir. Bu profildeki bir aile misafirliğe pek gitmez. Toplu olarak dışarıda yemek yemeye yada eğlenmeye gitmez. Elzem olmadığı sürece insanlarla konuşmaz. Yeni insanlarla tanışma gereksinimi hissetmez. Yani yaşamının içinde sosyalliye yer bulunmaz. Böyle bir aile ortamında yetişen çocuklarda da utanma, çekinme gibi duygu ve davranışların sıklıkla görülmesi muhtemeldir.
Bir çocuğun utangaçlık olduğunu çok net görürüz. Utangaç diye nitelendirdiğimiz çocuklar; *Tanımadıkları birini görünce başlarını çevirirler, *Tanıdığı insanların arkalarına saklanırlar, *Elleriyle oynarlar yada parmaklarını emerler, *Göz kontağı uzun süre kuramazlar, *Toplu aktivitelerde yanlız başına otururlar, *İnsanlarla iletişim kurmakta zorlanırlar, *Yabancı insanların yanında becerilerini gösteremez,
Ebeveynler olarak neler yapabiliriz; *Farklı ortamlara girildiğinde adaptasyon süresi tanıyınız, *Hoşlanmadığı biryere gitmek için zorlamayınız, *Yabancılarla konuşması için zorlamayınız, *Çocuk bilmediği biryere götürülmeden o yer hakkında çocuğa bilgi verin ve olumlu konuşun, *Ailecek sosyal olmaya çalışın, *Olumsuz bir davranış yaptığında yüzüne vurmayın, olumluyu anlatın, *Utandığında üzerine gidip zorlamayın, *Kalabalıkta eleştirmeyin, *Yetersiz kaldığı alanları geliştirirken yetenekleri üzerinde de durun, *Hiç bir zaman başka çocuklarla kıyaslamayın yada yarış içine sokmayın, *Farklı ortamlarda çok iyi yaptığı becerilerin üzerinde durun, * Mükemmeliyetçilikten, baskıcılıktan ve aşırı koruyuculukta vazgeçin, *Çocuğa sorulan soruya siz cevap vermeyin, çocuğa zaman tanıyın, *Yapabileceği işleri siz yapmayın ve hayatını gereksiz yere kolaylaştırmayın, *Kendiniz gibi olması yönünde zorlamayınız, *Sizin değil kendi yolundan sürüyüp bir ayak izi olmasına fırsat tanıyınız, *Empati kurunuz, *En önemlisi de şimdinin çocuğu geleceğin yetişkini olarak çocuğa SAYGI duyunuz.
Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı
İsa ÖZBİLİR
Utanma duygusunun oluşumunda, bireyin yapısı, genetik faktörler, ebeveyn tutumları, yetersiz sosyal hayat, özgüven eksikliği, fiziksel eksiklik, psikomotor alanlarda yetersizlik gibi pek çok neden sayabiliriz.Utanma duygusu yaşayan çocuğun, saymış olduğumuz alanların birden fazlasında da sorun olabilir.Özellikle okul öcnesi yaşlardaki çocuklarda hakim olan utanma duygusu, çocuğu yanlış yaklaşımdan kaynaklı, yetişkinlikte bile devam eder.
Çekingenlik yada utangaçlık çoğu çocukta vardır.Aslında normal olan bu duyguyu bazı aileler abartmaktadır.Bir de aileler, bu abartışın üzerine pedagojiden uzak bir yaklaşımla giderek, olası olan duyguyu bir sorun haline getirmektedir.Ailesiyle beraber misafirliğe giden, 4 yaşında bir çocuk düşünün. Ev sahibi "oğlum sen nasılsın" diye sorar. Çocuk hemen annesinin arkasına saklanır. Anne ise " oğlum ne var utanacak, amca sana bir şey soruyor" yada "oğlum cevap versene amcaya" diye çıkışır. Bu cümleyi çoğu ebeveyn kurar. Ama çocuk yine sessiz kalır. Bu yaklaşım çok işe yaramaz. Yine de ebeveynler soruya karşı refleks olarak bu klişe cümleleri sık sık kullanır.
Utangaçlık genelde 3-6 yaş aralığındaki çocuklarda bariz olarak görülmektedir. Bu yaştaki çocuklar bu davranışı oldukça sık sergilerler. Bir çocuğun utangaçlık davranışını bırakması yada sorunun çözümü çok da zor değildir. Ailenin bu durumda yapması gereken ilk görev, çocuğu başkalarının yanında utandırmamaktır. Aile çocuğun yanında başkalarına "benim oğlum biraz utangaçtır" gibi cümleler kurmamalıdır. Tabiki de ebeveynlerin yapması gerekenleri, bu gibi söylemlerle sınırlayamayız.
Utangaç davranışların altında bir çok sebep olabilir.Bu sebeplerin başında ise "tehlike" gelir.Çocukların tanımadığı, daha önce hiç görmediği kişilerle konuşmamalarının altında yatan sebep, tehlike hissidir.Çünkü bir bebek, çocuk yada yetişkin hiç farketmez; bilinmeyene karşı şüpheci bir bakış gösterir. Bu gayet normaldir. Bebeklerde utangaçlık 5-6 aylıkken başlar. Örnğin; Annenin kucağında duran bir bebek, yabancı biri tarafından sevilmek istediğinde, bebek yüzünü annesinin göğsüne saklar. Yada bir bebek yerde sakince oynarken, yabancı biri bebeği kucağına aldığında ağlar. Misafirlikte olan bir bebek kalabalıkta ağlar, herkes sırayla kucağına alır, yine de susmaz. Taki annesi kucağına alana kadar.Bu vermiş olduğum üç örnekte de kaygı ve korkudan kaynaklı bir tehlike söz konusudur. Bir bebeğin böyle bir durum karşısında göstermiş olduğu tepki ve takındığı davranış, sadece utangaçlık değildir. Bebek tehlike karşısında kendini korumaya almaktadır. Bebekler yabancı kişilerden önce saklanır daha sonra ise usulca yabancı kişiyi izlemeye başlar. Ancak bir müddet sonra yabancılarla iletişime geçmeye başlar.
