20 Nisan 2015 Pazartesi

Sporun Beyin Gelişimine Etkisi

               ÇOCUKLARDA SPORUN BEYİN GELİŞİMİNE                                                                             ETKİSİ

    Spor yapmak çocukların her alandaki gelişimine ciddi oranda katkı sağlar. Sporun çocuğun gelişim alanlarına verdiği katkıyı , diğer akademik - alternatif bütünleme ve terapilerin hiçbiri veremez. Özel gereksinimli bireyler gelişim alanlarında, birbirinden ayrılan konular olması itibariyle spesifik olarak desteğe ihtiyaç duyar. Fiziksel aktivite ve spor  aşağıdaki gelişim alanlarının hepsini birlikte çalıştırarak geliştirir.                        

Psikomotor Gelişim
Fiziksel - Bedensel
Antropometrik Gelişim
Bilişsel Gelişim
Sosyal - Duygusal Gelişim
Zihinsel Gelişim
Dil Gelişimi
Akademik Gelişim

    Peki sporun çocuklarda BEYİN gelişimine etkisi ! Dünya da bu konu üzerine yapılmış yüzlerce akademik - bilimsel araştırma mevcut. Sporun beyin gelişimine olan etkisi uzun ve detaylı bir konudur. Bu konu üzerine yapılmış olan bazı araştırmaları , kısaca anlatacağım.

PEKİ SPOR BEYNİMİZİ NASIL ETKİLİYOR ? 

    Spor kan dolaşımını düzene sokar ve birlikte tüm vücudun özellikle ise  beynin ihtiyaç duyduğu  hemoglobin seviyesini arttırır. Beyin herhangi bir aktivite esnasında zorlanmaya başladıkça oksijene olan gereksinim artar. Sinir hücrelerinin yeniden yapılanmasına yardımcı olarak beyindeki hücrelerin yaşlanmasını geciktiriyor. Sinir hücreleri arasındaki ilişkiyi düzenleyerek özellikle hızlı tepki verme , senkronizasyon ve genel koordinasyon yeteneğini geliştiriyor.

    Muğla ve Marmara Üniversitelerinin ortaklaşa yaptığı bir çalışmada kontrol grubu olarak 15 kız, 15 erkekten oluşan ve 8 hafta boyunca durağan bir yaşam süren üniversite öğrencileri kullanılmıştır. Deney grubu olarak ise yine 15 kız, 15 erkekten oluşan ve haftada 3 kez 1’er saatlik hafif ve orta derecede egzersiz yapan üniversite öğrencileri kullanılmıştır. 8 hafta boyunca veri toplama aracı olarak ise, depresyon puanlarını belirlemek için Beck Depresyon Envanteri (BDA) ve atılganlık durumunu belirlemek için Rathuss Atılganlık Envanteri (RAE) kullanılmıştır. Sonuç olarak düzenli olarak yapılan egzersizin öğrencilerin depresyon ve atılganlık düzeylerini her iki cinsiyette de anlamlı biçimde olumlu etkilediği gösterilmiştir. Bu tip egzersizler depresyon ve anksiyeteyi azaltır, kişiye kendini iyi hissettirir. Fiziksel egzersiz yaparken depresyon hislerinin korunması zordur. Dahası egzersiz mutluluk hormonları olarak bilinen endorfinlerin salgılanmasını arttırmaktadır.

    Avrupada yapılan başka bir araştırmada, düzenli egzersizin kronik ağrı hissini azalttığı – yok ettiği yönündeki araştırma. Sıçanlar üzerinde yapılan bu araştırma durağan yaşayan hayvanlardaki ağrıya neden olan reseptörlerdeki (hücre dışındaki bir sinyali hücre içine taşıyan bir protein) termal uyarıya karşı olan aşırı hassasiyetin 3 hafta sonra dahi devam ettiğini, egzersiz yaptırılan hayvanlarda ise bu aşırı hassasiyetin 5 gün sonra azalmaya başladığı tespit edilmiştir. Yapılan ölçümler sonucunda ise kısa dönemli egzersizin dahi ağrı hissini gideren endojen analjezik maddelerin salgılanmasını henüz aydınlatılamayan bir mekanizma ile arttırdığı görülmüştür.Egzersizin kan basıncı üzerine olan düzenleyici etkisinin mekanizmasını inceleyen araştırmacılar egzersiz sonucu kalbin atriumlarından salgılanıp kan basıncının ve ozmolaritesinin ayarlanmasında rolü olan atrial natriüretik peptidin beyindeki benzeri olan beyin natriüretik peptidinin ve oksitosinin salgılanmasının arttığını bulmuşlar.

    Egzersizin diğer somut etkileri ise beyin hücrelerimiz olan nöronlar üzerine. Beynimiz vücut ağırlığımızın yalnızca %3’ ünü oluşturmasına rağmen kalbin pompaladığı kanın %20'sini, aldığımız oksijenin ise %25’ini kullanan çok kompleks bir organ. Egzersiz sırasında çalışan kaslara daha fazla kan gitmesi gerektiği için beynin aldığı kan miktarının yüzdesi düşse de kalp debisindeki büyük artışın sonucu olarak aslında beyne giden kan yüzde olarak azalsa da miktar olarak artmaktadır. Bu sayede beyin hücrelerine daha fazla miktarda ulaşan ve antiapoptotik bir molekül olan gelişim faktörü (growth factor) özellikle nörodejeneratif hastalıkların oluşmasına neden olan nöron ölümünü (apoptozis, programlanmış hücre ölümü yoluyla) azaltmakta ve hatta nöronların sayılarını ve büyüklüklerinin (yaptıkları sinapsların) artmasını sağlamaktadır. Bu sayede ise düzenli egzersiz yapılarak aralarında Parkinson (Xu, 2010) ve Alzheimer (Scarmeas, 2010) da bulunan bir çok nörodejeneratif hastalığa karşı durabileceğimiz görüşü bir çok araştırmacı tarafından desteklenmektedir.

    Düzenli egzersiz beyin yapısını da değiştiriyor. Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme gibi ileri görüntüleme teknikleri sayesinde düzenli egzersiz yapanlarda ön tekil korteksin aktivitesinin arttığı gösterilmiş. Limbik sistemin bir parçası olan bu bölge ise duyusal ve motor işlemleme, duygulama ve kavrama ile ilgili olarak bir çok bölge ile yoğun nöron bağlantısı içinde. Egzersizin beyin yapısını değiştirdiğine ait diğer araştırmalar ise egzersizin toplam beyin aktivitesini arttırdığı (Colcombe, 2006) ve gri/beyaz madde oranını yükselttiği (Gordon, 2008) yönünde.
 
American College of Sports Medicine kaynaklı düzenli egzersizin erkek bireylerdeki depresyon olgularına etkileri konulu makalede ise erkeklerin sigara ve alkol kullanımları araştırılmış. Araştırma sonuçlarına göre beklendiği gibi düzenli olarak egzersiz yapan kişilerde sigara ve alkol kullanımı anlamlı derecede az. Hatta sigara ve (apoptozis, programlanmış hücre ölümü yoluyla) alkol bağımlısı durağan kişilerin düzenli egzersiz yapmaya başladıklarında bu tür maddeleri kullanma miktarlarında azalma da tespit edilmiş. Bilim adamları bunu beyindeki bağımlılık yaratan merkezin sigara ve alkol yerine egzersiz bağımlılığı ile uyarılarak kişisel tatminini sağladığı şeklinde yorumlamışlar ve sigara içerken beyinden salgılanan bazı keyif verici maddelerin egzersiz sırasında ve sonrasında da salgılandığını bulmuşlar.
                                            
EGZERSİZ BEYİN HÜCRELERİNİ YENİLİYOR

    Illinois Üniversitesi Sinirbilim ve Kinesiyoloji* Bölümü'nden Charles Hillman 'ın egzersiz-beyin gücü ilişkisini ortaya çıkartmak amacıyla ilköğretim kurumlarından 259 öğrencinin katılımı ile yaptığı araştırma, egzersizin beyni nasıl etkilediğini ortaya koydu. Diğer öğrencilere göre beden eğitimi derslerine daha fazla zaman ayıran denekler, sosyo ekonomik statülerinden bağımsız olarak, matematik ve okuma derslerinde daha üstün bir performans sergilediler. Araştırma sonunda önemli konulardan biride, üç ay gibi kısa bir sürede, yoğun bir aerobik programının beyinde yeni sinir hücrelerinin oluşumuna yol açtığı görüldü.