Utanma duygusunun en yoğun yaşandığı dönem 1. çocukluk dönemi dediğimiz, 3-6 yaş aralığındaki dönemdir.Bu dönemde çocuklar bireyselleşmeye başlarlar. Ve artık başkalarının söyledikleri çocuk için daha önemli hale gelmiştir. Çocuk, özellikle aile bireylerinin dışında bulunduğu ortamlarda yapmış olduğu davranışlardan çekinir,korkar yada utanır.Çünkü beğenilmemeyi ve eleştiriyi artık ayırt etmeye başlamıştır. İyi yapamadığı bir beceri karşısında gülünç bir duruma düşüp alay konusu olmak istemez. Bu nedenle o beceriyi tekrar edip tam anlamıyla öğrenmektense, o becerinin öğrenilmesini erteler. Başarısız olma hissi, çocuğun çekinmesine sebep olur ve çocuğu huzursuz eder. Yapılan bazı araştırmalar da korku,kaygı ve huzursuzluk durumunu yoğun yaşayan çocuklarda nörolojik ve fizyolojik değişimlerde olduğunu göstermiştir. Organizmadaki sinyal akışları daha basit hareket eder. Bu durumu yaşayan kişiler, hayatları boyunca korkulu,kaygılı, şüpheci ve tehlike eşiği daha yüksek insanlar olarak yaşamlarını devam ettirirler.
Çocu ebeveyn çocuğu yada çocuklarıyla alakalı yüksek kaygı hisseder. Çocuklarda utanmaya eğilim bu durumda başlar. Anne ve babalar çocuğun fikirlerine, davranışlarına, isteklerine, kişiliklerine, özgürlüklerine kayıtsız kalmamalıdırlar. Çocuğun kendisini ifade edemediği, eleştiri yapamadığı, itiraz ve reddetme hakkının olmadığı, kızılarak susturulduğu bir ev ortamında, çocuğun hem özgüveni hemde başkalarına olan güven duygusu gelişmeyecektir.Bu duruma istinaden çocukta utangaçlık duygusu gelişecektir. Benzer bir durum çocuğuna aşırı düşkün, çocuğu için çok kaygılanan, çocuğunu çok koruyan ailelerdede görülmektedir. Çocuğun yetişkinliğe hazırlık yaptığı dönemde, bağımsız ve özgür hareket etmesini engellenmemelidir. Çocuğun yapabildiği becerilere fazla korumacı yaklaşıp yardım edilmemelidir. Çocuğun yaşadığı problemleri, çocuk kendisi çömeye çalışmalıdır. Utangaçlığa sebep olan bir başka aile tipi de sosyal olmayan aile tipidir. Bu profildeki bir aile misafirliğe pek gitmez. Toplu olarak dışarıda yemek yemeye yada eğlenmeye gitmez. Elzem olmadığı sürece insanlarla konuşmaz. Yeni insanlarla tanışma gereksinimi hissetmez. Yani yaşamının içinde sosyalliye yer bulunmaz. Böyle bir aile ortamında yetişen çocuklarda da utanma, çekinme gibi duygu ve davranışların sıklıkla görülmesi muhtemeldir.
Bir çocuğun utangaçlık olduğunu çok net görürüz. Utangaç diye nitelendirdiğimiz çocuklar; *Tanımadıkları birini görünce başlarını çevirirler, *Tanıdığı insanların arkalarına saklanırlar, *Elleriyle oynarlar yada parmaklarını emerler, *Göz kontağı uzun süre kuramazlar, *Toplu aktivitelerde yanlız başına otururlar, *İnsanlarla iletişim kurmakta zorlanırlar, *Yabancı insanların yanında becerilerini gösteremez,
Ebeveynler olarak neler yapabiliriz; *Farklı ortamlara girildiğinde adaptasyon süresi tanıyınız, *Hoşlanmadığı biryere gitmek için zorlamayınız, *Yabancılarla konuşması için zorlamayınız, *Çocuk bilmediği biryere götürülmeden o yer hakkında çocuğa bilgi verin ve olumlu konuşun, *Ailecek sosyal olmaya çalışın, *Olumsuz bir davranış yaptığında yüzüne vurmayın, olumluyu anlatın, *Utandığında üzerine gidip zorlamayın, *Kalabalıkta eleştirmeyin, *Yetersiz kaldığı alanları geliştirirken yetenekleri üzerinde de durun, *Hiç bir zaman başka çocuklarla kıyaslamayın yada yarış içine sokmayın, *Farklı ortamlarda çok iyi yaptığı becerilerin üzerinde durun, * Mükemmeliyetçilikten, baskıcılıktan ve aşırı koruyuculukta vazgeçin, *Çocuğa sorulan soruya siz cevap vermeyin, çocuğa zaman tanıyın, *Yapabileceği işleri siz yapmayın ve hayatını gereksiz yere kolaylaştırmayın, *Kendiniz gibi olması yönünde zorlamayınız, *Sizin değil kendi yolundan sürüyüp bir ayak izi olmasına fırsat tanıyınız, *Empati kurunuz, *En önemlisi de şimdinin çocuğu geleceğin yetişkini olarak çocuğa SAYGI duyunuz.
Çocuk Gelişim ve Psikomotor Gelişim Uzmanı
İsa ÖZBİLİR