    Uzun süredir bunun mümkün olamayacağını düşünen bilim adamları, şimdi yaşlı sinir hücrelerinin bile yoğun ağlar oluşturabileceğini kabul ediyorlar. Bu ağlar insanların daha hızlı ve daha verimli düşünmesinin yolunu açıyor. Ayrıca egzersizin, Alzheimer'ın, dikkat eksikliği hiperaktivite sendromunun ve diğer bilişsel hastalıkların ortaya çıkışını geciktirdiği ve engellediği ileri sürülüyor. Sonuçta yaşa bağlı olmaksızın, güçlü ve zinde bir bedenin güçlü ve zinde bir beyin yarattığı bilimsel olarak kanıtlanmış oluyor.

    Bilim adamları sağlam vücudun sağlam bir beyin anlamına geldiğinin farkındaydı ancak ellerinde somut bir kanıt yoktu. "Atletik bilim adamı" yalnızca NCAA'nın (National Collegiate Athletic Association-Amerikan Üniversite Atletik Birliği) düşlediği bir pazarlama manevrası değildi; bu kavram, tarihte Eski Yunan'a kadar uzanan bir geçmişe sahipti. Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden John Ratey , "Sportmen bir vücuda sahip olmak akademik eğitim kadar önemliydi" diyerek tarihte spora verilen değere dikkat çekiyor. Bu arada Batılı bilim adamları da sporcu kalbinin, vücudun diğer organlarıyla birlikte, beyne daha fazla kan pompaladığını fark etmişlerdi. Daha fazla kan, daha fazla oksijen anlamına geldiği için egzersiz yapan bir kişinin beyin hücreleri daha iyi beslenir. Onlarca yıldır atletik vücut ile zihinsel güç arasında bilimin bulduğu tek bağlantı buydu. Artık, beyin tarama cihazları ve biyokimya alanındaki gelişmelerden yararlanan bilim adamları, egzersizin beyinde yarattığı etkileri daha derinlemesine araştırabiliyorlar. Egzersizin etkisi önce kaslarda kendini gösterir. İki veya dört başlı bir kasın her kasılması ve gevşemesinde, IGF adı verilen bir proteinin de aralarında bulunduğu kimyasal maddeler salgılanır. Bu maddeler kan ile birlikte yol alır ve sonunda beyne ulaşır. IGF, beyinde, vücudun "nörotransmiter fabrikasındaki ustabaşı" gibi çalışır. Bu protein, başka kimyasal maddelerin üretilmesi için emirler yağdırır. Bu maddelerden biri de beyinde üretilen BDNF'dir (Brain Derived Neurotrophic Factor). "Spark: The Revolutionary New Science of Exercise and the Brain- Egzersiz ve beynin devrim yaratan yeni bilimi " isimli kitabın yazarı Ratey, "Mucize" olarak değerlendirdiği bu molekülün daha üst düşüncelere varan faaliyetleri tetiklediğini belirtiyor. Düzenli egzersiz yardımıyla vücut, BDNF düzeyini geliştirir ve bunun sonucunda beynin sinir hücrelerinde dallanmalar başlar. Böylece birbirleriyle birleşen yeni yollar haberleşme alt yapısını geliştirir.. Öğrenme olgusunun altında yatan bu süreçtir.

    Beyin hücreleri arasındaki tüm birleşme noktaları, ileride kullanılmak üzere bir kenarda tutulan yeni yetenek veya bilgilerdir. Bu süreçte çok önemli bir rol oynayan BDNF'nin miktarı çok ise, beynin kapasitesi de o kadar genişler. UCLA'dan sinirbilimci Fernando Gomez-Pinilla , BDNF'nin az olması durumunda beynin yeni bilgilere kendisini kapattığını söylüyor. Gomez-Pinilla, yaptığı deneylerde sıçanları tekerlekler üzerinde koşturarak, beyinlerindeki BDNF miktarını artırdı. Daha sonra hayvanların yarısını özgür bırakan Gomez-Pinilla, diğer yarısında BDNF'nin etkilerini ilaçla bloke etti. Bir sonraki aşamada atletik sıçanların zekalarını ölçmek için gizlenmiş bir nesneyi bulmalarını istedi. İlk grup kolayca nesneyi bulurken, BDNF'leri bloke edilen ikinci grup ilki kadar başarılı olamadı. Nature dergisinde yayımlanan benzer bir çalışmayı insanlar üzerinde gerçekleştirdi. BDNF üretiminden sorumlu genlerinde bozukluk olan talihsiz insanların, yeni bilgileri belleklerinde tutamadıkları ve eski bilgileri hatırlamakta zorluk çektikleri izlendi.

SPOR İLE NÖRON OLUŞUMU 

    İnsanların pek çoğu erişkin yaşa ulaştıklarında beyinlerindeki BDNF düzeyi sabitlenir. Ancak yaşlanmaya başladıkça nöronları tek tek ölmeye başlar. 1990'lı yılların ortalarına kadar bilim adamları bu kayıpların geri kazanımının mümkün olmayacağına inanıyorlardı. Başka bir deyişle beynin ölü nöronların yerine yenilerini üretmesi mümkün değildi. Ancak son 10 yıldır hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, bu görüşün yanlış olduğunu, beynin bazı kısımlarında "nörojenez-sinir sisteminin gelişmesi, sinir dokusu oluşması"nın egzersiz ile mümkün olabileceğini gösterdi.

    Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yer alan bir makale bu ilkenin insanlarda da geçerli olduğunu ilk kez gösteriyor. Üç ay süren yoğun bir egzersiz programı sonunda deneklerin beyinlerinde yeni nöronların çıktığı görüldü. Kalp-damar sağlığı yönünden en iyi durumda olanların daha fazla sayıda nöron geliştirmesi de ayrıca dikkat çekiciydi. Bunların, kök hücrelerini tam anlamıyla gelişmiş, işlevsel nöronlara dönüştüren BDNF'nin marifeti olabilirdi. Bu deneyi gerçekleştiren Columbia Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden nörolog Scott Small ve Salk Enstitüsü'nden nörobiyolog Fred Gage sonuçları şöyle değerlendiriyor: "Egzersizin beyinde ne gibi etkiler yarattığını ilk kez izliyoruz. Bu sonuçların anlamını çözmeye uğraşırken, gelişmeye açık yeni bir konu ile karşı karşıya olduğumuz apaçık."



SPOR YAPARKEN BEYNİN NERESİ ETKİLENİYOR 

Small ve Gage'in deneyinin değerlendirilme aşamasında, önce yeni beyin hücrelerinin nerede geliştiği araştırıldı. Deneyde, egzersizin etkisiyle beynin tek bir bölgesinde yeni nöronların yeşerdiği görüldü. Bu, hipokampus'un "dentate gyrus" bölgesiydi. Öğrenme ve belleği kontrol altında tutan bu bölge, beynin isimleri ve yüzleri eşleştirmesini sağlar. Yaşlılığa bağlı erozyonun ilk hedefi bu bölgedir. Neyse ki, hipokampus, BDNF'nin yapıcı etkilerine son derece açıktır. Dolayısıyla hipokampus'un yenilenme olasılığı söz konusudur.

    Illinois Üniversitesi'nden psikolog Arthur Kramer, "Bu yaşlanma sürecinin yavaşlatıldığı anlamına gelmiyor. Tam tersi bu işlem, yaşlanmanın tersyüz edilmesidir" diyor. Kramer ayrıca karar verme, birden fazla işlevi aynı anda yürütme ve planlama gibi üst düzey düşüncelerin yürütüldüğü frontal lobun egzersiz sonucu boyutlarında genişleme olduğunu fark etti. Ve daha önce 60'lı ve 70'li yaşlarındaki kadın ve erkekler üzerinde yürütülmüş bir düzine kadar eski çalışma da, hızlı yürüyüş ve diğer aerobik egzersizlerin frontal  lob'u geliştirdiğini ortaya çıkartmıştı.

    Bilim adamlarına göre nöronlar, beynin bunların dışında kalan kısımlarında gelişmez. Ancak beynin bu diğer bölgeleri egzersizden başka şekillerde yararlanır. Small, beyin hacminin egzersiz yardımı ile genişlediğini söylüyor. Ratey ise "Dopamin, serotonin, norepinefrin gibi salgılar da egzersiz ile birlikte artar. Dolayısıyla egzersiz yapmak bir miktar Prozac, bir miktar da Ritalin almak gibidir" diyor.

SPORUN ANINDA GÖRÜLEN ETKİLERİ

    Oluşumu haftaları bulan nörojenez'den farklı olarak, diğer etkiler egzersizden hemen sonra hissedilir. Hillman, koşu bandında yarım saatlik bir egzersizden 48 dakika sonra beynin daha zinde olacağını söylüyor. Ancak işin bir de kötü yanı vardır ki; o da bütün bu etkilerin geçici olmasıdır. İnsanların kilosu gibi, zihinsel formun da korunması gerekir. Yeni nöronlar ve aralarındaki bağlantılar yıllarca dayanabilir. Ancak egzersize son verildiği zaman birkaç ay içinde "astrositler" büzülür ve nöronlar eskisi gibi görevini yapmaz. Bu nedenle egzersizin etkisini sürdürmek için egzersize devam etmek gerekir.

    Illinois Üniversitesi'nden psikolog William Greenough ,  "20 yaşında yaptığınız egzersizlerin yararının 70 yaşına kadar süreceğini düşünüyorsanız aldanıyorsunuz. 70 yaşındayken sağlam bir beyne sahip olmak istiyorsanız aradaki 50 yıl boyunca egzersizi bırakmamanız gerekir" diyor.

ÇOCUKLARDA SPORUN BEYİN ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

    Egzersiz üzerindeki çalışmaların pek çoğu yaşlılar üzerine odaklanmıştır. Ancak jimnastik ve spor yalnızca bu insanları etkilemez. Aslında gençlerde egzersizin etkisi daha güçlüdür. "Gelişmekte olan beyinlerde egzersizin etkisi daha uzun sürer" diye konuşan Georgia Üniversitesi'nden spor bilimleri profesörü Phil Tomporowski, "Çocuklarda, yetişkinlerde olduğu gibi egzersizden en fazla yararı hipokampus sağlar. Hiperaktif çocukların ebeveynleri bunun farkındadır. Pek çok vak'ada ilaç yerine çocukların yoğun spor yapması önerilir." Yoğun bir spor çocukların beyinlerinde kalıcı etki yaratır.

    20 yaşına kadar çocukların frontal lobları tam olarak gelişmez. Dolayısıyla çocuklar, gerekli fonksiyonların yerine getirilmesi için beyinlerinin başka bölümlerini kullanırlar. Bunlardan biri de beynin öğrenme bölgesidir. Hillman'ın deneyinde ilköğretim çağındaki çocukların egzersiz sonucu matematik, okuma gibi derslerinde daha başarılı olmaları bunun sonucudur.



BEDEN EĞİTİMİ DERSLERİ ARTTIRILIP ÖZELLİKLE ANTRENÖRLERİN ÇALIŞMA ALANLARI KOLAYLAŞTIRILMALIDIR. 

    Bu bulguların ışığı altında eğitimciler şimdi devlet okullarında beden eğitimi derslerine ağılık verilmesi için çaba sarf ediyorlar. Beden eğitimi derslerinin yoğunlaşmasıyla öğrencilerin diğer derslerde de daha başarılı olacaklarına dikkat çeken bilim adamları, siyasetçileri bu yönde yasa değişikliği yapmaları yönünde uyarıyorlar. ABD'de son yıllarda bazı okullarda okuma derslerinden hemen önce beden eğitimi derslerinin konduğu izleniyor. Öğretmenler, bu sınıflarda çocukların okuma becerilerinde belirgin bir düzelme olduğunu belirtiyorlar. Önemli sonuçlardan biri de, antrenörlerin birebir yaptırdığı  denge , senkronizasyon ve bilateral çalışmaların; aritmetik alan muhakeme ve konuşma merkezine olan etkisini su yüzüne çıkarmıştır.

    Bunların yanı sıra eğitimciler daha uzun vadeli planlar da yapıyorlar. Spor alışkanlığını küçük yaşta edinen çocukların büyüdüklerinde daha aktif yetişkinler olma olasılığı yüksektir. Bu durumda çocuklar, büyük ebeveynlerinin karşı karşıya olduğu sorunlara maruz kalmayabilirler. Bu sorunların başında Alzheimer ile sonuçlanan bilişsel çöküntüdür. Gomez Pinilla'ya göre Amerikan tipi yaşam tarzı, genellikle hareketsizliğe dayandığı için Alzheimer'a davetiye çıkartır. "İnsanların evrimi, hareketli bir yaşam tarzı üzerine kurguludur" diye konuşan Gomez-Pinilla, "Dolayısıyla hareketsizlik üzerine kurgulanan modern yaşam tarzı nedeniyle beynimiz gerektiği gibi çalışamıyor" diyor. Önceki bilimsel çalışmalar haftada birkaç kez egzersize zaman ayıranların, oturduğu yerden kalkmayan yaşıtlarına göre Alzheimer hastalığına daha ileri yaşlarda yakalandığını gösteriyor. Konuya istinaden, fareler üzerinde yapılan son çalışmalarda tekerlekler üzerinde daha fazla koşuşturan hayvanların beyninde plaka oluşumunun azaldığı ve yavaşladığı izlendi.

SPOR ÇOCUKLARIN KAVRAMA YETENEĞİNİ DE GELİŞTİRİYOR

    American Collage of Sports Medicine (ACSM)’ın yaptığı bir araştırmada düzenli olarak fiziksel aktivitede bulunan çocukların sözel ve sayısal testlerde gelişmeler yaşadıkları kesin olarak gösterilmiştir (Colcombe ve Kramer, 2003). Ayrıca bu aktiviteler ileriki yaşlarda kavrama yeteneğinin kaybolmasına da mani oluyor (Yaffe, 2009).

ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUĞA SAHİP EBEVEYNLER  !!!  YANİ SONUÇ ...

     Bu konuyu özellikle sizin için ele aldım. Ülkemizde spora ve spor yapana verilen destek ve teşvik malumunuz. Avrupa' da özel gereksinimli çocuklar, başta devlet olmak üzere  dernek ve sivil toplum örgütlerinin desteğiyle spor yapma imkanı bulmaktadırlar. Avrupa ' da psikiyatristler bile , özel çocuklara muhakkak spor aktivitesi öneriyor. Gelişimin her alanına pozitif katkı sağlayan spor , ülkemizde psikiyatristler tarafından nedense pek önerilmiyor.  

    Sporun insan beynine olumlu etkileri üzerine yüzlerce bilimsel araştırma yapıldı. Ve daha yüzlercesi de yapılacaktır. Çünkü her geçen gün sporun bireylere başka bir faydası ortaya çıkmaktadır.

    Düzenli egzersiz başta kalp damar, tansiyon, şeker, solunum zorluğu , dikkat dağınıklığı - hiperaktivite , depresyon gibi hastalıkların ortaya çıkmasını engellemektedir. Hatta nörodejeneratif hastalıklarda bile egzersiz son derece önemli bir yer tutar. Bu hastalıklar kronik düzeyde oluştuğunda ise hastalıkların kontrol altında tutulması açısından büyük önem taşımaktadır. Yani koruyucu hekimlik açısından faydaları tartışılmazdır.

    Sporun, beyin gelişimine ve problemli beyin bölgeleri üzerine olan etkileri oldukça fazladır. Yakın bir tarihte : Bir spor hareketi beynin konuşma merkezini çalıştırıyor ve konuşamayan özel gereksinimli çocuklar, sporla konuşuyor. O hareket de ''şu'' diyen biri olursa hiç şaşırmayın. Belki sevimli ütopik bir örnek oldu gibi görünse de, sporun insana katkılarını şöyle bir düşünecek olursak hiç de ütopik değil.

                                                                 Çocuk Gelişimi ve Psikomotor Gelişim Uzmanı       
                                                                                                                               
                                                                                          İsa ÖZBİLİR

KAYNAK:

Egzersiz ve spor fizyolojisi Prof. Dr. Necati AKGÜN 5.baskı 2.cilt 1994 ISBN 975-483-268-4

Fitness for Life Charles B. Corbin Ruth Lindsey 5. Edition 2005 ISBN 0-7360-4662-3

The effect of recreational physical exercise on depression and assertiveness levels of university students. (English) By: Tekin, Gülcan; Tayfun Amman, M.; Tekin, Ali. International Journal of

Human Sciences, 2009, Vol. 6 Issue 2, p148-159, 12p, 4 Charts; Language: Turkish

The Effect of Exercise on Depression and Anxiety of Students.Tam Metin Mevcut By: Biçer, Süreya

Yonca; Asghari, Akbar; Kharazi, Parvane; Asl, Nader Shaygan. Annals of Biological Research, 2012, Vol. 3 Issue 1, p270-274, 5p

Exercise can seriously improve your mental health: Fact or fiction? Tam Metin Mevcut Donaghy,

Marie E., Advances in Physiotherapy 2007, Vol. 9 Issue 2, p76

Acute and chronic exercise modulates the expression of MOR opioid receptors in the hippocampal formation of rats By Mônica Sílvia Rodrigues de Oliveira; Maria José da Silva Fernandes; Fulvio

Alexandre Scorza; Danielle Suzete Persike; Carla Alessandra Scorza; Jaqueline Botelho da Ponte;

Marly de Albuquerque; Esper Abrão Cavalheiro; Ricardo Mario Arida. In Brain Research Bulletin. 2010 83(5):278-283 Language: English. DOI: 10.1016/j.brainresbull.2010.07.009

Aerobic Exercise Alters Analgesia and Neurotrophin-3 Synthesis in an Animal Model of Chronic

Widespread Pain. Tam Metin Mevcut Sharma, Neena K.; Ryals, Janelle M.; Gajewski, Byron J.;

Wright, Douglas E., Physical Therapy May2010, Vol. 90 Issue 5, p714

Treadmill exercise represses neuronal cell death in an aged transgenic mouse model of Alzheimer's disease Alıntının Bulunabileceği Yerler By Hyun-Sub Um; Eun-Bum Kang; Jung-Hoon Koo; Hyun-

Tae Kim; Jin-Lee; Eung-Joon Kim; Chun-Ho Yang; Gil-Young An; In-Ho Cho; Joon-Yong Cho. In

Neuroscience Research. 2011 69(2):161-173 Language: English. DOI: 10.1016/j.neures.2010.10.004

Systematic review of the effect of aerobic and resistance exercise training on systemic brain natriuretic peptide (BNP) and N-terminal BNP expression in heart failure patients Alıntının

Bulunabileceği Yerler By N.A. Smart; M. Steele. In International Journal of Cardiology. 2010 140(3):260-265 Language: English. DOI: 10.1016/j.ijcard.2009.07.004

Plasma beta-endorphin concentration: response to intensity and duration of exercise. Alıntının

Bulunabileceği Yerler / Concentration plasmatique de beta-endorphine: reponse a l ' intensite et a la duree de l ' exercice. Goldfarb, A.H.; Hatfield, B.D.; Armstrong, D.; Potts, J., Medicine & Science in

Sports & Exercise Apr 1990: Vol. 22 Issue 2. p. 241-244

Physical activity and memory functions: An interventional study Alıntının Bulunabileceği Yerler By

R. Ruscheweyh; C. Willemer; K. Krüger; T. Duning; T. Warnecke; J. Sommer; K. Völker; H.V. Ho;

F. Mooren; S. Knecht; A. Flöel. In Neurobiology of Aging. 2011 32(7):1304-1319 Language:

English. DOI: 10.1016/j.neurobiolaging.2009.08.001

Exercise preferences of patients in substance abuse treatment Alıntının Bulunabileceği Yerler By Ana

M. Abrantes; Cynthia L. Battle; David R. Strong; Eileen Ing; Mary Ella Dubreuil; Alan Gordon;

Richard A. Brown. In Mental Health and Physical Activity. Language: English. DOI: 10.1016/j.mhpa.2011.08.002

Alcohol and Marijuana Use among American High School Seniors: Empirical Associations with

Competitive Sports Participation. Tam Metin Mevcut Denham, Bryan E., Sociology of Sport Journal

Sep2011, Vol. 28 Issue 3, p362 (English Abstract Available)

Association between leisure time physical activity and depressive symptoms in men; John C.

Sieverdes, Billy M. Ray, Xuemei Sui, Gregory E. Hand

Friends and physical activity during the transition from primary school to secondary school; Ashley R. Cooper